1. YAZARLAR

  2. Ferhat ASLAN

  3. Yaz mevsimine girerken
Ferhat ASLAN

Ferhat ASLAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Yaz mevsimine girerken

A+A-

Hür adam, hür bir ortamda tartışılmaya konuşulmaya devam ediyor. Olması gereken de buydu ve budur.  Cumhuriyet ve demokrasi kültürü buna denir. Sancılı da olsa her şey nihai noktada aslına dönmektedir. Unutmayalım ki, hürriyet aşığı Hür Adam’ın bu atmosferin oluşmasında çok emeği vardır. Denebilir ki, hayatının en önemli gayesi her türlü istibdada karşı mücadele olmuştur Hür Adam’ın. Zira en büyük istibdat küfürdür. Küfür illetine müptela olanların nasıl tahammülsüz, baskıcı ve diktacı olduklarına tarihin yazılan ve yazılmayı bekleyen kara sayfaları şahittir. 

İstibdat görünüşte sert, güçlü ve katıdır ama hakikatte örümcek ağı kadar zayıftır. Bütün ümit ve cesaretini toplayarak örümcek ağına kuralınca dalış yapan sinekler ağı delip geçerken, tereddüt geçirip ümit enerjisini kaybedenler ise takılıp kalırlar.

Dondurucu kış mevsimlerini aralıksız yaşarken, kokusuna hasret kaldığı baharı ve bahar çiçeklerini bizlere müjdeleyen Hür Adam’ın gözlüğüne dün olduğu gibi bu gün de ihtiyacımızın olduğu muhakkaktır. Ümitsizliği kanser hastalığı ile tanımlayan Hür Adam aynı zamanda ümit adamıdır. Asırlar öncesinden parmağını bu günlere, bizlere uzatarak: “Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada hakkın sadası olacaktır” mesajı başka türlü nasıl verilebilirdi?

Bizlere de bu günden düne bakarak şükretmemiz, geleceğe bakarken de ümitle şahlanmamız, müspet hareketle geleceğe emin ve doğru adımlarla yürümemiz gerekmez mi? Nereden nereye…

Hür Adam’ın bakış açısına dikkat çekmek istedim. Zira bahar mevsimi dikkat ve ihtiyat mevsimidir. Görünüşe aldanıldığı ve dolayısı ile tedbir alınmadığı için hastalıkların en çok yaşandığı mevsimdir. Arada bir, soğuk dalgaları bizleri yoklar ve dikkatsiz olanlara tokadını aşk etmeyi de ihmal etmez. 

Bahar mevsimi Yaz mevsiminin habercisidir. Denebilir ki bahar mevsimi yaz içindir. Yaz mevsimine dönüşmeyen bir baharın çok da bir anlamı olmaz. Fakat mevsimler hareketle olur. Dünyanın iki türlü hareketi olmazsa, mevsimler ortaya çıkmaz. Belirlenen hedefe doğru istikametle ve sabırla sergilenen hareket, mevsimleri netice veriyor.

Bütün bunları niçin anlatıyorum. Sizi yormadan sadede geleyim.

Hür film eksenli televizyonlarda yapılan tartışmaların üslup ve adabı üzerine iki söz etmek üzere bir girizgâh yapmak istedim.

Televizyonlardaki tartışma programlarında Hür Adam’ın fikirleri ile beslendiğini ve onu temsil iddiasında olanların, üslupları endişe verici olmaya başladı. Bir taraftan Hür Adam’ın müspet hareketini, hoş görü dünyasını, düşmanlarına hakkını helal edecek kadar affedici olduğunu iddia ederken, diğer taraftan masalara yumruk atmak, mikrofon fırlatmak, inandırıcılığımızı gölgelemez mi? Hâlbuki Hür Adam, “hal dili, konuşma dilinden daha etkilidir” der. Her yerde ve her ortamda dilimizle halimiz aynı hedefe istikametle ve sabırlar yürümelidir.  Baharı haber veren Hür Adam, hal ve kal denen iki hareketle hedefine yürümüştür ve hiçbir zaman da iki hareketi çelişmemiştir. Hayatı pahasına, yörüngesini terk etmemiştir. Zira mevsimlerin ancak böyle geleceğini tekvini ayetlerden okumaktaydı.

