1. YAZARLAR

  2. Ahmet AY

  3. Yirmi Üçüncü Söz bir kişisel gelişim kitabı gibi okunabilir mi?
Ahmet AY

Ahmet AY

Yazarın Tüm Yazıları >

Yirmi Üçüncü Söz bir kişisel gelişim kitabı gibi okunabilir mi?

A+A-

Yirmi Üçüncü Söz bir kişisel gelişim kitabı gibi okunabilir mi?

Bu serinin üçüncü yazısında Yirmi Üçüncü Söz Risalesi ile kişisel gelişim türü (gerçi şimdi bu türe “kendine yardım” da diyorlar) eserler arasında bir bağıntı kurmuştuk. Ve demiştik ki, “Bugün belki milyonluk satış rakamlarına sahip bir edebî türün (yani kişisel gelişimin); tamamen İslamî ve imanî bir şeklini, mükemmelini, bu güzel eser ifade etmektedir.”

O zaman yazdığımız bu cümleyi, belki bazıları çok aşırı buldular ve müşkül bir tevile giriştiğimi düşündüler. (Eyvallah, sağlamasız hipotez, bilgi olamaz. Ben de her vakit fikrimin sağlamasını yapmaya açığım.) Bana da bu konudaki mülahazalarını sözlü ve yazılı olarak ilettiler. Onları kısmen haklı, fakat kendimi de en az onlar kadar haklı buluyorum.

Evet, burada yaptığım teşbih itibariyle kusur işlemişim, kabul. Buram buram Kur’an kokan, maneviyat kokan bir eseri, aynı açıdan kıyas kabul etmeyecek kadar kusurlu ve materyalist başka bir eser türüne benzetir olmuşum. Fakat burada benim asıl arzu ettiğim şey; kesinlikle Yirmi Üçüncü Söz’ü sadece bir kişisel gelişim eseri gibi göstermek değildi. Yirmi Üçüncü Söz’ün böyle bir zenginliği de sahip olduğunu, barındırdığını göstermekti.

Geçmiş yazılarımı okuyanlar bilirler. Ben, Risale-i Nur’a ait metinlerin bir başlık ve bir türe hapsedilmesine karşıyım. Onlar, vahiy eksenli olmalarıyla pek çok anlam ve maksat mertebesine işaret edebilecek, birine dair verdiği mesaj diğerine engel olmayacak metinlerdir. Bu yönüyle, Risale-i Nur’u konulara ayırma değil de, merkezindeki konudan başka konuya işaret etmez gibi düşünme, ona yapılacak en büyük cinayetlerden birisidir. Fakat yine de yanlış anlaşılmasın. Haşir Risalesi diye bir risale elbet de olabilir. Ene Risalesi elbette olabilir. Ama o Risaleler bilin ki, sadece Haşir’i ve Ene’yi izah etmekten ibaret metinler değildir. Derinine girildiğinde, hayata ve yaratılışa dair türlü türlü cevherlerini de gösterirler bizlere.

Bu yönüyle biz de, dünyada patlayıp özellikle doksanlarda ülkemizde de büyük bir furya haline gelen kişisel gelişim türünün bu başarısını yabana atamayız. Hatta şunu bilin ki; Batıda yükselip içimize de giren her ne varsa; bizim kendi ruhumuzda ve kendi yorumumuzda ham bıraktığımız o yanımızla alakalıdır. Mesela kişisel gelişim de, vahyin insanın terakkisi öğütleyen nasihatini dinlemeyişimizin oluşturduğu boşluktan doğmuştur diyebiliriz. Zira Bediüzzaman’ın da ifadelerinde olduğu gibi iman vücudîdir, küfür ademîdir. Eğer siz o sahada varlık gösteremezseniz, bunun cezasını (yani vahyin size “İman ve amel-i salih vücutlarını beraber giy” emrine inkıyat gösteremeyişinizin cezasını) o boşluktan oluşan ademî kıyafetlere bürünmekle çekersiniz.  Çünkü imanın boş bıraktığı her alanı, küfür zulmetiyle doldurur. Küfür ışıksızlıktır... Ki zaten karanlık, vücutlu bir şey değildir. Sadece ışığın yokluğudur. Yani nurun... Karanlık ademîdir. Işık vücudîdir.

Bu noktadan hareketle bugün size sadece, Yirmi Üçüncü Söz’ün Söz Basım’dan çıkan nüshalarında yer alan “İçindekiler” bölümünden hareketle, o sözün ne denli insanın terakkisi ve tedennisi ile ilgili olduğunu ve bu yönüyle iman ve İslam eksenli bir kişisel gelişim dersi olduğunu göstermeye çalışacağım. Sadece İçindekiler bölümünde geçen başlıklara, bu pencereden bakınca bana ilginç gelen bölümleri alıyorum buraya ve sırayla yapıyorum bunu:

1.İnsan ve iman ilişkileri; “insanın kuvvetli ve zayıf yönleri ve tekâmül yolları...”
2.İmanın güzellikleri ve “insana kazandırdıkları.”
3.İnsanın, yaratıcısına mensup olmakla “kazandığı değer.”
4.İman ve tevekkülün “verdiği kuvvet.”
5.“İnsanın yaratılışındaki tekâmül amacı; âcizlik ve güçsüzlüğünden aldığı kuvvet.”
5.“Duanın gücü” ve anlamı...
6.İnsanın sonsuz yükseliş ve sonsuz alçalış sırları...
7.İnsanın evrensel ihtiyaçları; “iyilik ve kötülük yönündeki yeteneği;” Allah’a kul olmakla “kazandığı güç.”
8.Duygu ve “yeteneklerinin” ayrı ayrı kulluk görevleri.
9.“İnsan duygu ve yeteneklerini sadece dünya hayatına yöneltmekle ne kazanır, ne kaybeder? Dünya hayatından alınan lezzetlerin bir kulluk görevine dönüştürülmesi.”
10.İnsanın âcizliğiyle “kazandığı güç;” “bütün varlıkların insana hizmetkâr olmasındaki sır.”
11.İnsanı, yaratılmışların “en üst mertebesine çıkaran” tefekkür ve kulluk görevlerinin iki yönü...

Yukarıdaki ifadelerin tamamı, başta da söylediğim gibi, Söz Basım’ın hazırladığı cep boy Yirmi Üçüncü Söz’den alınma. Doğrusu, Söz Basım ekibinin bu Risale’nin hazırlanışı esnasında benim kişisel gelişim ve Yirmi Üçüncü Söz konusundaki düşüncelerimden haberdar olduğunu sanmıyorum. (Ki zaten o zamanlar böyle bir düşüncem yoktu. Ve ben o sıralar Risale-i Nur’u daha yeni yeni öğreniyordum.) Fakat bakınız, sanki onlar da bu kişisel gelişim kokusunu daha evvel sezmişler gibi İçindekiler bölümüne hep bu türden ifadelerle doldurmuşlar. Şimdi Söz Basım’ı bırakıp başka yayınevlerinin yaptığı değerli çalışmalara da baksanız, aynı durumu göreceksiniz. Yani birer birer bütün Risale-i Nur hizmetkârı yayınevleri adeta bu gelişim formüllerinin cazibesine kapılarak (ve belki metnin icbar etmesiyle) İçindekiler’e böyle ifadeleri dizmişler. Çünkü metin zaten onları vurguluyor. Ve yine dikkat ediniz, bu metinleri alt alta metin başlıkları gibi dizseniz, muhatabınıza da “Bu başlıklar ne tür bir eserden alınmadır sence?” deseniz, size büyük ihtimal “Kişisel gelişim eseri, bu eser sanırım” der.

Bilmiyorum, ifade edebildim mi meramımı? İnşallah başarmışımdır. Bazen düşündüğümü, benim düşündüğüm netlikte yazamıyorum, affedin. Dökülen, saçılan, kaybolan olmuşsa o bizim kusurumuz. Ben sadece kendi penceremden yansıyanları Nur talebesi kardeşlerimle tefani sırrı gereğince paylaşmak istiyorum. Sadece enaniyetimi değil, bilgimi de kardeşlik havuzunda eritmek istiyorum. Tevfik Allah’tandır ve hamd da Allah’ındır. Cenab-ı Hak, rızası dairesinde işler yapanlardan eylesin, amin.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
3 Yorum