1. YAZARLAR

  2. Mehmet Ali KAYA

  3. Demokrasinin gelişimi-1
Mehmet Ali KAYA

Mehmet Ali KAYA

Yazarın Tüm Yazıları >

Demokrasinin gelişimi-1

A+A-

Demokrasi Yunanca bir kelimedir. Halk anlamındaki “demos” ile iktidar ve egemenlik anlamındaki “kratein” kelimelerinden müteşekkildir. Demokrasiyi doğrudan veya dolayısıyla halkın hükümranlığı ve iktidar kullanımı olarak tanımlayabiliriz. Günümüzde demokrasiyi salt halkın egemenliği olarak değil, seküler düzen içinde kendini gösteren bir egemenlik anlayışı olarak görmek mümkündür.

Seküler bir anlayışın dikte edildiği üniversite ve hâkim çevrelerde, demokrasiyi kilise, din veya dindarların değil doğrudan “demos” anlamında dinden uzak toplulukların iktidarı olarak yorumlayan ve böyle olmasını isteyen bir anlayış hükmetmektedir. Modern dünyada demokrasiyi dinden etkilenmeyen halkın yönetimi olarak algılamak ve dinden, yani dindar insandan uzak bir anlayışla telif etme düşüncesi ağır basmaktadır.

Klasik demokrasi anlayışı Antik Yunan toplumunda Solon’un reformları ile ortaya çıkmıştır. Solon iktidarı öncesinde iktidar soyluların tekelinde bulunuyordu. Solon yaptığı reformlar sonucu soyluların tekelindeki iktidar, yurttaşlar tarafından kullanılmaya başlamıştır. Bu açılım modern demokrasinin ilk adımını teşkil etmiştir. Solon döneminde halk yasamayı “Halk Meclisi” ile yargı erkini de “Halk Mahkemeleri” yoluyla kullanmaya başlamıştır. Ancak halk bu hakkını kullanması için “Atina Yurttaşı” olması gerekmektedir. Atina’da yaşayan yabancılar ve kölelerin seçme ve seçilme hakkı yoktu. Yurttaş olmak için de anne ve babasının Atinalı olma şartı aranmaktaydı.

İlk çağ demokrasisi halkın tümünün idareye katılımına karşıdır. Sokrates “bilgelerin yönetimini” savunur. Platon “Devlet” isimli eserinde toplumu yöneticiler, koruyucular ve üreticiler olmak üzere üç sınıfa ayırır. Toplum ihtiyaçların karşılanması amacı ile oluşmuştur. Platon’a göre farklı yeteneklere sahip olan ve ihtiyaçlarını karşılamak amacı ile zorunlu olarak bir araya gelen en ideal toplum kast sisteminin hâkim olduğu toplumdur. Aristo da aynı görüşleri farklı şekillerde paylaşır. Dolayısıyla doğrudan halkın katılımı ile oluşan bir demokrasi çoğunluğun ve yoksulların yönetimi ele geçirmesidir. Demokratik yönetim biçimi herkese eşit haklar verdiği için eşitsizdir. Eşit olmayanlara eşit haklar vermek adaletsizliktir. İlk çağ demokrasisi, böyle bir demokrasidir.

Yine Aristo’ya göre bütün parçaya oranla önceliği vardır. Dolayısıyla toplum içinde bireyler önemsizdir. Oligarşik bir devlet yapısı daha idealdir. Yönetim herkesin değil, erdemlilerin işidir. Bütün bu yönleri ile Yunan demokrasisi modern demokrasiden farklıdır.
Demokratik devlet anlayışı Doğu Roma İmparatorluğunun Hıristiyanlığı resmi din olarak kabul etmesi ve din eksenli devlet anlayışının hâkim olması ile ortadan kalkmıştır. Bu döneme Skolâstik dönem denilmektedir. Düşünceye dayalı bir felsefenin gelişimini engelleyen bu dönem, felsefe ve aklî bilimler açısından çorak bir dönemdir. Bu dönemde kilise iktidarın kaynağını ilâhî olduğunu ve “Din adına hareket eden Kilisenin” bu iktidarı kullanması gerektiği tezini savunarak devlet yöneticilerini baskı altına almışlardır.

Rönesans döneminde reform hareketleri çerçevesinde düşünürler dini anlayışa yeni bir çehre oluşturma ve dini dünyaya karıştırmama yaklaşımını benimsemişlerdir. Ortaçağda olduğu gibi Hıristiyanlığın devletin müdahale alanına girme hakkını ortadan kaldırmışlardır.
Bu anlatılan hususlar Hz. İsa’yı ilahlaştıran Hıristiyan kültürü için geçerlidir. İnsana hizmeti esas alan ve birey hakkının en kutsal hak olduğunu savunan İslamiyet için bu görüş geçerli değildir. 

İslamiyet akla ve insana verdiği değerle Hıristiyanlıktan tamamen ayrılır. Bu bakımdan İslam dünyasında bir Skolâstik dönem yoktur. Peygamberimiz (sav) yönetimle ilgili kararlara insanların ve halkın katılımını esas alan “Meşveret Sistemini” getirmiştir. Meşveret, aklı ve maslahatı esas alan ve bireyin yönetime katılımını sağlayan bir sistemdir. Bu sistem Demokrasini temelini teşkil eder.

İlâhi kitap olan Kur’ân-ı Kerim “Onların işleri aralarında meşveret iledir” (Şura, 42:38)  hükmü ile ayırım yapmaksızın halkın yönetime katılımını esas almıştır. Bundan dolayı halkın katılımını esas alan Demokrasi ancak Müslümanlar arasında gerçek anlamda uygulanabilir.

malikaya_111@hotmail.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.