1. YAZARLAR

  2. Hüseyin KARA

  3. Tevazu ne nesneyle ne de söylemle olur
Hüseyin KARA

Hüseyin KARA

Yazarın Tüm Yazıları >

Tevazu ne nesneyle ne de söylemle olur

A+A-

Lemaat ekseninde duygu çağrışımları (37)

Tevazu söz konusu olunca, insan “ene” sinin karışmaması çok nadirdir. Çünkü en büyük erdem çerçevesinde herkesin beğenisini kazanmak nefsin en büyük arzusudur. Böyle olunca davranışların karışma ihtimali büyüktür.Yani tevazu olması gerekirken gururun ta kendisi olabilmektedir.

Bu davranışlarda “ene” nin yani egonun rolü büyüktür. Ego insanı ustalıkla yanıltabilir. Özellikle insanın kimyasını ve yaratılışını bilmeyenler, kendini sahici “ene” diye yutturan sahte egonun tuzağına çok çabuk düşerler.

Diyojen’in bir gün Sokrat’ı ziyaret ettiği anlatılır. Diyojen dilenci kılığında biriymiş. Her zaman yırtık ve kirli elbise giyermiş. Ona yeni bir elbise bile verilse giymeden önce yırtar ve kirletir, sonra giyermiş. Böylece kendini sıradan ve bir hiç gibi gösterirmiş. Derken bu halde Sokrat’ı ziyarete gelerek egosuzluk hakkında konuşmaya başlamış. Sokrat bu; nüfuz eden gözleriyle onun pek de öyle egosuz olmadığını fark etmiş. Diyojen’in konuşması baştan sona ego kokuyordu ve Sokrat ona “Sende kirli elbiselerinin deliklerinden egodan başka bir şey görmüyorum. Tevazudan söz ediyorsun ama sözlerin derin egondan haber vermektedir.”

Hikâyeye göre Diyojen, tevazuun bir nesneden ya da nesne ile olan ilişkiden ibaret olduğunu sanıyordu. Oysa elbise ya da söylemle tevazuun olmayacağını Sokrat hatırlatmak zorunda kalmıştı. Nice mütevazılıktan dem vurup derviş kıyafetliler var ki kibir ve “ene” lerinin tutsağıdırlar; onlar gezen gurur putlarıdır.

Çok sinsi ego, alçakgönüllülüğü insana bir hedef olarak gösterir ve insanın aldığı her mesafede onun mütevazı olduğunu sürekli söyler. Egonun bunca tuzaklarından haberi olmayanlar onun bu telkinlerine hemen kanar ve tevazu adına belki de bilmeden kibirlerini sergilerler.

Tevazu, durumdan duruma ve şahsiyetten şahsiyete değişen bir haldir. Bir hale göre tevazu olan bir davranış bir başka hal ve şahsiyete göre pekâlâ kibir olabilmektedir. Hatta aynı davranış bir şahısta bile değişen bu pozisyonlara göre farklı anlam kazanabilmektedir.  Bediüzzaman, “Mektubat” adlı kitabında bir insanın değişik şahsiyetlerinin olabileceğinedikkat çeker ve şu orijinal misali vererek konuyu zihinlere yaklaştırır: Önemli bir memur, makamında olduğu zaman vakarı gerektiren bir şahsiyeti olacağındanonun bir ziyaretçiye tevazu göstermesi alçalmadır ve makama saygısızlıktır. Oysa kendi evindeki şahsiyeti bunun tam tersi bir hali ve davranışı gerektirdiği için,evine gelen misafire karşı ne denli tevazu gösterse güzeldir;bunun tam tersi, yani makamında olduğu gibi vakarlı durması ise kibirdir.

Aynı davranış şahıslara göre değişir. Güçlünün zayıfa karşı gücünü göstermesi elbette zulümdür; oysa güçlüye gereken zayıfa karşı tevazudur. Ancak zayıfın güçlüye karşı tevazuu zillettir; zayıfa yaraşan şerefini korumakla güçlünün karşısında dik durmaktır. Bediüzzaman Lemaat’ta bunu daha değişik şekilde, yani “Kamillerde, büyüklük mikyasıdır küçüklük, nakıslarda küçüklük mikyasıdır büyüklük.” diye formüle eder.

Varsa bir güzellik, tevazu adına onu yok saymaya çalışmak bahşedilen bir nimeti tepme anlamına gelebilir. Bunun tam tersi, yani onunla övünmeye kalkışmak kendini pahalıya satmak, gurur olur.  Bediüzzaman bunu orijinal bir misalle açıklığa kavuşturur. Güzel bir elbise giyip de “Ne güzel oldun!” hitabına muhatap olan birinin eğer tevazu adına “Olur mu öyle şey, nerede güzellik” demesi, tevazu değil bir nimetin tepilmesi, yani görkemli elbisenin hiçe sayılmasıdır. Bu davranış “Küfran-ı nimet” olduğu gibi tevazu adına hareket edildiği için gizli bir gururu da barındırmaktadır. Güzelliği sahiplenerek iftihar anlamında “Ben çok güzelim” demesi ise düpedüz övünmedir, gururdur. O halde ne gurur ne de bir nimetin inkârı olmaması için ne yapmak gerekir?Güzelliği sahiplenmeden ne onun ne bunun etkisi altında kalmadan, “Evet, güzelleştim ama asıl beni güzelleştiren elbisedir” demekle bir tavır sergilemektir. Çünkü bizde güzellik ve iyilik adına ne varsa hep Allah’tandır, hiçbir şey övünme sebebi olamaz.

İnsan ne ise o olmalıdır. Olduğundan başka görünmek ne adına olursa olsun riyadır, gösteriştir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.