1. YAZARLAR

  2. Kenan ÖREN

  3. Tünelin öbür ucu
Kenan ÖREN

Kenan ÖREN

Yazarın Tüm Yazıları >

Tünelin öbür ucu

A+A-

Yaş elliye dayanınca aklıma hep Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Otuz Beş Yaş” şiiri gelir oldu. Cahit Sıtkı bu şiirinde 35 yaşın yolun; yani ömrün süresinin yarı miktarı olduğunu söylemiş ama kendisi 46 yaşında vefat etmiş. Bendeniz 48 yaşında olduğuma göre, Cahit Sıtkı’ya oranla uzatmaları yaşamaya başladığım anlaşılıyor. Allah hayırlı ömür versin, ama er ya da geç o gün başımıza gelecek. Ayrıca ölümü hatırlatan “Yolun sonu görünüyor”, “Yalan dünya yalan imiş” ve “Öyle bir geçer zamanki” gibi şarkıları da çok fazla tahattur etmeye başladım. Yani bazı kimselerin aksine ölüm aklımdan hiç çıkmamaya başladı.

Kâinatın Efendisi (asm) de ölümü sıkça tahattur edermiş. Bediüzzaman ise ölümü âdeta insana sevdiriyor. Ölümün yüzüne merdane bakılması gerektiğine vurgu yaparak; ölümün bizden ne talep ettiğini algılamamız gerektiğine vurgu yapıyor. Ölüm olgusu, mutlak bir gerçek ve kaçınılmaz bir vaka olduğuna göre ve ister istemez tünele benzeyen o karanlık kabre gireceğimize göre, o tünelin içinde bizleri neleri beklediğini merak etmemiz gerekmez mi? Üstadın dediği gibi başımızı, devekuşu gibi, kuma sokarak ölüm gerçeğinden bihaber olabilir miyiz? "Adam sen de, nemelazım ben bu dünyayı yaşarım; bu dünyamı cennete çeviririm, benden sonra tufan olsa ne yazar" diyebilir miyiz?

Hayır diyemeyiz. Zira içimizde ebedi yaşama duygusu var ki, bu duygu yok olmamızın ne kadar korkunç bir şey olduğunu bütün dehşetiyle hissetmemizi de beraberinde getiriyor. Asıl mesele ölüm gerçeğiyle gireceğimiz o karanlık tünelin öbür ucunda, iman ve amel-i salih şartıyla, muhteşem bir ışığın olduğunu idrak etmektir. Tıpkı bir trenin karanlık da olsa, uzun da olsa tünellere cesurca girmesi gibi bizim de cesurca kabir tüneline cesurca fütursuzca girmemiz gerekiyor. Nasıl ki, tren tünele girince, öbür ucundaki ışığın varlığını bilerek giriyor, aynen öyle de biz de kabir tüneline girerken kabrin ötesindeki ışığı görerek kabre girmeliyiz.

Bir profesör arkadaşla konuşuyorduk. Konu ölüme gelmişti. Ölümden sonraki hayat hakkındaki görüşlerini sorunca, “Orayı hiç düşünmüyorum, benim için bu dünya önemli, ben bu dünyamı cennete çevirmeye çalışıyorum,” demişti. Kendisine, “bir insan yurtdışına bile giderken, pasaporta ihtiyaç hisseder, gideceği yurt dışında kendisini nelerin bekleyeceğini ve kimlerle temas edeceğini, nerelerde ikamet edeceğini vs merak eder ve bir hazırlık yapar. Biz de hiç bilmediğimiz bir âleme gideceğimize göre, o âlem ile ilgili meraklarımız olamaz mı ve orası için mutlaka yapılması gereken tedariklerimiz olmamalı mı? diye sorunca, bunları kulak ardı ettiğini ve düşünmemeye çalıştığını söylemişti.

Oysa bir gün odasına girdiğimde kendisi çok iyi İngilizce bildiği için “Where did we come from? (Nereden geldik?), Where are we going? (Nereye gidiyoruz?) gibi soruları bir kartona yazarak odasına astığını görmüştüm. “Şu soruların cevabını bulabildin mi?” diye sorunca, “Bulsaydım yazmazdım” diye cevap vermişti. Artık anlamıştım ki, kendisi ölümden sonraki hayatı düşünmese bile vicdanı bu tür soruları sürekli olarak kendisine soruyordu. Bunu anlayıp, bu tür soruları yazması ve duvara asması bile bir erdemlikti. İnşallah işi daha ileriye götürerek gerçek kaynaklarından bu soruların cevabını bulmak ve o doğrultuda yaşamak nasip olur.

Hayatımızı yaşarken hangi konumda olursak olalım, hangi makamı işgal edersek edelim ama ölümü asla unutmayalım. Makam ve mevki sahibi, servet sahibi vs dünyevî nimetler sahibi olabiliriz. Ancak hiçbir zaman unutmamalıyız ki, bir gün mutlaka bütün bu nimetlerden ayrılacağız ve bizi bekleyen kabre eninde sonunda gireceğiz. Bu nimetlerden faydalanırken, onların Allah’ın bize sunduğu ihsanı olduğunu ve şükür için bizlere verildiğini ve başka bir âlemde daha güzellerinin bize verileceğini unutmamalıyız. O’nun rızası dairesinde hareket etmesini ve emirlerine uygun yaşamasını bilerek ve nefsimizin esiri olmadan yaşayarak…

kenanoren@risalehaber.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.