Türk Müziğinde Bir Dâhi Bestekâr: Buhûrîzâde Mustafa Itrî

Türk Müziğinde Bir Dâhi Bestekâr: Buhûrîzâde Mustafa Itrî

Türk müziğinin unutulmayan isimlerinden Buhurîzâde Mustafa Itrî Efendi Cağaloğlu’nda yâd ediliyor.

Türk müziğinin unutulmayan isimlerinden Buhurîzâde Mustafa Itrî Efendi Cağaloğlu’nda yâd ediliyor. Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER)’nin düzenlediği anma programı, Timaş Kitapkahve’de 6 Aralık Perşembe akşamı saat 18.00’de başlayacak. 
 

Bu yıl vefatının 300. yılı münasebetiyle çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından hakkında program yapılan Buhurîzâde Mustafa Itrî Efendi ESKADER tarafından da unutulmadı. İTÜ TMD Konservatuarı öğretim üyesi ve Türk müziğine düzenlediği programlarla önemli katkılar sağlayan Y. Doç. Dr. Göktan Ay’ın yöneteceği anma programına konuşmacı olarak, ney sanatkârı ve İTÜ TMD Konservatuarı öğretim üyesi Y. Doç. Dr. Süleyman Erguner, yine aynı bölümün hocalarından öğretim görevlisi ve ud sanatçısı Mehmet Emin Bitmez konuşmacı olarak katılacaklar. Her iki konuşmacı, Itrî’nin Türk müziğindeki yeri üzerinde duracak, bestelediği eserleri anlatacaklar. Bu arada aynı bölümün öğretim üyelerinden solist Y. Doç.Dr. Sinem Özdemir de büyük sanatkârın unutulmayan eserlerini seslendirecek.
 

Alayköşkü Caddesi, No. 5 Cağaloğlu adresinde gerçekleşecek olan ve herkesin serbestçe katılabileceği programla ilgili ayrıntılı bilgi almak isteyenlerin, 0 (212) 5112323-5112324 numaralı telefonları arayabilecek veya http://www.sanatalemi.net sitesini ziyaret edebilecekler.

MÛSİKÎDE BÜYÜK DEHA
 

Mustafa Itrî Efendi, İstanbul'da doğdu. Doğum tarihi tam olarak bilinmiyor. 1630 ile 1640 yılları arasında doğduğu sanılmaktadır. Asıl adı Mustafa'dır. Itrî, şiirlerinde kullandığı mahlastır. Buhurîzade Mustafa Efendi diye de anılmıştır. İyi bir öğrenim görmüştür. Ustalarından biri, Hâfız Post'tur. Nasrullah Vâkıf Halhalî, Kasımpaşalı Koca Osman Efendi, Derviş Ömer Efendi gibi 17 yy. bestecilerinden de yararlandığı sanılmaktadır. Çağının kaynakları, onun mevlevi olduğunda birleşirler. Mevlevi tekkelerinde okunmak üzere, bir ayin ile bir naat bestelemiştir. Yenikapı Mevlevihanesi'nin o zamanki şeyhi, Câmî Ahmed Dede'ye (?-1671) bağlanmıştır. Itrî beş padişah dönemi gördü. Sultan IV. Mehmed zamanında tanındı. Huzurda düzenlenen fasıllara hanende olarak katıldı. Bestelediği eserlerle padişahlardan büyük yakınlık gördü. Yakınlık gördüğü bir başka devlet adamı da, şiirleri ve müzik sevgisiyle tanınan Kırım Hanı I. Selim Giray'dı (1634-1704). IV. Mehmed’le yakınlığının bir sonucu olarak, padişahtan, kendisine esirciler kethüdalığı görevinin verilmesini istedi. Bu dileği, yerine getirildi. Bazı kaynaklar, onun bu dileğini, İstanbul'a getirilen esirlerin ülkelerinin müziği üstüne bilgi edinmek, içlerinden müziğe yeteneği olanları da yetiştirmek istemesine bağlar. Uzun yıllar Enderun’da müzik öğretmenliği ve hanendelik yaptı. Elli yaşına doğru, emekli olarak saraydan ayrıldı. Ancak, müzikteki ünü Lâle Devri'nde daha da artarak sürdü.