Herkes kendi karakterinin gereğini sergiler. Muhatabımız saldırgan, tahammülsüz, ağzı bozuk olabilir. Bu, çizgimizden sapmamızı gerektirmez. Aksine çizgimizin güzelliğini ortaya koymak için ayağımıza kadar gelmiş bir fırsat olarak değerlendirilmelidir. Zira güzelin güzelliğini artıran, çirkinin çirkinliğidir. Hoşgörü, sabır, kavl-i leyyin, tavr-ı leyyin, hâl-i leyyindir bizim şiarımız.

Bir filmin insanlar üzerinde etkisini konuşurken, televizyondaki tartışmaların da film kareleri gibi izleyenlerin duygu ve düşüncelerine nüfuz ettiğini unutmamak lazım.

Tartışma programlarından söz açılmışken bir iki hususa daha değinmek isterim. O da şudur:
Medyanın, tartışma programlarının kendine has bir üslubu ve altyapısı vardır. Dolayısı ile tecrübe ve deneyim ister. Bu konuda istidatlı arkadaşlarımızın, hususiyle gençlerin kendilerini buna şimdiden hazırlamaları, gerekirse kurslara katılmaları gerektiğini düşünüyorum. Diksiyon, iletişim ve insan ilişkileri konusunda kurs almak fena mı olur?

Bir diğer husus ise, tartışma konusu Bediüzzaman olunca, külliyatın dışına çıkmamayı prensip haline getirmek gerektiği kanaatini taşıyorum.

Zira külliyat, yaşayan Bediüzzaman’dır. Düşüncesi, hedefi, misyonu gibi temel konular külliyatta net bir şekilde ifade edilmiştir. Nitekim kendisini ziyarete gelenlere, kapıya astığı bir yazı ile külliyatı okumaları halinde kendisi ile yirmi kez görüşmüş gibi kabul ettiğini ifade etmektedir.

Muhatabımız tartışma esnasında, kendisi gibi düşünen birkaç, sözüm ona, yazarın ön yargılarla, iftiralarla doldurulmuş kitap sayfalarından getirdiği delillerle(!) saldırıya geçmekte ve izleyenlerin kafasında tereddütler uyandırmaktadır.

Bir kere, Külliyatı okumayanlarla tartışmayı kabul etmemek lazımdır. Neyi tartışacaksınız?  Hayatında tek bir tane fizik kitabı okumayan bir adamla fizik tartışılır mı? Gazali’nin hiçbir kitabını okumayan bir kişi ile Gazali hakkında tartışma yapmak ne kadar doğru olabilir. Aksi takdirde falan kişi şöyle demiş filan kişi böyle demişlerle tartışma mahalle dedikodusuna döner ve ciddiyetini kaybeder.
 
Masaya külliyat konmalı ve tartışma bu eksende yürümelidir. Aksi takdirde, muhatabımızın tahriki, alan dışına çıkmanın tedirginliği bizi hırçınlaştırır ve yörüngenin dışına çıkarız. Bu durum hal ve kal çatışmasına, o da inandırıcılığımızın kaybolmasına neden olacaktır. Baharın heyecanına kapılıp yaz mevsimini geciktirmeye kimsenin hakkı olmamalıdır.

Sıcaklığımızı hissedip ellerini uzatan sineleri hayal kırıklığına uğratmayalım. Bir kaç mevsimde ancak yapılan bir bina, birkaç dakikada yerle bir edilebiliyor. Bir orman bir kibritle yok edilebiliyor. Zira tahrip kolaydır.

Yaz mevsimine girerken, bir milletin emeği ve gözyaşı ile ayağa kaldırılan ümit binamızın yıkılmaya, ser çeken filizlerin de kurumaya tahammülü kalmamıştır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.