1. YAZARLAR

  2. Selçuk ESKİÇUBUK

  3. Acıların ateşinde yanmadan pişilmez
Selçuk ESKİÇUBUK

Selçuk ESKİÇUBUK

Yazarın Tüm Yazıları >

Acıların ateşinde yanmadan pişilmez

A+A-

Hayatta insanların ve milletlerin başına çok acılar gelebilir. İnsanlar en çok sevdiklerini, yakınlarını, sağlıklarını ve servetlerini kaybedebilirler. Geçmişte 1. Ve 2. Dünya savaşlarında, Çanakkale’de, Hiroşima’da, yakınlarda ise Vietnamda, Sırbistanda, Gazze’de ve son olarak da Suriye’de hem bireysel hem de toplumsal olarak çok acılar yaşandı.

Acılar karşısında nasıl davranılmalıdırlar? İnsanlar başına gelenleri her kese anlatıp onlarla paylaşmalı ve şikâyet mi etmelidir, yoksa sabırla tahammül mü?  Herkes kendi dünya görüşüne göre buna bir cevap verebilir.  

Seramik, Çini ve Porselen; topraktan yapılır ama ateşte pişer ve kıvamını bulur, mükemmel hale gelirler. Topraktan yaratılan insan da, acıların ateşinde yanmadan, pişmeden olgunlaşamaz ve mükemmele ulaşamaz. Yeknesak bir hayatın hiç de tadı olmaz. Acılar aslında sabredilirse, hayatın tadıdır.

Bir Müslüman’a en acı veren musibet, dine gelen musibettir. Ona karşı canı pahasına savaş vermek gerekir. Hastalıklar ve başa gelen her türlü musibetler ise dine gelen musibete göre hafif kalırlar. İnsan bu acıya katlanılabilir, sabırla karşı konabilir. Ve böyle sabırla geçen ömrün her saati de bir gün ibadetle geçirilmiş gibidir. Öyleyse o acılardan şikâyet değil, bilakis Rabbine şükür etmek gerekir.

*Hayat musibetlerle, hastalıklarla tasaffi eder, kemal bulur, kuvvet bulur, terakki eder, netice verir, tekemmül eder, vazife-i hayatiyeyi yapar. Yeknesak istirahat döşeğindeki hayat, hayr-ı mahz olan vücuttan ziyade, şerr-i mahz olan ademe yakındır ve ona gider.

*Şu dâr-ı dünya, meydan-ı imtihandır ve dâr-ı hizmettir. Lezzet ve ücret ve mükâfat yeri değildir. Madem dâr-ı hizmettir ve mahall-i ubudiyettir. Hastalıklar ve musibetler, dinî olmamak ve sabretmek şartıyla, o hizmete ve o ubudiyete çok muvafık oluyor ve kuvvet veriyor. Ve herbir saati bir gün ibadet hükmüne getirdiğinden, şekvâ değil, şükretmek gerektir.(LEMALAR, 2.Lema)

Bir Müslümanın böyle durumlarda nasıl davranması gerektiğine dair en güzel örnek, Kur’an’ da geçen Hz. Eyyüb kıssasıdır. O, çok uzun yıllar yara bere içinde yaşamış, yaraları hatta kurtlanmıştır. O bundan hiç şikâyet etmemiş, sabırla yaşamaya devam etmiş ve Rabbine geçmişte verdiği sağlıklı ömür için de şükretmiştir. Ancak kurtlar dilini yemeye, Allah’ı anmasına engel olmaya başlayınca kendisi için değil kulluk görevini yerine getirememe endişesiyle Rabbine yalvarmış ve şifa istemiştir. Onun hikâyesi yaşanmış bir hikâyedir. Kur’an bunu niçin anlatmaktadır? Tabi ki inananlar buradan bir çıkarım yapsınlar ve kendi başlarına bir felaket geldiğinde de acılar karşısında, dayanılmaz acılar içindeki Hz. Eyyüb gibi sabırla şükür göstersinler diye, onlara yaşanmış canlı örnek olarak anlatılır.

*Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâmın meşhur kıssasının hülâsası şudur ki:

Pek çok yara, bere içinde epey müddet kaldığı halde, o hastalığın azîm mükâfâtını düşünerek, kemâl-i sabırla tahammül edip kalmış. Sonra, yaralarından tevellüt eden kurtlar kalbine ve diline iliştiği zaman, zikir ve marifet-i İlâhiyenin mahalleri olan kalb ve lisanına iliştikleri için, o vazife-i ubudiyete halel gelir düşüncesiyle, kendi istirahati için değil, belki ubudiyet-i İlâhiye için demiş: "Yâ Rab, zarar bana dokundu. Lisanen zikrime ve kalben ubudiyetime halel veriyor" diye münâcât edip, Cenâb-ı Hak o hâlis ve sâfi, garazsız, lillâh için o münâcâtı gayet harika bir surette kabul etmiş, kemâl-i âfiyetini ihsan edip envâ-ı merhametine mazhar eylemiş. (LEMALAR, 2. Lema)

Hz.Eyyüb Rabbine şöyle seslenmişti: "Eyyüb de hatırla ki, Rabbine şöyle niyaz etmişti: 'Bana gerçekten zarar dokundu. Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin.'"( Enbiyâ Sûresi, 83)

Bu dünyada acı yaşayanlara, Hz. Eyyüb güzel bir örnektir, rol modeldir. O, filmlerin hayali kahramanı değil, gerçek hayatın acılarından başarıyla çıkmış bir sabır kahramanıdır.

İşte sen de yaşanmış acılar karşısında ya aklınla bir çözüm bulursun, bulamazsan yalnızlık çukuruna düşersin, depresyona girip Psikiatrislerin kapısını çalarsın ya da Hz. Eyyüb gibi olmaya çalışırsın. Rabbini kimseye şikâyet etmezsin. Eğer acılarına dayanamazsan ellerini açar, yalnız O’na yalvarır, yalnız ondan sabır ile şifa istersin. Hz.Eyyüb gibi sabır kahramanı olma yolu açılmış, önünde duruyor. Karar senin!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.