Meyvecilik ve çiçekçiliğe meraklıydı. Kendi adıyla anılan ünlü Mustabey armudunu, ilk kez o yetiştirdi. Itırdan gelen Itrî mahlası da, çiçek merakına bağlanır. Divan şairlerinden Şeyhî’nin yazdığına göre, ölümünden sonra “Mevlevihane Yenikapusu haricine” gömülmüştür. Mezar taşı kayıptır.
Itrî zamanının tanınmış şairlerindendir. Divan ve âşık tarzlarında şiirleri vardır. Naatlar, gazeller, tahmisler, nazireler, tarih düşüren beytiler ve şarkılar dışında, hece ölçüsüyle türküler de yazmıştır. Bestelediği eserlerde, şiirlerinin pek azını güfte olarak kullanmıştır. Nâbî, Bakî, Nazîm, Nailî, Nef’î gibi ustaların şiirlerini bestelemiştir. Şiirlerini topladığı, Divan’ı kayıptır. Şiirlerine, şuara tezkirelerinde, yazma şiir derlemelerinde rastlanır. Itrî aynı zamanda tâlîk yazı yazan bir hattatır. Edebiyat ve hat öğretmeni, Siyahî Ahmed Efendi’dir. Yazdığı tâlik yazı örnekleri, Hâfız Post’un güfte derlemesine eklediği güftelerde görülür. Neyzen olduğu da söylenir. Saz eserleri bestelemesi, ney ya da başka bir saz çaldığını gösterir. Çağının kaynaklarında, kuramsal bilgilerinin çok üstün bir düzeyde olduğundan söz edilir. Asıl önemi besteciliğindedir. Eserleriyle bir çığır açmış, Klasik Türk müziğinin kurucusu olmuştur. Ondan önceki bestecilerde, bir ölçüde de olsa, Orta ve Yakındoğu müziklerinin izleri sezilir. Bu etkiler onda bütünüyle silinmiş, Klasik Türk müziği diye adlandırılan, Osmanlı-Türk üslubu en belirgin çizgileriyle ortaya çıkmıştır. Klasik üsluba bağlı kalmış pek çok bestecide, az ya da çok, onun etkisi vardır. Itrî, Abdülkadir Merâgi ve Hammâmîzade İsmail Dede Efendi'yle birlikte, Türk müziğinin gelişimini yönlendiren üç önemli besteciden biri olmuştur.

Itrî müziğe yepyeni bir hava getirmiştir. Dini muhtevalı eserleri, cami ve tekke müziği örnekleri olarak ikiye ayrılır. Teravih namazı sırasında makam değiştirme kuralı ile, camilerde müezzinlerin uyguladıkları çeşitli kuralların Itrî tarafından konulduğu söylenir. Bayram namazlarında okunan Segâh Kurban Bayramı Tekbiri, kutsal emanetlerin ziyareti sırasında okunan Segâh Salât-ı Ümmiye, Mâye Cuma Salâtı, Dilkeşhâveran Gece Salâtı, üç yüz yıldır etkilerinden bir şey yitirmemiş eserlerdir. Bini aşkın beste yaptığı belirtilmiş, ancak bunların büyük bir çoğunluğu kaybolmuştur. Bugün ancak kırk dolayında eseri bilinmektedir. Çeşitli kaynaklarda vefatı 1712 yılı olarak gösterilmektedir.

Başlıca eserleri: Segâh Kurban Bayramı Tekbiri; Segâh Salât-ı Ümmiye; Dilkeşhâveran Gece Salâtı; Mâye Cuma Salâtı; Segâh Mevlevi Ayini; Rast Darb-ı Türkî Naat ve Sofyan Tevşih; Nühüft Durak; Nühüft İlahî; Nühüft Tevşih; Nevâ Kâr; 2 Pençgâh Beste; Hisar Devr-i Kebir Beste ve Aksak Semai; Mâhûr Ağır Aksak Semai; Rehavî Berefşan Beste; Buselik Hafif Beste ve Yürük Semai; Segâh Ağır Semai; Segâh Yürük Semai; Bayatî Çember Beste; Bestenigâr Darb-ı Fetih Beste; Dügâh Hafif Beste; Isfahan Zencir Beste ve Ağır Aksak Semai; Nikriz Muhammes Beste; Râhatu'l Ervah Zencir Beste; Irak Aksak Semai; Rast Aksak Semai; Nühüft Aksak Semai; Acemaşiran Yürük Semai; Rehavî Peşrev; Nühüft Peşrev ve Saz Semaisi.

Elif Çelik (Sanatalemi.net)