1. YAZARLAR

  2. Muhammed Numan ÖZEL

  3. Akılını doğru kullanırsan huzur bulursun!
Muhammed Numan ÖZEL

Muhammed Numan ÖZEL

Yazarın Tüm Yazıları >

Akılını doğru kullanırsan huzur bulursun!

A+A-

Rabbin olan Rahmanurrahîm'in rahmetine itimad edip, dövülmeden ağlama, hiçten korkma, ademe vücud rengi verme. Bu saati düşün; sendeki sabır kuvveti bu saate kâfi gelir. [1]

İnsanı mahlukat-ı saireden ayıran alamet-i farikası hiç şüphesiz akletmesidir. Akıl bir âlettir. [2] Fakat bizler bu aleti kullanamıyor veya aleti yazılımın bir parçası zannedip karıştırıyoruz.

Evet akıl alettir bu nasıl diyecek olursak şayet: kim neye kullanırsa ona hizmet eder. Ben yaptığım işi daha mükemmel nasıl yaparım, davamı nasıl anlatırım, şu adamları nasıl kandırırım, şu işi nasıl yaparım vb gibi her şeyde devreye girmektedir. Şayet akıl bir yazılım parçası olsa hemen herkeste aynı hassaya malik olması gerekmektedir. Lakin kimi aklını inkişaf ettirmiş kimisi de fikrini. Bu ve benzeri hadisatın şehadetiyle sabittir ki Akıl ne kafirdir, ne Müslüman ve ne de münafıktır. Kim kullanırsa onundur. intihabdaki ihtiyar sizdedir.[3] Neye nasıl kullanmak isterseniz seçim şansı size aittir.

Eğer Mâlik-i Hakikî’sine satılsa ve onun hesabına çalıştırsan; akıl, öyle tılsımlı bir anahtar olur ki: Şu kâinatta olan nihayetsiz rahmet hazinelerini ve hikmet definelerini açar. [4]

akıl ona yüksek maksadlar ve bâki meyveler gösteriyor. [5]

Eğer bize verilen bu aleti bizler sırat-ı müstakim çizgisinde kullanacak olursak bize istikametin yolunu gösterecektir. Her harekette her şeyde bize bir yol gösterip böyle hareket haktır maslahattır istikamettir deyip ona sevkedip bunlar batıl ve sana davana zarar verecektir der uzak tutar.

Eğer bu insanları nasıl dalalete atarım derse ona göre çalışır.

Suret-i haktan görünüp dese bunları nasıl ifsad eder a gösterip b veririm dese ona göre çare aldatır.

Aklımızı her hangi bir yere bağlamayıp kendi başına kullanmayı düşünsek o zamanda elinde ölçü olmaz ve ölçüsü olmayan kimsenin ölsü kendi kaideleri olur. O halde bu işime gelmiyor, şunu böyle anlıyorum.. gibi şeylerle istikameti bulması nadirdir. Eflatun ve sokrat gibi.. vehhabi, selefi, mutezile, zahiruyyun, kaderiye..gibi taifeler bunun neticesidir.

O halde en iyi yol bu aklı akıldan önce var olan birisine bir sisteme tabi etmeliyiz. Yani aklımızı vahye Kuran ve Sünnete bağlarsak ölçümüz elimizde olur. En müstakim ölçü de budur zaten. Aklı Allaha vermek Allahın istediği gibi kullanmak

Bir alet düşünün mesela bir bıçak ekmek kesilecek veya kurban kesilecek bu bıçağı bu maksatla kullanırsak maksadına muvafık kullanmış oluruz. Lakin aynı aleti kendine çevirirsen kendine zarar verir ve aza-yı vücuduna zarar veririsin. Bizler de bir alet olan aklı kendisiyle başbaşa bırakıp davasız, gayesiz, idealsiz bırakırsak kendi haine bırakırız.

Elde ettiğimiz malumatımızı amele döndermezsek fiiliyata dökmezsek; bu defa akıl kendisiyle uğraşıp evham üretmekte, panik atak, buhran, sıkıntı olarak kendisini ifade etmektedir. Nasılki bir tavayı ocağa koyup altını yaksak lakin tavanın içerisine bir şey koymasak ne su ne yağ hiçbir şey. Netice bellidir durup beklemenin gözetlemenin hiçbir şey yapmamanın manası olmaz. Yani ilmi amele döndermeliyiz yoksa “Kendilerine Tevrat verildiği halde onun yükümlülüğünü yerine getirmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap yüklenmiş eşeğe benzer. Allah'ın âyetlerini yalanlayan topluluğun hali ne kötüdür! Allah o zalimlere elbette yol göstermez.”[6] Yani sade hamallık eder gene sıkıntıdan kurtulamayız bilakis sıkıntımız ziyadeleşir.

