1. YAZARLAR

  2. Nurettin HUYUT

  3. Uzaylı var mı?
Nurettin HUYUT

Nurettin HUYUT

Yazarın Tüm Yazıları >

Uzaylı var mı?

A+A-

Önceki gün ülkemizin serhat illerinden Van’da kadim dostum vefalı arkadaşım Şahabettin Öztürkçü’nün dükkanındaydık.

 

Dini kitap satan bir dükkan, aynı zamanda kadim dostların uğrak yeri, her türlü konunun serbestçe tartışıldığı bir halk meclisi görevini de sürdürür.

 

Van’ın eşrafından insanlar boş zaman buldukça buraya uğrar ve güncel konuları masaya yatırır hayli uzun denecek müzakerelerle günlerini nurlarla hemhal olarak geçirme imkanı bulurlar.

 

Ben de Şahabettin beyin bu engin hoşgörüsüne sığınarak orada bulunanlara birkaç soruma cevap vermelerini istedim.

 

İlk olarak kendilerine şu pasajı okudum; “Nasıl ki, meselâ Amerika’da, bütün milletler umumî bir kongreye davet edilse, her millet büyük gemisine biner, oraya gider. Öyle de, bahr-i muhît-i kâinatta, bir senede yirmi beş bin senelik uzun bir seyahate alışan küre-i arz, ahalisini alır, gider, mahşer meydanına boşaltır.” (Mektubat Sh.22)

 

Ve arkasından şu suali yönelttim,

 

Haşir meydanı bahr-i muhit-i kainattan gelecek “diğer milletlerin” de buluştuğu bir kongre meydanı mıdır?

 

Sorumu biraz açarsam “madem dünyamız kendi ahalisini alıp götürüp oraya dökecekse diğer gemiler (dünyalar) de var mı? Ve bu gemilerde farklı canlılar bulunacak mı?”

 

Bu soruma oradaki dostlardan çok farklı denecek cevaplar geldi gelmesine ama kimse “evet diğer kürelerde de bir takım varlıklar vardır onlar da kendi ‘gemilerine’ binip gelecekler” diyen olmadı.

 

Sadece şunu söylemekle yetindiler; “Evet semada canlı var ama bu Kur’an’ın ifadesine göre bu canlılara melaike ve ruhaniyat denir.”

 

Ben sorumu bir başka yerden bir başka cümle okuyarak yeniledim.

 

“Daha bir kısım insanlar, küremize benzer zevilhayatın makarrı olmuş semâvî yedi küre-i âharı fehmeder.”(Lemalar sh. 72)

 

Bu cümle 12. Lemada geçiyor ve "Sonra iradesini semâya yöneltti ve gökleri yedi tabaka olarak tanzim etti. O herşeyi hakkıyla bilendir." (Bakara Sûresi, 2:29.) ayetinin bir tefsiri olarak aktarılmış.

 

Üstada göre bir kısım insanlar bu ayetten bu manayı çıkarmaktadırlar ve bu mananın da “sadık masadakları” var diyerek onayladığını söylüyor.

 

Sorum şu idi “madem küremize benzeyen başka küreler de var. O halde dünyamızda dağ varsa orada da dağ var demektir. Dünyamızda nehirler ırmaklar dereler varsa orada da vardır. Dünyamızda dört yüz bin çeşit bitki ve hayvan varsa o kürelerde de vardır. Ve en önemlisi dünyamızda insan denen canlı varsa insana benzeyen canlılar orada da vardır” diyebilir miyiz?

 

Yani biz burada “ot” yiyorken onlar orada “börek mi” yiyorlar veya biz burada “balık” yerken onlar orada “baklava mı” (Sözler sh. 469)yiyorlar? Börek yiyen veya Baklava yiyen bir canlının maddi vücudu olması gerekmez mi?

 

Bu soruma da orada bulunan dostlarım aynı cevabı vermekle yetindiler. Biz ancak Risale-i Nurda olan kadar bilebiliriz fazlasını bilemeyiz ki, orada şöyle bir cümle geçmektedir.

 

“Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyân, "melâike ve can ve ruhâniyâttır" der, tesmiye eder.” (Sözler sh 469)

 

Tamam ben de aynı düşünüyorum farklı düşünmem zaten mümkün değil. Çünkü Kur’anın ifadesi karşısında söylenecek bir söz olamaz.

 

Yalnız benim bu cümleye karşı şu soruyu sormamı engelleyecek bir durumun olduğunu da sanmıyorum.

 

Oralarda lebaleb dolu olan “melaike can ve ruhaniyat” diye isimlendirilen canlılar tamamen cesetsiz midirler? Bir kısmına bizim gibi ceset giydirilmiş olamaz mı? Ve onlar kendi kürelerinde kendi şartlarında yaşıyor olamazlar mı? “Börek” yiyerek veya “baklava yiyerek” yaşıyor olamazlar mı?

 

Ve bir gün biz insanoğlu teknolojimizi geliştirirsek onlarla iletişim kuramaz mıyız?

 

Evet bütün bu sorularımın cevabını bulamıyorum. Çünkü henüz teknoloji o seviyeye ulaşmış değil ve insanoğlu henüz böyle bir olguya erişmiş de değil.

 

O nedenle diyorum ki, bekleyelim görelim. Bu dünyada bunu öğrenme imkanını bulamazsak en geç ahirette mahşer meydanına varınca diğer milletlerin olup olmadığını öğrenmiş olacağız.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum