1. YAZARLAR

  2. Şahin DOĞAN

  3. Vahidiyet ve ehadiyet meselesi
Şahin DOĞAN

Şahin DOĞAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Vahidiyet ve ehadiyet meselesi

A+A-

Yirmi beş yılı aşkındır külliyatı okuyorum belki onlarca defa devir nasip oldu ama anladıklarım anlayamadıklarım yanında devede kulak. Risaleler o kadar engin, o kadar rengin, o kadar zengin bir mana düzlemine sahip ki bazı yerlerini tam anlamak için gerçektende bilim adamı olmak, bazı yerlerini anlamak için sahici bir edip olmak, bazı yerlerini anlamak için gerçek bir alim olmak, bazı yerlerini anlamak için müçtehit seviyesinde bir ilim sahibi olmak gerekiyor.

Bazı bahisler okyanusun kıyısı gibi herkes yüzebilir, kulaç atabilir; umumidir, umuma hitap eder. Bazı bahisler de var ki okyanusun ortası gibi binlerce metre derinliğinde, orada yüzebilmek için her şeyden evvel, kabiliyet, kapasite, donanım, liyakat, ısrar gibi yüksek meziyetler gerekiyor. Birinciler avama hitap ederken ikinciler havassa hitap eder.

Vahidiyet ve ehadiyet bahsi bu ince ve derin meselelerden sadece bir tanesi.  Külliyatın muhtelif yerlerinde bu mesele farklı açıklardan ele alınmış ve derinlemesine bazı tahliller yapılmış.    

Vahid, bir olan Allah demek.

Ehad, misli ve benzeri olmayan tek Allah demek.

Bir olan Allah'ın varlığının, çok şeyde görünmesi vahidiyet, tek şeyde görünmesi  ehadiyettir.

Bazı klasik ve çağdaş tefsirler arasında naçizane yaptığım bir gezinti sonucu ancak yukarıdaki bilgilere ulaşabildim. En güçlü dirayet tefsiri olarak kabul edilen Fahreddin Er-Razi’ye ait Mefatih-ül Gayb’tan, Elmalılı tefsirine, Tefhim-ül Kur’an’dan (Mevdudi), Fizilal-ül Kur’an’a,(S.Kutup) El Menar’dan(R.Rıza) Kur’an Yolu tefsirine (M.Esed) kadar.

Vahidiyet ve  ehadiyet hakkında verilen bilgiler aşağı-yukarı bu kadar.

Başta imam Rabbani’nin Mektubat’ı olmak üzere tasavvufi eserler arasında naçizane yaptığım bir gezinti sonucu sadece Füsus-ül Hikem (yaz: M. Arabi) ve Tavasin’de (Yaz: H.El-Mansur) bu kavramlar üzerinde üstada benzer küçük bazı analizlere rastladım.

İkincilerinde yapmış olduğu izahlar olabildiğince muğlak, girift ve kapalı göründü bana. Vuzuh yoktu yani.

Üstadın yapmış olduğu izahlar ise hem alimane, hem arifane, hem vazıh, hem de anlaşılması kolay. Zaten sırr-ı temsil dürbünü en uzak hakikatleri bile yakınlaştırıyor. İşte üstatta olup ta seleflerinde olmayan bu sırlı dürbün. İsm-i nura mazhar olan güneş ışığı misali gibi.

Vahidiyet genel tecelli, ehadiyet özel tecelli.

Vahidiyet bir anda bütüne, genele, umumiye şamildir, ehadiyet ise özele, parçaya, hususiye şamildir.

Vahidiyetin yansıması umumiyetle celali, heybetli ve azametlidir, ehadiyetin yansıması ise umumiyetle cemali, müşfik ve tenezzülatlıdır.

Allah’ın bir an da celal ve Kibriya ile kainatı idare etmesi vahidiyettir, aynı şekilde sinek gibi küçük bir mahluka özel ihtimam göstermesi, ilgilenmesi, onu idare ve tanzim etmesi ehadiyettir.    

Güneş ışığının bir anda bütün dünya yüzeyinde yansıması vahidiyete örnektir, deniz içindeki küçük bir damla içerisinde yansıması ise ehadiyete örnektir.

Esma açısından bakıldığında -ki bu nokta yine klasik hiçbir eserde yok- her bir esmanın aynı anda hem vahidiyet noktasından tecellisi var hem ehadiyet noktasından. Çünkü tek bir esmanın zımnında bütün esma var yanı şekilde bütün esmanın zımnında ise tek bir esma var.      

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
8 Yorum