Abdulkadir MENEK

Abdulkadir MENEK

Yazarın Tüm Yazıları >

Vefatlar

A+A-

Son günlerde Türkiye’de kendi alanlarında başarılı çalışmalar yapmış ve küçümsenemeyecek izler bırakmış üç önemli şahsiyet, bu dünya hayatlarını sonlandırarak ‘’el mevt-u hakkun’’ hükmüne bir kez daha imza attılar.

İlk olarak Mehmet Ali Birand, bu fani dünya hayatından tezkeresini alarak, ebedi aleme, hesap diyarına gitti. Mehmet Ali Birand’ı uzun yıllardır takip ediyorum. Çok başarılı ve tarihe not düşüren çok önemli belgeseller yaptı. ‘’Demirkırat Belgeselini’’ keyifle izlemiştim. Çok yerde hakkı teslim eden önemli noktalara, bazı güzel vurgular yaptığını hatırlıyorum.

28 Şubat Sürecinde, önemli bir savrulma yaşamadı. Dini bazı konularda, zaman zaman bizleri inciten bazı yazılar kaleme almış olsa bile, genelde ‘’demokrat’’ çizgisini muhafaza etmeye çalıştı. Zaten bu demokrat çizgisi, 28 Şubat darbecilerinin hoşuna gitmedi. Hiç alakası olmadığı halde PKK sempatizanı diye andıçlandı, gazetesinde yazması engellendi.

Geçen sene ameliyata girmeden önce, seyirciler ile vedalaşırken, söylediği sözler, yaşamıyor olsa bile inancının önemli bir yansıması olarak hafızlarda iz bıraktı. Dua talep etti, duanın gücüne inandığını herkes ile paylaştı. Daha önce pek kimselere haber vermeden bir umre seyahati de yapmıştı.

Bütün bunlardan sonra, bize düşen elbette rahmet temennisinde bulunmaktır. Fakat bizi büyük ölçüde ilgilendiren çok önemli bir hususu, vefatından sonra öğrenmiş olduk. Üstad Said Nursi belgeseli üzerinde çalışıyor olması, doğrusunu söylemek gerekirse, benim için sürpriz oldu. Başbakan Yard. Bülent Arınç’ın ve daha sonra Ak Parti Genel Başkan Yard. Hüseyin Çelik’in açıklamaları ile bu konuya muttali olunca çok sevindim.

Artık Üstad ile ilgili olarak yapılan film ve belgesel çalışmalarının her geçen gün hem sayı ve hem de kalite yönünden artmaya başlaması gerçekten çok sevindirici bir gelişme. Allah’a şükür, Üstad, bütünü ile topluma mal olmaya başladı. Artık her kesimden insan bu konu üzerinde çalışma ve kafa yorma ihtiyacı hissediyorsa, bu önümüzdeki dönemde büyük bir fütuhatın kapısını açacaktır.

Bir belgesel ustasının, Üstad Said Nursi için yapacağı bir çalışma, elbette çok büyük bir ses getirecek. Bir çok insanın bu konuya dikkati çekilecek, belki hidayetlerine vesile olacak. Yarım kalan bu belgesel, inşallah en kısa zamanda yakın çalışma arkadaşları tarafından tamamlanır. 10 bölüm olarak düşünülen bu çalışmanın, hayırlara ve Birand’ın ruhuna rahmetlere vesile olmasını temenni ediyorum.

Bu ölümün hemen ardından Prof. Toktamış Ateş vefat etti. Toktamış Hoca’yı da açık oturumlardaki sözünü esirgemeyen tavrı ve tonton duruşu ile tanıdık.Siyasi analizleri çok ilginçti ve yıllarca yazarlığını yaptığı Cumhuriyet gazetesinin yayın politikasından çok farklı bazı görüş ve düşünceleri ile dikkati çekiyordu. Belki son yıllarda Bugün gazetesinde yazmaya başlaması, bu farklılığın çok bariz bir belirtisi olarak dikkati çekiyordu.

Toktamış Hoca’nın demokratik görüşleri de, statükonun ve derin çevrelerin çok rahatsız olduğu görüşlerdi. Tabi ki, katılmadığımız bazı görüşleri de vardı. Fakat demokrasi zaten farklılıklar içinde birbirine hoşgörünün adı değil miydi? Toktamış Hoca’ya da Allah’tan rahmet diliyorum.

Prof. Ahmet Mete Işıkara da çok ilginç ve sempatik bir şahsiyetti. Körfez depreminin ardından yaptığı açıklamalar ile gerçekten büyük sempati toplamıştı. O sıralar, benim dünyamda iz bırakan çok önemli bir açıklaması olmuştu. Depremin ardından Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e bir brifing vermiş ve depremin merkez üssünün tam da Gölcük Donanma Komutanlığının altı olduğunu söylemişti.

O dönem, Gölcük donanma Komutanlığı, 28 Şubat sürecinin en acımasız ve çirkin çalışmalarının yapıldığı ve hatta post modern darbenin planlandığı bir yer olarak kayıtlara geçmişti. O dönemin deniz Kuvvetleri Komutanı Org. Güven Erkaya, sürecin en ateşli komutanlarından birisi olarak da öne çıkmıştı.

Belki, Prof. Işıkara’nın bu cesur ve önemli açıklaması ile bazı zihinler aydınlanmıştı. Yoksa bazı kaygılar nedeniyle böyle bir açıklama da bulunmayabilirdi. Biz bu ülkede, din düşmanlığı adına, bilimin nasıl defalarca katledildiğine şahit olan insanlar olarak, bunu de es geçecektik. Bu vesile ile Prof. Ahmet Mete Işıkara’ya da Allah’tan rahmet niyaz ediyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
6 Yorum