1. YAZARLAR

  2. Hüseyin YILMAZ

  3. Gül yanılıyor: Türkiye’nin tek meselesi, askerî vesãyet!
Hüseyin YILMAZ

Hüseyin YILMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

Gül yanılıyor: Türkiye’nin tek meselesi, askerî vesãyet!

A+A-

Gül yanılıyor: Türkiye’nin tek meselesi, askerî vesãyet!

Cumhurbaşkanı Gül’e göre, Türkiye’nin en büyük ve en birinci meselesi, Kürt Meselesi... Yanlış!.. Türkiye’nin granit salâbetinde ve redd-i kabil olmayan büyük meselesi, askerî vesãyettir... Türkiye, askerî vesãyetten beslenen dehşetli bir istibdadın pençeleri içinde kıvranmaktadır. Bu elim istibdad sebebiyle küçük bir himmet ve kısa zamanda çözülebilecek, menşei de askerî vesãyet olan meseleler, büyük sırasına geçiyor.

Evet, Gül yanılıyor... Türkiye’nin tek meselesi var: Askerî vesãyet!.. Anti demokratik ve müstebidãne bir rejimi doğuran askerî vesãyet, devlet mekanizmalarını taşlaştırmış, milletin şuurunu dumura uğratmış, meziyetlerini felc etmiştir. Yetmiş küsür milyonu zapt-u rapt altına alan bu müstebid vesãyet rejimi, yerini gerçek mãnãda millet irãdesine hürmetkâr bir demokrasiye bırakmadıkça, Türkiye’nin bütün meseleri büyüktür ve bütün meseleleri çözümsüz kalacaktır.

Yanılan sadece Gül mü? Hayır... Prag’da Kürt Meselesi’ni Türkiye’nin birinci meselesi ilân eden Gül’e yazarlar kafilesinin hemen tamamı iştirak etti. Hattã aralarında Taha Akyol gibi ãkıl addedilenlere göre, bu, o kadar bedihi bir hakikattı ki, malumu ilâm kabilinden gördüler.

Kürt meselesi cesãmetindeki düzinelerce meselemizin de altında yatan temel sebebin rejimin eseri olduğunu görmezlikten gelen bu dar zãviye ile Türkiye’nin hiç bir meselesi çözülemez. Vãkıa Kürt Meselesi, büyük bir meseledir... Büyüktür, zirâ otuz yıl devam eden kirli bir silâhlı mücadele, kapanılması imkânsız yaralar açmış; Kürt ve Türk mensubiyetini bilemiş ve maalesef bu bin yılın kardeş iki kavmini karşı karşıya getirmiştir. Bugün her iki tarafta da birbirilerini gırtlaklamaya hazır, sırf Kürt ya da sırf Türk olduğu için öldürülmesi gerekenlerin varlığından hareket eden kavgacı, intikamcı hatırı sayılır şuursuz bir kitle vardır. Elbet de işi bu hâle getirdikten sonra, mesele büyüktür... Neticeyi doğuran sebeplerden sarf-ı nazarla netice karşısında afallayıp dehşete kapılmak budalalıktır, zavallılıktır...

Türkiye, sadece Kürt meselesini değil, içinden çıkılması adetã imkânsızlaşmış meselelerinin tamamını çözmek istiyorsa, sahtekârlıktan, yalan söylemekten, hakikati inkârdan ve görmezlikten gelmekten vazgeçmelidir...  Yalan söylememek, mürailik ve sahtekârlık yapmamak, samimi olmak; Türkiye’nin tek meselesinin diğer bütün meselelerine rahm-ı maderlik yapan askerî vesãyet meselesi olduğunu yüksek sesle ifãde ve çözüm yollarını teklifi gerektiriyor. Bunu söyleyemediğiniz ve bu illetten necãt için çırpınmadığınız müddetçe Türkiye’nin bütün meseleleri büyük, bütün meseleleri çözümsüz, bütün meseleleri kirli ve ahlâksızcadır.

Genelkurmaybaşkanı’nın son basın toplantısının üzerinden günler geçti... Taraf gazetesinin nãmuslu ekibinden başka, kaç yazar bu abes toplantının muhteviyatından önce, yapılmış olmasının yanlış ve suç olduğunu söyledi? Sağda solda yükselen bir kaç cılız ses ve çakıl taşları mesabesinde zorakî birkaç itiraz... Halbuki öyle mi olmalı?

Demokratik ülkelerin herhangi birisinde böylesi bir durum, en basitinden  emeklilik ve muaheze sebebidir... Millet irãdesini hiçe sayan ve müdahale etmedik, el uzatmadık mesele bırakmayan bu hoyrat yol göstericiliğe ve tãlimatlara milletin ihtiyacı yok... Millete yol gösterenlerin mükellefiyeti, milletin alın teriyle idãme ettirdikleri hayatlarıyla millete hizmet etmektir; ağalığın en dehşetlisiyle milleti gütmekte ısrar değil... Çok mu akıllı, çok mu zeki, çok mu mãrifetlisiniz? Dünyanın sayılı ordularından birine hükmettiğiniz halde, otuz yıldır PKK terörünü niçin bitirmiyorsunuz, niçin bitiremiyorsunuz?..

Başbuğ’un, henüz apoletlerinin izi omuzlarından silinmemiş selefi Emekli Genelkurmaybaşkanı Büyükanıt, “Türk ordusunun tamamı Kandil’e girse, yine de PKK terörü bitirilemez!” diyor... Hayırlı sabahlar asker, demek sizin de içinizden geçmiyor mu? Çokları için dehşetli bir ümitsizlik olan bu bedihî hakikati söyleyebilmek için emekli olmak mı gerekirdi? Elinde güç ve imkân varken, tutulan yolun yanlışlığını gördüğün halde, niçin müdahale etmiyorsun? Niçin daha doğru olanı yapmak için kılını kıpırdatmıyorsun?

Türkiye’nin asırlık dertlerini çözecek, milleti yekvücud edecek sır, kayıtsız şartsız hâkimiyet-i millettir. İkinci Meşrutiyet’in ilânından sonra Kürt aşiretlerine dindar meşrutiyetin faziletlerini anlatan Bediüzzaman’ın bir asır önceki dersi bugün için daha da hayatiyet kesbetmiştir. Makaleyi ãlem-i İslâm’ın bu kutub yıldızının eşsiz tesbitleri ile noktalayalım:

“Evet, meşrûtiyet hâkimiyet-i millettir; siz dahi hâkim oldunuz. Umum akvâmın sebeb-i saadetidir; siz de saãdete gideceksiniz. Bütün eşvâk ve hissiyât-ı âliyeyi uyandırır; uyku bes, siz de uyanınız!.
“ İnsanı hayvanlıktan kurtarır; siz de tam insan olunuz! İslâmiyetin bahtını, Asya’nın tâliini açacaktır. Size müjde!.. Bizim devleti ömr-ü ebedîye mazhar eder. Milletin bekâsıyla ibkâ edecek; siz daha me’yus olmayınız. Bir ince tel gibi her tarafa hevâ ve hevesin tehyîci ile çevrilmeye müstaid olan rey-i vâhid-i istibdâdı lâyetezelzel bir demir direk gibi, lâyetefellel bir elmas kılınç gibi olan efkâr-ı âmmeye tebdil eder; siz de, sefine-i Nuh gibi emniyet ediniz.

“Herkesi bir padişah hükmüne getiriyor; siz de hürriyetperverlikle padişah olmaya gayret ediniz!.. Esâs-ı insâniyet olan cüz’-ü ihtiyârı temin eder, âzâd eder; siz de câmid olmaya râzı olmayınız.
“Üç yüz milyondan ziyâde ehl-i İslâmı bir aşîret gibi birbirıne rapteder; siz de o râbıtayı muhâfaza ediniz. Zîrâ, meşveret perdeyi attı; milliyet göründü, harekete geldi. Milliyet içinde İslâmiyet ışıklandı, ihtizâza geldi. Zîrâ, milliyetimizin rûhu İslâmiyettir; hakîki ve nisbî ve izâfiden mürekkeptir. Başka millete benzemiyoruz.”(*)

(*) Münazarat, s. 23-24

Not- Bu zengin, mutantan dille ifãde edilen parlak hakikatleri, meş’um bir  kaynaktan fışkıran bir ihanetin eseri şimdiki Türkçe’ye aktarmanın imkânı yok...  Aktarmak da istemem, bu milletin çocuklarının ecdadlarını anlamalarını imkâszılaştıran bu ihanete teslim olmayacağım. Anlamak isteyenler Osmanlıca öğrenmeli, iyi bir lügat bahsi halledebilir. H.Y.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum