1. YAZARLAR

  2. Osman Sertuğ ÇALIŞKAN

  3. Hizmetteki samimi çoğunluğa kardeşane bir çağrı
Osman Sertuğ ÇALIŞKAN

Osman Sertuğ ÇALIŞKAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Hizmetteki samimi çoğunluğa kardeşane bir çağrı

A+A-

Mümin mümini sever. Fenalığı için yalnız acır. Zira şefkat bunu gerektirir. Ben de son zamanlarda zor zamanlar geçiren ve hizmetin tabanını oluşturan saf ve samimi ağabey, abla ve kardeşlerime bir kardeşlik vazifesi olarak –zira iman kardeşliği nesebi kardeşlikten çok ötededir- bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum. Allah biliyor ya en ufak menfi bir düşünce, bir garazla yazmıyorum bunları. Sadece birkaç pratik tavsiye… Öyle “artık çok geç!” yahut “bu senin dediğin ancak masallarda olur” gibisinden tavsiyeler değil. Azıcık gayret ve duayla gerçekleşecek şeyler. İşte en basitinden başlıyorum:

1.Rafınızdaki hemen tüm kitapları –sonra tekrar rafınıza koymak üzere- şimdilik kaldırın. Onun yerine Ali Ünal, Suat yıldırım v.s hocaların Kur’an meallerinden birini koyun. Ve günlük olarak okumaya başlayın. [Çetele usulünü kesinlikle reddedin. Çünkü hem maddi gayretinizi hem de manevi feyiz ve ihlasınızı zedeler. Süreci fıtri seyrine bırakın.]

2.Güzel bir takım Risale-i Nur külliyatı alın. Günlük bireysel okumanızı yapın. Okurken kafanızdaki tüm açıklamaları bir kenara bırakın ve Bediüzzaman “gerçekte” size ne anlatmak istiyor; yalnızca ona odaklanın. Risale-i Nur’larda ihtisas sahibi etrafınızda mutlaka birileri vardır. İlla kendi cemaatinizden olmak zorunda değil. Hatta olmaması daha iyi… Zira daha geniş bir bakış açısı kazanmak için farklı kimselerle okumak daha yararlı olabilir. Yıllarını bu kitapları anlamaya ve anlatmaya vakfetmiş birçok risale cemaati mevcut… Gidin, kapılarını çalın, “Ben sizden risale-i nur öğrenmeye geldim.” deyin ve örneğin 33. Söz’ü yahut 10. Söz’ü müzakereli bir şekilde birlikte okuyun. Bu hem kardeşliğinizi pekiştirir hem de karşılıklı olarak yeni ufuklar açar. İnanın cemaatinizden kopmazsınız. Ruhunuz rahatlar ve aslında çok seveceğiniz ve daha önce tanışmadığınız için esefleneceğiniz kardeşleriniz olur.

3.Televizyon izlemeyi, gazete okumayı ve radyo dinlemeyi bir kenara bırakın. Özellikle ne sizin sesinizi duyuran ne de size karşı konuşan hiçbir yayın organına müracaat etmeyin. 6 aylığına modern dünyaya hiç olmazsa bu şekilde başkaldırın ve zihin ve ruh perhizi yapın. Göreceksiniz nice olmazsa olmazlar, olmasa da olurmuş!

4.Gündeminizi değiştirin. Eleştirmek ve günlük siyasetin yorumlarıyla uğraşmak yerine hiç değişmeyen bir gündem üzerine yoğunlaşın. Kur’an tefekkürü ve tezekkürü üzerine oturtun konuşmalarınızı. Ve Allah’ın rızasının sadece burs toplamakla, abone yapmakla ve yeni kurumlar açmakla olmadığı konusunda uyarın birbirinizi. Gidip bir Süleyman Efendi cemaatinin kapısını çalıp “Bana tecvidli kur’an öğretir misiniz?” demek yahut bir nur cemaatine gidip “bugün sizle şu dersi birlikte okuyabilir miyiz?” demek, ittihad-ı İslam’a vesile olduğunuz için günde bir okul inşa etmekten daha kıymetli olabilir Cenab-ı Hak katında… Cenab-ı Hak sonsuz kudret sahibidir. Onun nazarında 1 satan gazeteyle 1 milyon satan gazetenin, 3 televizyonla hiç televizyonun, 1000 okulla 1 okulun farkı yoktur.