Yoksa akıl, dar ve küçük düsturlarıyla kendi başına kalsa âciz kalır, taklide mecbur olur.[7]

İnsanın cihazat cihetiyle zenginliği şu sırdandır ki: Akıl ve fikir sebebiyle insanın hasseleri, duyguları fazla inkişaf ve inbisat peyda etmiştir.[8]

Cenab-ı Hak tarafından bizlerdeki istidad ve kabiliyetlere bir hat nihai nokta tayin edilmemiştir. İman ile kab-ı kavseyne gidecek kadar ulvileştirir veya hiçbir sıkıntısı olmayan hayvandan aşağı indirecektir.

Bazen bir güvercin vs. hayvan gördüğümde diyorum ki; ey hayvan sen bir çok insandan bahtiyarsın. İmanı ve ameli olmayan insanlar cehenneme girecek ama sen ve emsalin olan mahlukat ise ortak bi cisimde Cennete gireceksin. Diye lemalar 370’ten anlıyorum. Bir çok insan suretinde namında olan akreb, maymun, yılan, ayı, hınzır siretine sahip kimseler ise saadet-i ebediyeyi tatmayacak ebedi olarak azab içinde kalacaktır.

Azab ebedi ise aklı vahye Kuran ve Sünnete tabi etmemekle o aleti kendine çevirerek daha dünyada iken Cehenneme girmeden haset, kin, öfke, gayz.. gibi hasletlerle azabın tadına bakmaya başlıyor.

Akıl asrın müceddidine ve imamına tabi kılınmadığı zaman susayan insanın deniz suyu içmesi gibi içtikçe içiyor lakin içi yanıyor azab azab içinde elem elem içinde kalarak perişan oluyor. Sadece kendisi perişan da neyse ama etrafındaki kimselere de sirayet ederek onları da ifsat etmektedir. Nasıl gülün yanına giden gülün kokusundna istifade eder ve o ervah-ı tayyibenin ve meleklerin gıdası olan o güzel koku  hem o insanı rahatlatır hemde üzerine siner yani sirayet eder. Yanına gittiği kimseleri de rahatlatır. Gübrenin yanına gidersen hem miden bulanır hemde ervah-ı gayr-i teyyibenin gıdası olan o koku üzerine sirayet etmesiyle başkasının da midesini bulandırırsın.

Demek ne iyilik ne kötülük tek bir kişide mahfuz kalıyor. Sirayet ediyor, difüzyon gerçekleşiyor. Birisi tv veya nete bir şey koysa ifsad namına ise her izleyenei ifsad eder. Tekamülat-ı ruha ve kemalata yönelik ise o da her izleyenin ruh ve kalbinde o manaya teyamül ettirmektedir.

O halde en iyi çare malumatımızı ilme dönüştürmeli yani amel ederek fiili tezahürat sahası açmalı yoksa hem gereksiz odun yığınları olur hem de sıkıntı olur. Bizler Risale-i Nur Külliyatın bizlere vermiş olduğu nurani gözlük olan iman ile bunları görmekte Lahikaları ile bunları fiile dönüştürmekteyiz.

Malumat ve hayat birbirisine muvafık giderse o nisbette rahat eder.

Akıl ve düşünce insanın fiillerine renk verir ve insanı o düşüncenin içine alır akılda gerçekle hayali ayırt edememesi sebebiyle hayal ve düşünceyi gerçek zanneder vücud ve insanın ahvalini ona göre şekillendirir. O halde doğru düşünmeliki rahat edelim. Ahvalimizi ona göre nurani yapalım.

Unutulmamalı ki gözlük derecesi tam olursa müşahedat dahi net olur. Allahım basiretimizi bağlamasın inkişaf ve inbisat ettirsin.


[1] Lem'alar ( 11 )

[2] Sözler ( 27 )

[3] Sözler ( 34 )

[4] Sözler ( 27 )

[5] Sözler ( 43 )

[6] Cuma Suresi 5. Ayet Meali

[7] Sözler (93)

[8] Sözler (325)

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum