Yaşlı adamın tespihi

Bir yılan çıkageldi. Hiç korkmuyordu. Bir grup insan da seyrediyordu. Seyredenlerin gözlerinde telaş ve korku hâkimdi. Heyecan doruk noktasındaydı. Endişeyle bakıp müdahale edeceklerdi ki; namaza duran yaşlı adamın arkasında el pençe duran genç, insanlara “durun karışmayın” işaretini yaptı. Yılan gamsız, yılan tereddütsüz… Direk yaşlı adamın arkasından yanaşıp cübbesine başıyla dokundu. Yaşlı adam da zerre kadar hareket belirtisi yok.
Helezonik ibatet’i bilir misiniz?
Seyrü-sülük ibadetidir.
Namazın miracıyla ancak çıkılabilir.
Âlemden âleme seyirdir.
Anın sonsuz oluşu da bir an gibidir.
Yılan bekliyordu kapıyı tıklamıştı ya… Etrafına baktı bu sefer gamsız olamayacağını anladı. Çünkü korku dolu gözlerden korktu tekrar cübbesine dokundu yaşlı adamın.
Yaşlı adam kaçıncı katta seyrettiğini bilmiyordum.
Veli olsaydım görebilirdim. Veli gibi bakıyorum ama veli gibi göremiyorum. Yaşlı adam namaz da durdukça mahlûkat şenleniyor. Kelebekler semaha dönüyordu. Atomdaki elektron da dönüyordu. Güneş de dönüyordu dünya da güneşin etrafında dönüyordu. Spermayı bekleyen “Ovum”da dönüyordu.
Yılan bekliyordu.
Yaşlı adam tüm mahlûkatı arkasına almış “tehhiyetu” diyordu.
Tüm zerreleri tespihine almış onlarla tespihat edecekti ki yılan yine dokundu.
İşte o an yaşlı adam hiddetlendi.
“Acelen ne be hayvan!”
Yılan mahcup yılan korku dolu gözlerle etrafını gösteriyordu.
Yaşlı adam ayağa kalktı.
Hani güzel bir rüya gören birisini kaldırdığınızda yerinde kalkıp uykusunu kaçırmamak ve rüyasına devam etmek için hemen yan tarafa uzanır ya yaşlı adam seccadesini genç adamla kaldırtıp yan tarafa serdi. Yılan seccadenin altındaki delikten son hızla kıvrılıp kayboldu.
Ben o an bir otçukla oynuyordum parmaklarımın arasına almış dalmış gitmiştim.
Yaşlı adam tespih çekiyordu.
Ben dalmıştım. Çocukluğumu hatırlıyordum. Elimi yıkamadan yemek sofrasına oturacaktım ki ninem bana kızıyordu.
“Sen elini yıkamadan bu ekmeği eline alırsan bu ekmek öyle bir çığlık atar ki ta arşı alaya sesi çıkar. Ve bütün melekler sana kızar.”
Tabi bende hemen kalkmış elimi yüzümü yıkamıştım
Başta beni bir ürperti sardığı için etkilenmiştim. Ama zaman geçtikçe az çok “frengi” okudukça bu tür söylemlerin mistik(!) olduğunu düşünmeye başlamıştım.
Yani eşyanın hakikatinden öteye maddi bir gözle ve modernitenin insanlığa sunduğu ve insanı sadece akıldan ibaret saydığı bir anlayışla yaşamaya başlayınca bu tür şeyler bana gülünç gelmeye başladı.
Akıl göze inerse ma’neviyat’ı görmesi mümkün değil. Zira “göz ma’nevita kördür”
Fakat zaman o kadar hızlı bir şekilde akıp girmişti ki.
Düşüncelerim beni soysuzlaştıracağı hengâmda zamanın sonsuzluğuyla tanışmış, anda sonsuzluğu damlada okyanusu bulmuştum.
“Bahr içinde katreyim bahr oldu hayran bana/ferş içinde zerreyim arş oldu seyran bana…”
Veli değildim ama veli gibi bakmaya başlamıştım.
Önce Niyazi Mısri olmuştum, sonra Zübeyir olmuştum.
Yaşlı adam tespih çekiyordu.
Ben otçukla oynuyordum. Otçukları okşuyordum.
Nefesimi kesmiş onu düşünüyordum.
Henüz gençti İstanbul’da tulu etmişti. Bir gün Ayasofya’ya gitmiş bende peşine takılmıştım. Sabah namazını kıldıktan sonra etrafını saran bir kalabalıkla bir çorbacıda oturup çorba istedi.
Çorbacı çorbayı getirince yüzünde bir tuhaflık belirdi.
“bu çorbayı kim yapmışsa cünüpmüş “ dedi.
Çorbacıya sordular çorbacı mahcup kızarık bir halde “o haklı söylüyor”  demişti.

Bunun üzerine O:”Siz şimdi diyeceksiniz ki bu Said’in kerametidir. Hayır, bu bir keramet değil bu gösterdiğim ilimdir. İlim kerametten daha yüksek bir haldir.”
Su acı çeker mi?
Ekmek figan eder mi?
Cünüp bir elde pişen çorbalar şekil değiştirir mi?
Ben otçuklarla oynuyorum.
“Otlar ve ağaçlar (Allah'a) boyun eğerler.”(Rahman-6)
Yaşlı adam tespih çekiyordu.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.