5.Günlük 1 saatinizi ittihad-ı islam’a ayırın; islam birlikteliği ve kardeşliğine yani. Gidin bir dergâha, bir risale-i nur dersanesine, bir yurda veya herhangi bir islami vakfa ve tanışın. Nasıl hizmet yaptıklarını sorun; sıkıntılarını öğrenin, çözüm üretme adına fikir verin; fikir alın. Ama kendinizi anlatmak, taraftar toplamak yahut başka bir niyetle yapmayın bunu. Sadece arada uhuvvet ve kardeşliği sağlamak için gidin. Eleştirirlerse hoş görün. Kendinizi ispatlamaya çalışmayın. “haklısınız” deyin. Ne çıkar? Ne kaybedersiniz? Onca zındık, ahlaksız, nezaketsiz kimseye hizmetinizi anlatmak için türlü türlü cefalar çeken siz, Allah için, bir de mümin kardeşinizden azar işitiverin. Ne yapıp edin, gönüllerini alıp kardeşliğinizi pekiştirin. Türkçe Olimpiyatlarında toplanan kalabalıktan milyonlarca kat daha fazla samimi ve nurani bir meclisten her gün nice alkışlar işitecektir ruhunuz…

6.“Biz nerde hata yapıyoruz?” deyin. Bu çok zordur, biliyorum. Kendinize hatanızı itiraf ettiğiniz anda bu zincirleme bir reaksiyon gibi ardı arkası kesilmez bir şekilde uzayıp gidecektir. Ve bir müddet bocalama ve duraksama yaşatacaktır. Ama bu bir kayıp ve gerileme değildir inanın. Eğer durduğunuz yerden sıçrayarak istediğiniz noktaya ulaşamayacaksanız hız kazanmak için geriye adım atarsınız. İstenilen seviyede gerilim kazanıp ok gibi fırlamak için. Nerde yanlış yaptığınızı bulmak için durmak hatta gerilemek, size şuan bulunduğunuz yerden daha ileriye atlamak için harika bir fırsat sunacaktır. Çürüyerek büyümek yerine yeşermek için küçülmeyi tercih edin.

7.Hocaefendiye dua edin. Maddi ve manevi sağlığına tekrar kavuşması için. Eğer seksenlerde izleseydi bugün bir kısım yapılanları ve beyanatlarını, çok iyi biliyorum pişman olur, kendisini hep hasretini çektiği küçük kulübesine kitler bir daha da ölene dek kimseyle görüşmezdi. Ama olsun. İnsanız… Ne yapsak eksiğiz işte… İman kardeşliği bugün için var; talebelik bugün için var… Onun yap(a)madığı bir şeyi onun sizin üzerinizdeki hatırı ve hakkı için siz yapın. Dönün kestane pazarındaki o küçük kulübeciğe… Banka reklamlarının olduğu banklara bile oturmayan, bankanın gölgesinde gölgelenmeyi, faizin gölgesinde gölgelenmek olarak görüp de sıcakta beklemeyi tercih eden, o ilk günlere dönün. Tesbihatlarla namaz kıldığınız, kuran’la coştuğunuz, sahabe hayatlarıyla soluklandığınız risale programlarıyla imanınıza iman kattığınız, işiniz olmadıkça çarşıya hele tek başınıza hiç çıkmadığınız, araçların amaç haline gelmediği ilk günler var ya hani… Dönün o günlere tekrar. Unutmayın, küçüldükçe büyüyecek, özünüze döndükçe devleşeceksiniz.

8.Çevrenizdeki ehl-i imanın ikazlarını hakaret gibi kabul etmeyin. Onlar sizin kardeşiniz. Sizin inşallah ebedi dostunuz. Bu bağırtıları, bu sert ikazları, farkında olmadan düşmeye ramak kalmış uçurumlardan düşmemeniz için yapılan çırpınışlar olarak görün. Bu çok azı müstesna, çoğunluğu için vallahi böyle. Bir bakın ehl-i iman birçok ağabeylerinizin ve hocalarınızın ikazlarına… Kocaman bir hüznün ve ne yapsak da bu hali ıslah etsek kaygısının çırpınışlarından başka bir şey değil, inanın… Velev ki öfkeyle söylenmiş olsun. Ne çıkar? Kendi branşında uzman birçok doktorun aynı rahatsızlığı tespit etmesine bakarak tedavi olmak yerine, onların sert ve haşin tavırlarından ötürü hastalığı inkâr etmek akıl kârı mıdır?

9.Bunları yapmak için “yukarı”dan “gündem” beklemeyin. Gündeminizi kendiniz oluşturun. Sizin tek “yukarı”nız var; Allah ve Rasulü… Ve tek “gündem”iniz olmalı; şu fitne ateşi nasıl söner ve bu cemaat tüm Müslümanların destekleyeceği şekilde nasıl hizmetine devam eder… Siz buna bakın. Ne demişti sahabe efendilerimiz koskoca Hz. Ömer “Eğer yanlış yaparsam nasıl davranırsınız?” sorusuna? Dualarınız, dilleriniz kılıç gibi kessin şimdi fitnenin büyüttüğü şecere-i zakkumu kökünden! “Biz kardeşlik için varız; bu kavgada yokuz. Artık ittihat-ı İslam için koşturacağız, mümin kardeşlerimizin gönlünü almak için koşacağız… Herkese ve her şeye rağmen” demek çok mu zor!

Her şey güzel olacak… Yeter ki “bismillah her hayrın başıdır” deyip yeniden başlayın siz…

Not: yazıyı tekrar okuyunca bir şeyi fark ettim: yukarıda ittihad-ı islam adına yapılması gereken birçok girişime az ya da çok bu topraklardaki tüm ehl-i imanın ihtiyacı var. Yanılıyor muyum?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
5 Yorum