1. YAZARLAR

  2. Nuran ŞAHİN

  3. Unsuru’l Belâgat’tan Onbirinci Mesele üzerine
Nuran ŞAHİN

Nuran ŞAHİN

Yazarın Tüm Yazıları >

Unsuru’l Belâgat’tan Onbirinci Mesele üzerine

A+A-

Beyân, belâgat ilminin hakikat, mecaz, kinaye, teşbih ve istiarelerini öğreten bölümüdür. Ayrıca bildirme, söyleme, açıklama, düşündüğünü ifade etme manalarına da gelmektedir. Kur’an-ı mu’cizü’l beyânın berâatinde;

لرَّحْمٰنُۙ ﴿١﴾ عَلَّمَ الْقُرْاٰنَۜ ﴿٢﴾ خَلَقَ الْاِنْسَانَۙ ﴿٣﴾ عَلَّمَهُ الْبَيَانَ (Rahman. Kuran'ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona beyanı öğretti. (Rahman Suresi, 1-4)

ayetlerinde beyanın bir ilim olduğu, Hz. Muhammed (s.a.v.) ‘a öğretildiği, bir konu hakkında açıklamaların, düşüncelerin ve ifade biçimlerinin kurallarının olması gerektiği anlatılmaktadır.

Göz, kulak, el gibi organlar hastalanınca görmede, işitmede, dokunmada sorunlar yaşanır. Bu organlar sağlıklı sıhhatli oldukları müddetçe tam görevlerini yaparlar.  Aynı bunlar gibi beyanın selamet ve sıhhati de, cümlelerin düzgün ve doğru olması, sözün yanlış ve eksik olmamasıdır.

Beyanın selamet ve sıhhati bazı şartları da beraberinde getirmektedir. Bunlar:

1-Hükmün levazımını ihlal etmemek, rahatlığını bozmamak ve nazara almak.

(Karar gerektiren şartları bozmamak ve belli kuralar ölçüsünde yapmak)

2-Mebadisinden istimdad-ı hayat etmek için müracaat etmek.

(Verilen kararda temel prensiplerden yararlanmak)

3-Sual-i mukaddere cevap olan kuyudatıyla tekallüt etmek.

(Akla gelebilecek sorulara hücum eden evhamın itirazlarına karşı hazırlıklı olmak)

Bu şartların doğrultusunda varılacak sonuçta; Kelâm meyvedar bir ağaçtır. Kelamı cinayet ve ictinadan himaye  etmek için etrafına dikenler ve süngüler dizilmiştir. Ağacın kesilmemesi ve meyvelerinin korunması için etrafına dikenden set çekildiği gibi, sözünde evhama ve şeytanlara kulak hırsızlığı yaparak eğri nazarla bakmaması gerekir.

Çünkü hakiki, ulvî söz; birçok münazaranın sonucu (fikir birliği) ve pek çok muhakematın özüdür. (stratejik, mantıksal, eleştirisel, etik, sıra dışı, esnek, sosyal düşünceler…)

Risale-i Nur eserinde şeytanların ruhani olduklarından dolayı semaya yükselerek melekî âlemde konuşulan haberleri almak için kulak hırsızlığı yaptıkları, meleklerin onları kovmak için gök taşlarını yani şahabları atarak tart ettiklerinden bahsedilmektedir. Buradaki teşbih sanatının misalinde gördüğümüz gibi bizler de konuşmalarımızı, sözlerimizi, açıklamalarımızı; delillerle, kayıtlarla ve itirazlara karşı savunma cihazlarıyla tedbirli olmalıyız.

Sanki konuşmacı altı ciheti nazara alıp, konuşmasının etrafına sur çekmelidir. Yani:

-Mevzu

-veyahut mahmulü (konuyla alakalı ona hamledilen şeyler)takyid ile,

-veyahut tavsifle, (vasıflandırma, niteleme)

-veyahut başka cihetle vehmin hücumuna müsait noktalarda birer müdafi müheyya ederek,

-baştan aşağıya kadar mukadder suallere (gelebilecek sorulara karşı)cevap hükmünde olan

-kuyudatıyla (kayıtlar) mücehhez etmektir.

Risale-i Nur, sözün-konuşmanın çevresine çekilecek temel prensipleri verirken Kur’an-ı Kerim’in altı yönünü de gösterir.

Altında hüccet ve burhan direkleri;

üstünde sikke-i i’câz lem’aları;

önünde ve hedefinde saadet-i dâreyn hediyeleri; ve

arkasında nokta-i istinadı vahy-i semâvî hakikatleri;

sağında hadsiz ukùl-ü müstakîmenin deliller ile tasdikleri;

solunda selîm kalblerin ve temiz vicdanların ciddî itminânları ve samîmi incizabları ve teslimleri, Kur’ân’ın fevkalâde hârika, metîn, hücum edilmez bir kal’a-i semâviye-i arzıye olduğunu ispat eder. (Sözler s. 412)

Beyanın selamet ve sıhhati için birçok örnekler vermek mümkündür. Risale-i Nur Külliyatı’ndan  özellikle Muhakemat ve lasiyyemeler en parlaklarındandır.

Elhâsıl: Onuncu Söz bütün hakàikıyla, Yirmi Sekizinci Söz İkinci Makamında Lâsiyyemâlardaki bütün berâhiniyle, gurûb etmiş güneşin sabahleyin yeniden tulû edeceği derecesinde bir katiyetle göstermiştir ki, hayat-ı dünyeviyenin gûrubundan sonra şems-i hakikat hayat-ı uhreviye sûretinde çıkacaktır.

İşte, baştan buraya kadar beyânâtımız  ism-i Hakîmden istimdâd ve feyz-i Kur’ân’dan istifade sûretinde, kalbi kabule, nefsi teslime, aklı iknâa ihzâr içindir.” (Sözler s.492) 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.