Said Nursi'ye 'İbrahim Hakkı'nın arkasına düş' dedirten tartışma

Said Nursi'ye 'İbrahim Hakkı'nın arkasına düş' dedirten tartışma

Vefat yıldönümünde rahmetle anılan Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri ile ilgili Said Nursi'nin tavsiyesi

A+A-

Ahmet Bilgi'nin haberi:

RİSALEHABER-Büyük İslam alimi ve şairlerinden Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri vefatının 239. yılında rahmetle anılıyor. 

Erzurum'un Pasinler ilçesinde 18 Mayıs 1703 yılında dünyaya gelen İbrahim Hakkı,  22 Haziran 1780 yılında vefat etmişti.

Risale-i Nur’da da yer alan, "Mevlâ görelim neyler / Neylerse güzel eyler" veciz sözlerin yazarıdır. Hem din ilimleri hem de fen ilimleriyle uğraşan bir alimdir. Asırlar öncesinden vermiş bulunduğu ilmi bilgiler günümüzdeki bilgilerle önemli ölçüde yakınlık arz etmektedir.

İlmi gelişmeleri din adına reddetmek çok tehlikeli

İbrahim Hakkı, geleneksel ilimleri takip ettiği gibi yeni gelişmeleri de takip etti. Özellikle astronomi alanındaki yeni gelişmelerden haberdar oldu. Ona göre astronomi ile ilgili yeni hiçbir ilmi gelişme Allah’ın evreni yaratıp yönetmesi gerçeğine aykırı değildir ve olamaz. Bütün ilmi gelişmeler bu çerçeve içinde yorumlanabilir. Zaten, ilmi gelişmeleri din adına reddetmek çok büyük tehlikeleri ihtiva etmektedir. 

Dünyanın yuvarlak olmasından şüpheliysen İbrahim Hakkı'nın arkasına düş

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri, dünyanın küre şeklindeki yuvarlaklık yorumuna şüphe ile bakanlara çeşitli alimlerin eserlerine müracaat etmelerini tavsiye etmektedir. İsimleri zikredilip eserlerinin okunması tavsiye edilenlerden birisi de İbrahim Hakkı Hazretleridir. Dünyanın yuvarlak olduğunu aklına sığıştıramayana İbrahim Hakkı’nın arkasına düşmesini tavsiye eder.

Risale-i Nur'da İbrahim Hakk Hazretleri

Muhakemat adlı eserdeki bölüm şöyle:

Eğer onunla mutmain olamadın; arzı (dünyayı), küreviyet (yuvarlak, küre gibi olmasını) kabına sığıştıramadın. İbrahim Hakkı'nın arkasına düş, Hüccetü'l-İslâm olan İmam-ı Gazâlî'nin yanına git, fetva iste. De ki: "Küreviyette müşâhhat (münakaşa) var mıdır?" Elbette diyecek: "Kabul etmezsen müşâhhat vardır." Zira, tâ zamanından beri şöyle bir fetva göndermiş: "Kim küreviyet-i arz (dünyanın yuvarlak oluşu) gibi burhan-ı kat'iyle (kesin bir delil ile ispatlanan) sabit olan bir emri, dine himayet (koruma) bahanesiyle inkâr ve reddetse, dine cinayet-i azîm etmiş olur. Zira bu sadakat değil, hıyanettir."

Dehşet aldığın zaman, İbrahim Hakkı gibi de

Mektubat adlı eserde ise şöyle geçer:

Hem der ki: Mânen sevdiğin ve alâkadar olduğun ve perişaniyetinden müteessir olduğun ve ıslah edemediğin şu kâinat, bir Kadîr-i Rahîmin mülküdür. Mülkü sahibine teslim et. Ona bırak; cefâsını değil, safâsını çek. O hem Hakîmdir, hem Rahîmdir. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder, çevirir. Dehşet aldığın zaman, İbrahim Hakkı gibi "Mevlâ görelim neyler / Neylerse güzel eyler" de, pencerelerden seyret, içlerine girme.

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum