1. YAZARLAR

  2. Vehbi KARAKAŞ

  3. Hükûmetin hikmeti-Cemaatin rahmeti
Vehbi KARAKAŞ

Vehbi KARAKAŞ

Yazarın Tüm Yazıları >

Hükûmetin hikmeti-Cemaatin rahmeti

A+A-

Fakültede öğrencilerim “dershaneler” meselesini sordular. Ayyuka çıkan tartışmalardan olsa gerek, bu konuda öğrenciler arasında bile bir huzursuzluk ve tarafgirlik başlamış görünüyor. Onları teskin edinceye ve itidal noktasına çekinceye kadar bir hayli çaba sarf ettim.

İş bu noktalara getirilmemeliydi. Bu mesele belli mahfillerde ele alınmalıydı. Kimseler hırpalanmadan tatlı bir şekilde çözüme kavuşturulmalıydı. Hükümetle-cemaatin öteden beri devam edegelen muhabbet ve samimiyetine yakışan bu idi. Marjinalleşmek iki tarafa da yakışmıyor.

Bu mesele dershaneleri değiştirme ve dönüştürme meselesi değil de, dershaneler üzerinden bir hesaplaşma meselesi ise, bu hesaplaşmayı da biz, iman ve İslam esaslarına gönül vermiş, ihlas ve isar hasletleriyle bezenmiş kesimlere ve kimselere yakıştıramıyoruz.

Hükümet çok iyi bilmeli ki, hükümetin ve Ak Parti’nin içinde cemaate sempati duyan, yardım eden insanlar vardır. Cemaat de çok iyi bilmelidir ki, cemaatin içinde hükümete sempati duyan, oy veren insanlar vardır. Öyleyse gerek hükümet ve gerekse cemaat, aralarında bir ehil ve akil heyet oluşturmalı, bu meseleyi hasmane tutumlar içinde değil dostane tutumlar içinde çözüme kavuşturma yoluna gitmelidirler. Taraflar birbirlerini akl-ı selimle dinlemeli, “haksız ve adaletsiz bir rekabet, gecekondu mantığı ile bir yürüyüş” varsa bunlar iyi niyetlerle ıslah edilmelidir.

Basın-yayın üzerinden tartışmalara, fısıltı gazetesinin yaygaralarına, fettanların, ve nemmamların fitne ve nemimelerine koz verilmemelidir. Herkes kendisini gerek bu dünyada ve gerekse ahirette mahcup edecek söz, tutum ve davranışlardan derhal uzaklaşmalıdır. Hikmetli bir söz hatırlıyorum: “Dost kazanmaya bak. Çünkü düşmanı analar da doğurur.”

Taraflara sesleniyorum:

Siz şimdiye kadar sekülerizmin cenderesinde değil mi idiniz? Ondan kurtulmanın bayramını yaşayacağınız yerde ve günlerde, seküleristlerin size yapmadığını veya yapamadığını birbirinize yapmaya hazırlanmanız hangi insaf ve vicdanla bağdaşır?

Güneydoğuda kardeşlik ve barış rüzgârlarının estiği ve estirildiği bu günlerde hedefi, gayesi ve kıblesi bir olan kitleler arasında ihtilaflar ve kavgalar başlatmak hangi insaf ve vicdana sığar?

Tarihi kavgaları, kabile savaşlarını, kan davalarını bitirip yeni ve temiz sayfaların açılmak istendiği bu günlerde, yeni kardeş kavgalarına kapılar aralamak hangi aklın ve mantığın kârıdır?

Ey hükümet ve cemaat! Neden empati yapmıyorsunuz? Hükümet kendisini cemaatin yerine koysun, cemaat de kendisini hükümetin yerine koysun öyle düşünsün. Her iki taraf da Allah Rasulü Efendimizin, “Kendin için istediğini kardeşin için de istemedikçe mümin olamazsın” hadisini hatırlasın, hatasından dönsün, hatasından dönme faziletinin kahramanı olsun.

Sizin bir olmanızı ve birlikte çalışmanızı isteyen mukaddes değerler çok. Allah’ınız bir, Kitabınız bir, Peygamberiniz bir, kıbleniz bir. Bu mukaddesleriniz sizin bir olmanızı, birbirinizi sevmenizi isterken, siz kimin emriyle birbirinizin ayağına, hatta göbeğine kurşun sıkma noktasına geldiniz? Bu ihtilafınız kimin işine yarayacak? Yoksa bu yaşananlar cemaate de, hükümete de ilahî bir tokat mıdır?

4 Ekim 2013 tarihli bir gazetede kaleme aldığım bir makalemde şunları yazmıştım:

İki kahraman birbiri ile dövüşürse, bir çocuk her ikisini de dövebilir. Kaldı ki düşmanlarınız bir çocuk değil. Kocaman kocaman devler. “Zaman,  kardeşlik zamanı.” Zaman, akıllı, basiretli ve ferasetli olma zamanı.

Hükümetin hikmetiyle, cemaatin rahmeti bir araya gelmeli, ümmetin sahil-i selamete çıkma planı yarım kalmamalıdır.

Bir başka makalemde hatırlattığım bir hususu, önemine binaen yeniden hatırlatmadan yazıma noktayı koymayacağım.

Hüneyn Gazvesinde Allah, düşmanlarının eliyle sahabeye bile çok iyi bir ders vermiştir. Bu savaşta Sahabe çok zayiat verdi. Çok kılıç darbesi yediler. Çünkü bir an gaflete düşüp çokluklarıyla gururlanmışlardı. Elde edilen zaferleri kendi güç ve zekâlarına, sayılarının çokluğuna bağlama temayülüne girmişlerdi. Gerekli cezalandırma ile akılları başlarına gelince Allah, meleklerini imdada gönderdi, Peygamberimizin komutasında onları tekrar toparladı ve zafere kavuşturdu. Sonra da indirdiği şu ayetle meselenin iç yüzünü onlara bildirdi:

"(Ey mü'minler), şüphesiz Allah size (Bedir, Hendek, Hudeybiye, Hayber ve Mekke gibi) birçok yerlerde ve Huneyn gününde yardım etti. O gün Çokluğunuz size gurûr vermiş, böbürlendirmişti. Fakat bu çokluğun hiç bir faydası olmamış, yeryüzü bütün genişliği ile başınıza dar gelmişti. Sonra gerisin geriye dönüp kaçmıştınız. Bu hezîmetten sonra Allah, Peygamberine ve mü'minlere sükûnet veren rahmetini indirdi, görmediğiniz askerler (melekler) gönderdi, inkâr edenleri azâba uğrattı. Kâfirlerin cezâsı işte budur." (Tevbe, 9/ 25-26)

Sahabe, sahabe iken böyle bir tokada maruz kalırsa biz kim oluyoruz ki, bizim gururumuz, büyüdük havalarına girmemiz bizim yanımıza kalsın.

İhlassızların ve suçluların kavgasında ihlaslıların ve masumların telef olmasına yanarım.

İKİ MÜSLÜMAN’IN KAVGASINDA ÜÇÜNCÜ MÜSLÜMAN’A DÜŞEN

Bu dershaneler kavgasında üçüncü gruplara düşen: “Oh müstehak oldu size” demenin, yangına körükle gitmenin, bunu vesile ederek ülkeye maddî ve manevî hizmeti geçmiş insanlara vurmanın zamanı değildir. Hucurat suresindeki ayetlerin (bkz.49/9-10) gereğini yapmanın, kavga edenlerin arasını bulmanın zamanıdır.

Ne güzel buyurmuş Allah Rasulü Efendimiz:

“Size kıldığınız namazdan, tuttuğunuz oruçtan ve verdiğiniz zekâttan daha çok sevap getiren bir ibadetin ne olduğunu haber vereyim mi?

Buyur ey Allah’ın Rasulü! dediler. Peygamberimiz bunun üzerine şöyle buyurdu:

Arası bozulmuş iki kişinin (veya iki gurubun) arasını bulmak, onları barıştırmaktır.” (Ebu Davud, Edep, 52)

Allah bizi bildikleriyle amel edenlerden eylesin. İslam ümmetini telef olmaktan korusun. Dua ve gözyaşlarımızla elde ettiğimiz başarıları kaybetmekten ve ak günleri kara günlere dönüştürmekten hepimizi muhafaza eylesin.

İnsaf çizgisinde buluşmak ümidiyle!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
32 Yorum