1. YAZARLAR

  2. İsmail BERK

  3. Ya takas kültürü ile teamül, ya da Hem-Hem ile tekamül
İsmail BERK

İsmail BERK

Yazarın Tüm Yazıları >

Ya takas kültürü ile teamül, ya da Hem-Hem ile tekamül

A+A-

“İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet hakiki imanı elde eden adam, kainata meydan okuyabilir.”
Yukarıdaki satır, Risale erbabının ezbere bildiği bir vecize.

İlk  “Hem…hem …” metodu, imanın tezahürlerinde başlıyor.
Mesela, "İman nur mudur, kuvvet midir?" desek, yanlış bir tartışmanın taraflarını oluştururuz. Şüphesiz iki başlık için ayrı ayrı Risaleden bulunacak deliller var. Ancak bunlar birbirinin yanına konulmalı, birbirini tamamlamalı. Yani birbirinin mütemmimidirler.

Anlaşılan o ki; iman nur olduğu kadar kuvvettir.
Bu defa "hangi kuvvet?" deyip, sadece  “manevisi olur, maddisi olur mu?” desek, yine temel mantığı ve bütünlüğü, şümullu manayı taraf yapmış oluruz.
Güzel olan, savunduğumuz doğrunun alternatifi ya da “öyle olmaz” dediğimiz kısmının da, aslında bir elmanın iki parçası gibi birbirini  tamamlayan manaları havidir.

İman, nur olduğunda manevi, kuvvet olduğunda maddi tezahürlerini ortaya koyar. Nur kalbe, kuvvet akla isnat ile “aklın ve kalbin mezci” olur. Bu asrın cihad-ı manevisi, maddi kılıçlar yerine manevi kılıçları esas aldığına göre, kuvvetin öncelikli alanı ve şekli, ayrıca müzakere konusu edilebilir.

Görüldüğü gibi, konular açıldıkça açılabilir, bir birine delil olacak Risale-i Nur metinleri tekmil edilmesi halinde, hikmete ve ilme uygun külli bir mana keşfedilebilir.
Bu arada, bir “hem..hem..”  daha: “Hem akıl..Hem kalp”
Şimdi hangisi hangisinin nesi olur? sorusuna zihin bizi sürüklerse, yine takas yapmadan üstünlük baskısına götürecek fıtrat tercümemize indirgemeden, bir bütün olarak mütalaa etmeliyiz.

Evet bir kanaat  daha: Risale-i Nur’da takas kültürü yoktur.
Yani "o mu bu mu" yerine, “Hem o, hem bu” dediğimiz, “cihet-i sitte” ile bütün yönleriyle, farklı bakış ve kriterlerin mecmuu ile bakacağımız bir müzakere ve mütemmimlik vardır.
Kalbimizden yana kalbi savunup aklı saf dışı bırakmak, ya da akla çok anlam yükleyip kalbi görmezlikten gelmek, ikisi de nakıs bir hal  ve  etrafında döndüğümüz çok mütevazı bir fıtrat ınkıtaı olur.
Tevhidteki teşrii engelleyen, ”Hem…hem…” metodu yerine çatışmayı getiren  takas kültürü, fikirleri müşevveş etmektedir.

Bir takas sorusu daha:
İman mı, hürriyet mi?
Cevabımız: Hem iman, hem de hürriyet. İman esas olduğuna göre, İmanlı hürriyet.
Peki iman var, fazilet yoksa, iman olduğu halde faziletten mahrum bir takas çözüm getirir mi? Elbette hayır. Öyleyse hem iman, hem fazilet. Yani imanlı fazilet.
Eğer imanlı fazilet olmazsa, sadece iman “Tahakküm ve tagallübün” parçası olabilir, nefse yenilebilir.

Bir takas ve daralma sorusu daha:
İman mı? Hayat mı?  Yine, hem iman, hem hayat, hem de şeriat. Üçlü bir basamak oldu.
İman nur ise, hayat kuvvet olabilir. Şeriat ise, hem iman hem hayatın toplamı denilebilir.
Elbette bu kalıplara da, ”Öyle değil, böyle denilebilir.”
Ancak, mümkünse söylenenin temel  mantığı ve  esası  üzerine yeni bir takviye, açıklayıcı bir mütemmim olmak, takviye etmek, müzahir olmak “Doğru düşünüyorsun” diyecek bir mülakiliğin lezzeti ile fikri insibağa girmek ve takas yapmamak, itiraz kalıbı ve ret mizacı yerine, mütalaa zeminine kaymak, daha kapsamlı ve kucaklayıcı bir tefekkür ve mana derinliğine kapı açabilir.

Hem teşebbüs, hem hürriyet fikri, hem icat…Bu da Üstadın neredeyse 100 yıl önce doğu insanını teşvik ettiği bir hakikat.
Hem ihlas, hem ihtisas, hem istiğna…
Hem akıl, hem kalp, hem ruh, hem de vicdan…
Hem fert, hem cemaat, hem toplum…
Hem faaliyet, hem “herkes sanatında büyüktür, hem de istişare…
Hem millet, hem medeniyet hem de İslamiyet .
Hem acz, hem fakr, hem şefkat, hem de tefekkür…
Hem akl-ı selim, hem kalb-i kerim.
Hem hilm, hem ilm.
Hem istiğna, hem ihtisas, hem de insibağ…
Hem tedbir, hem cesaret, hem gençlik heyecanı, hem ihtiyarlık tecrübesi…
Hem proje, hem plan, hem program, hem hikmet, hem adetullah…
Hem irade, hem zihin, hem his, hem de latife-i Rabbaniye…
Hem İslamiyet, hem demokrasi..
Hem özgürlük, hem birlik, hem Ferit makamı, hem de şahs-ı manevi…

Evet, takas kültürü, bir inkıbazdır. Kapsamlı düşünememenin daralmışlık psikolojisidir.
Öyleyse,  “muhakkikin-i İslam” ve “akıl sıddik” olanlarla “kemal-i ümidi-i zafer” inancında kulluğun mükellefiyetlerini yerine getirmeliyiz.
Hem…hem…hem…
Buyurun araları istediğiniz gibi doldurun.
Yeter ki, vicdani fıtratın şuurlu hali meşru kalsın ve meşruiyetle yaşasın.
Yeter ki, akli temayüller hikmetle birlikte  makul olsun, makulu arasın.
Yeter ki, hareket tarzımız, her şeyin pozitifinden cesaretle, zannın hüsnünde müspet kalsın.
Hülasa; Meşru, makul, müspet üçgeninde istediğimiz kadar hem…hem…hem.. …sentezini yapabiliriz. Mezc edebiliriz. Bütün mesele hakikatle, hadiseyi telif edecek hassasiyet ve muhakemeyi beraber tutmaktır.
Yani hem hassasiyet…hem de muhakeme…
Muhakemesi eksik bir hassasiyetin takas verdiği boşluk, akla ziyan sonuçlara götürebilir. Hakemlikten mahrum bir muhakeme de eziyet verir fıtrata.

Bu örneklerin  binlercesi risalede mevcut. 
Risalede, bir kısmı 10. mertebeye kadar çıkabilen yüzlerce hem…hem.. bulabilirsiniz.
Alt, üst, sağ, sol, ön, arka cephelerden görünen manalar, farklı istidatlardaki ihtisas ehli ile mümkün olur. Bunun ilmi zemini tefekkürü, kalbi zemini muhabbeti ve amel boyutu ise iradeyi tahkim eder.
Alışılmış  zihni kalıplarla istibdada  meyilli bir coğrafyada, Üstad, tecdidi iman ve ona dayalı hürriyet tarifi ile yüzyılımızı farklılaştırmıştır. Haliyle hepimizin bozulması gereken ezberleri beraberinde takas kültürünün eseri,  “Ya ben, ya da hiç kimse” dedirten tavrı, bütün kaosların şahsiyet merkezli enaniyetidir.

Bunun karşısında, birliğin ve beraberliğin bütün nişanelerini tevhid merceğinden okuyan Üstad, herkesin hür faziletli iradesiyle cüz-i hakikisine sahip olduğu bir İslam hakimiyetinden bahseder.
Benliği, takası, tecridi, tahakkümü yok eden bir formül bu.
Yani “hem… hem…” kavrayışı.

Öyleyse, hem teamül,hem tearüf,hem de tekamül olmalı.

berk@risalehaber.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.