1. YAZARLAR

  2. Elif GÜNEŞTEKİN

  3. İbadet gayeni oluşturur
Elif GÜNEŞTEKİN

Elif GÜNEŞTEKİN

Yazarın Tüm Yazıları >

İbadet gayeni oluşturur

A+A-

Kalem ile yazmanın ibadete dönüşme sırrını düşünürken  abd olmak arzusu bu dönüşümün,  fikirleri Cenab-ı Hakka çevirmenin en kısa yolunu fehmettirdi.

Kalem ile yazmak insanların istidadıdır. Kime yazdığına odaklanmak ise kabiliyettir. Bu sebeple Fıtrat; insanın ibadete istidadının olduğunu gösterir.

Hayatın emareleri olan yürümek, koşmak, yazmak, okumak, konuşmak vs. Bunlar insanın fıtratında yerleşmiş  zamanın  geçmesiyle  mükemmelleşecek istidadlardır.  Mükemmelleşmeyecek tek şey önyargılardır. Zamanda esir kalıp tekamül kanununu hiçe sayan zihniyetler. “Dar düşünceler” der Üstadım...

Evet alemde tekamül kanunu vardır. Muvaffakiyet bunun esrarıdır. Üstadımız, “Kelamlarda sözlerde de zamanın tesiri vardır” der. Allah'ın fıtrat kanunlarına ittiba etmek, hayattar olmayı sağlar.

Zira Hayat  gayemizi oluşturan, kanunlar silsilesidir. Kanunlarla, fikirler adalet kavramını pekiştirir. İnsanın çocukluk, gençlik, ihtiyarlık gibi dönemlerinde geçirdiği talimler, gayesini oluşturacak, hedefine şartlanacak bir adalet terazisi ile yaptırılmaktadır.  Adaleti sağlayacak esas, edeb sırrından inkişaf eder. Edeb külli akıldan istifade etmeye vasıl olabilmektir.

Gördüğümüz gibi mevcudat edeb ile terbiye edilmiştir. Ağaç bir kanun ile sınırını aşmayacak şekilde suret almıştır. Bu sebeple mevcudatın sonsuz bir neşvünema istemesiyle, bu sonsuz açılım; dünya gibi fani olan veyahut ömr-ü tabiîsi olan bir meydanda, kanunlarla herşeye bir hudud verilerek zaman ve mekan ile sergilenmektedir. Kanun dünyadaki bütün enerjilerin dağıtılma ve harekete geçirme tesisine merciidir. Bu sebeple hareketleri ibadetle mana kazandırmak elzemdir. Risale-i Nur “Öyle ise ibadette insanların kusurları, umum kâinata tecavüzdür.” (İşarat-ül İ'caz  97) diyerek mutlak bir noktayı tayin etmiştir. Hayatı anlamlandıran hareketlerini itaat ile kemale ve takva ya ulaştırmak, insan gayesi olmalıdır. Ruhundaki arzuları, aklındaki fikirleri, kalbindeki meyilleri temin edecek Âlemi ahirettir. Bunun da bileti, ibadettir. İbadetin neticesi takva, hususi Cennetini kazandırır. İbadet için yaratılan insan, büyük bir enerjiyi elinde tutma fırsatı verilen tek mahluktur.  Teknolojik ilerlemeler Âlemdeki nizamı sağlar. Çünkü her şey kemal bulmak istediğinden eşya hep ilerleyecektir.

Risale i Nur, “İnsan, santral gibi, bütün hilkatin nizamlarına ve fıtratın kanunlarına ve kainattaki nevâmis-i ilahiyenin şualarına bir merkezdir” (İşarat’ül icaz) der.

Risale-i Nurun santral olarak Sabri abisi vardır. Allah, ondan ebeden razı olsun. Bu hakikatleri şu zamana ve gelecek nesillere aktarımını sağlayacak ilk adımlarını atmıştır. Merkezden dağıtıma vesiledir.  İnsanın kanunlar silsilesinde merkez olması, müsbet harekete sebep olur. Kanun ve insan mükemmel bir hilkat ve fıtrat uyumudur. “Umumi cereyanı te’min etsin” demekle Risale-i Nur,  insanın kanunlarla irtibatının ibadet ile oluştuğunu ve bu ibadetin bir edeb şeklinde kainata talim ettirildiği gözükmektedir. Namaz, vücudu olan her şeye bir talimdir ve hayattır.

Güzel kelimeler, hoş kokular, müsbet konuşmalar bunlar hayra yönelik olduğundan ibadete girer. İbadet, ”tabiat paslarını izale eder” der Üstadım... Tabiat pasları, uzuvlarımızı kirleten kötü sözler, gıybet, menfi düşünceler, su-i zanlar...

Biz ibadet ederken, su-i zanlarla ne kadar santral olabiriz ki... Yan komşuya  menfi düşünceyle nasıl müsbet aşılayabiliriz ki, bırakın komşuyu yanımızdaki evladımıza ne kadar ta’lim ettirebiliriz ki...

Bu yüzden müsbet olabilmek için edep lazımdır. Edeb gözünün üstündeki kaşının, gözünün hakkına geçmesin diye uygulanan adalettir. Adalet eşitlik değildir. Adalet ibadet için gerekli mekan ve zaman uygulamasıdır. Misal olarak tırnak uzaması nın edebini tayin eden adalet, sünneti senniyedir. Bilimsel olarak bir çok hikmeti vardır. Lakin sünnetin uygulanması ibadet olduğu için, yapılan her hareket bir kanunu gösterir. Yani enerji depolanır. Tırnak kesmek, suyu oturarak içmek vs.

İbadet, emredildiği için yapmak ile ihlâsın sırrına eriştirir. Risale-i Nurun talebelerinden, Hasan Atıf abi mümtaz bir örnektir. Hafız Ali abi Nur fabrikası sahibi olarak, Risale-i Nurda ibadetleri bu şekilde kelimelere yansımıştır. Tâhiri abi, kahraman diye tanımlanmıştır. Hüsrev abi, dirayeti ve tedbiri ile yüksek ihlasla anılmaktadır. Abilerin yüklendikleri vazifeler, fıtratlarına uygun davranmaları ile ibadete vasıl olmuştur.

Artık yapılan her hareket yüksek ihlasla, kemalata koşturur. “Abd ile Mabud arasında en yüksek ve en latîf olan nisbet, ancak ibadettir.” (İşarat-ül İ'caz 85)

Dünya ve ahiret işlerini birbiriyle temas ettiren ancak verilen vakitlerde edep ölçüleriyle hareket etmektir. Sabah namazını vaktinde kılmak edebtir. Çünkü sabah vakti havadaki oksijen oranı yüksek olduğundan, yapılan her harekete vücud için sıhhat ve emniyet vardır. Bunu düşünmek, tefekkür etmek elzemdir. Lakin ibadete çeviren sır, emir olduğu için yapmaktır. Evet biri var kanunu ile hayat veren ve bu hayatı bana gaye ettirerek, ruhumu inbisat yani genişletecek ve ebedi kılacak.

Risale-i Nur, Onuncu Söz ile haşir bahsini açarak 12 hakikat kapısını bir saat gibi uygulamayı tazammun ederek her saat diliminde hakkın tecelliyatini görmemi sağlar. Biz de bir zaman grafiğiyiz. Her şeyi zamana göre değerlendirilen bir kanun ile hareket etmekteyiz. İnsan emri ilahi ile fıtratını uygularsa kanun insan da aktif olur...

Şart olan emre tabilik. İbadetin; sırf lillah için olmasını hedeflemek, muvaffakiyetin kendisidir. Bunu muhafaza etmek için Üstadımızın telkinlerinden ikisi ihtiyat ve itidal-ı demmi muhafaza etmek... Kastamonu lahikasında “İhtiyat her vakit lazım” geçer.

Bu kaide müsbet mesleğin oluşabilmesi esasını hatırlatmaktadır. Hayatına, gayesini pusula yapan ve pusulanın kıblesi tevhid olan her akıl kalbini teslimiyetle, nefsini amele ve ibadete vazifedar yapar.

“İhtiyat etmek elzemdir ve itidal-i demmi muhafaza etmek vâcibdir.” (Kastamonu 248) Hayatınızı  gayenize götürecek yollar; engellerinizi ihtiyat ve itidal-i demle aşacağınız, ibadetleriniz ve takvanızdır. Bu sebeple ibadet terk edilmemeli, zira o gayeye götürecek olan istidatlardır. Kabiliyetlerden de vazgeçilmemeli zira o Rabbine yakınlaştırandır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.