1. YAZARLAR

  2. Nurettin HUYUT

  3. Yine aynı soru “Allah’ı kim yarattı?”
Nurettin HUYUT

Nurettin HUYUT

Yazarın Tüm Yazıları >

Yine aynı soru “Allah’ı kim yarattı?”

A+A-

Geçen akşam birkaç gençle sohbet imkânı buldum.
Hayli soru geldi. Beni “bir bilen” kişi olarak karşılarında gördüklerinden değil. İlk sorularına cevap verildiğini görünce “acaba bu sorumuzu da cevaplayabilir mi?” psikolojisi ile birçok soru sordular sanırım.
Bir anda 30-40 sene önceye, gençlik yıllarıma ve solcu talebelerle tartıştığımız günlere gittim.
Soruların hiç değişmediğini görmek beni biraz şaşırtmıştı doğrusu…  Zira bu sorulara en mantıklı cevaplar Risale-i Nur’larda yıllar önce zaten verilmişti. Demek ki, bu cevaplar henüz herkese ulaşmamış. Özellikle gençlere…  Şeytan da boş durmuyor. Cevaplardan habersiz bulunan yeni nesilleri bu sorularla yoldan çıkarmaya hızla devam ediyor.

Soruların bir kaçını burada ifade edersem siz de bana hak vereceksiniz. Veya en azından benim yaştakiler hak verecektir.
İşte birkaç soru:
-Her şeyi Allah (CC) yarattı diyorsunuz, peki Allah’ı kim yarattı?
-Bu dünyada kısa sayılacak bir hayatta yapılan birkaç küçük (!) günahtan dolayı ebedi cehennem adalet midir?
-Madem kaderimizde var ve her şeyi Allah (CC) yaratıyor o halde neden bizi cezalandırıyor?

İlk bakışta bu sualler mantıklı sorularmış gibi geliyor. Ama cevapları verilince pek de mantıklı olmadığı ortaya çıkıyor. İlmi ve bilimsel gibi görünüyor. Ama gerçekte şaşırtmacadan öteye gitmediği açıktır.
Mesela ilk soru aslında kendi içinde tezat teşkil ediyor. Allah’ı kim yarattı diye sorduğunuz zaman otomatikman Allah (CC) yaratıcı olmaktan çıkıveriyor. “Yaratılan” konumuna geçiyor. O durumda da zaten “yaratılanın” da “yaratıcı” olması mümkün değil… Yani vagonları lokomotif çekiyor peki lokomotifi kim çekiyor sorusu gibi bir soru. Lokomotif “çeken” değil de “çekilen” olsa zaten lokomotif olmaktan çıkar vagon olur. Dolayısıyla bu soru karakter olarak mantıksız veya ancak böyle bir soruyu hayatı tanımaya çalışan çocuklar sorar.

Şeytanın bir hilesi de, yüz kapılı bir sarayın 99 kapısı açık bir kapısı kapalı ise seni onun önüne götürür ve cerbeze ile “bak bu saraya girilmez” diyerek yanıltmasıdır.
Bir zaman 2X2’nin eşittir 5 ettiğini bilimsel yollarla ispat etmeye çalışan birine şahit olmuştum. Bunu nasıl yapıyor? Aynen illüzyonistler gibi işlemleri peş peşe yazıyor. Sen yazılanları takip etmeye çalışırken işlemin bir yerinde senin fark edemediğin bir hile yapıyor ve sonuç 5 çıkıyor. “Gördün mü? 2X2=5 etti” diye de efeleniyor.

Buna aklın ifrat mertebesi deniyor. Akı- kara, karayı-ak gösteren bir zeka… Cerbeze ile beyazı kara gösteriyor. Ve sen geçici de olsa inanıyorsun.

Bu tür yanıltmayı en çok esnaflar yapıyor. Mesela, etiketlere 99,00 TL yazmak gibi. Psikolojik olarak yanıltmak için. Hatta bu günlerde 99,99 TL yazanlar da var. Dalga geçer gibi…
İşte, imani meselelerde de bu tür cerbeze ve yanıltma her zaman en geçerli akçedir. İnsanın nefsi de imtihana tabi tutulmayı ve cezalandırılmayı istemiyorsa bu durum o insanın en zayıf anıdır. O anını yakalayan şeytan bir şekilde yanıltarak o kişiye her türlü mukaddesatını inkâr ettiriyor.

“Uyanık olmak lazım” diyeceğim ama nasıl? Genç nesillere ulaşmak kolay mı? Onlara ulaşıp bu sorulara mantıklı cevaplar vermek ve uyanık olmalarını sağlamak…
Bu durumda konuşma fırsatı bulduğum gençler biraz şanslı sayılır. Ama bir şartla ilgi duyar da arkasını getirirlerse, çünkü bir seferle bu iş bitmiyor. Hem şeytan da öyle hemen peşini bırakmıyor. O da yeni taktikler geliştirerek farklı yaklaşımlarla tekrar yoldan çıkarmaya çalışıyor.

Mücadele ölene kadar devam ettiğinden anti mücadelenin de bitmemesi lazım… O nedenle bu gençleri bir şekilde tekrar bu tür derslere getirmek ve Risale-i Nur’un rahle-i tedrisinde kalmalarını sağlamak gerekir.

Gelelim o soruyu nasıl cevaplandırdığıma:
Önce Allah’ı ispattan başladım. Arkasından akıllarına birçok soruyu da ben getirdim. Daha sonra bütün insanlığın merakla cevabını aradığı “Necisin? Nereden geldin? Nereye gidiyorsun?” gibi en önemli üç müşkül sualin cevabını vermeye çalıştım.
Kendi ürettiğim suallere cevap verdikten sonra ancak onların suallerini cevaplayabildim. Zira bu gibi soruların cevabı bulunursa ve bilinirse sanırım diğerlerini cevaplandırmak daha kolay oluyor.
Nitekim öyle de oldu bir saatten fazla süren bu soru cevap faslından sonra gençler hayli rahatlamış olarak kalkıp gitti.

Beni en çok sevindiren, sohbet sonrası yaşı nedeniyle soru sormaktan çekinen ve dinleyici pozisyonunda olan birinin açıklaması olmuştu. “Abi, ben hep bu soruların cevabını düşünürdüm, biri bana sorarsa nasıl cevap vereceğim diye de endişe ederdim. Allah razı olsun bütün sorularıma cevap aldım” demişti.
“Kime niyet kime kısmet” denir ya öyle bir durum. Demek ki, asıl ihtiyaç sahibi o imiş…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum