1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Tarihe tanıklık eden camiler
Tarihe tanıklık eden camiler

Tarihe tanıklık eden camiler

Her köşesi buram buram tarih kokan Anadolu, Selçuklu'dan Osmanlı'ya farklı mimarideki camilere de ev sahipliği yapıyor.

A+A-
Türk Tarih Kurumu Başkanlığı (TTK) arşivlerinden derlenen fotoğraflarda, "cami-i kebir"' olarak da adlandırılan ulu cami­lerin yanı sıra padişahların ve Allah dostlarının yaptırdığı ibadethanelere ait kareler yer alıyor. Asırlara meydan okuyan bazı camilerin zamana karşı duruşları da karelere yansıyor. 
 
Mekke, Medine, Kudüs ve Şam'dan sonra İslam Alemi'nin 5. Harem-i Şerifi olarak kabul edilen Diyarbakır Ulu Cami ile Mimar Sinan'ın "ustalık eseri" Selimiye Cami de fotoğraflarda görülebiliyor.
 
Anadolu'da İslamiyetin tanınmasıyla inşa edilen ilk camilerde özellikle taş gövde üzerine ahşap yapılarda süslemeler ve kabartmalar dikkati çekerken, Osmanlı ile camilerin ihtişamı ve zengin işçiliği göze çarpıyor. 
 
Ankara'dan İstanbul'a, Bursa'dan Diyarbakır'a, Adana'dan Erzurum'a 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın ilk yarısında siyah beyaz karelere yansıyan camilerden bazıları şöyler:
 
Adana Ulu Cami
 
Ramazanoğulları Cami olarak da bilinen ve 16. yüzyılda yapılan Adana Ulu Cami bugün de ibadete açık. 1988 yılında Sabancı Merkez Cami yapılana kadar Adana'nın en büyük camisi olma özelliğini koruyan yapı 1509 yılında Ramazanoğlu Halil Bey tarafından inşa edilmeye başlanmış ancak 1541 yılında oğlu Piri Mehmet Paşa tarafından yapımı tamamlanabilmiş. Selçuklu ve Memluk üsluplarını taşıyan, 1998 Adana Ceyhan depreminde hasar gören Adana Ulu Cami, yapılan tadilatın ardından ibadete açılabildi. 
 
Diyarbakır Ulu Cami
 
Şehirde bulunan tarihi camiler içinde en büyüğü ve en ünlüsü olan Diyarbakır Ulu Cami, Anadolu'nun en eski camilerinden biri olma özelliğini taşıyor. Cami, 639 yılında Hz.Ömer döneminde şehrin merkezindeki en büyük mabet olan Martoma Kilisesi'nin bulunduğu alana inşa edilmiş. Tarihin her döneminde ibadet merkezi olarak kullanılan, 1091 yılında Büyük Selçuklu Hükümdarı Melikşah'ın buyruğuyla büyük bir onarım gören ve eklentilerle bugünkü şeklini alan cami, erken İslam döneminin ünlü Şam Emeviye Cami'nin Anadolu'ya yansıması olarak yorumlanıyor. İslam Alemi'nin 5. Harem-i Şerifi olarak kabul edilen Diyarbakır Ulu Cami'nin avlu cephelerinde farklı dönemlere ait mimari bezemeler, kabartma ve yazılar büyük bir uyum içinde yer alıyor. 
 
Erzurum Caferiye Cami
 
Sultan İbrahim döneminde 1645 yılında yaptırılan Caferiye Cami koyu kahve renkli kesme kamber taşı ve moloz taşlardan inşa edilmiş. Kubbeyle örtülü caminin önünde dört sütuna oturan eğimli çatı ile örtülü bir son cemaat yeri de bulunuyor. Osmanlı mimarisiyle inşa edilen cami tek kubbeli yapısıyla Erzurum camilerinin tipik bir örneği olarak gösteriliyor.
 
İstabul Süleymaniye Cami
 
Kanuni Sultan Süleyman adına 1551-1558 yılları arasında İstanbul'da Mimar Sinan'ın "kalfalık eseri" olarak tanımladığı cami, medrese, kütüphane, hastane, hamam, imaret, hazire ve dükkanlardan oluşan Süleymaniye Külliyesi'nin bir parçası olarak inşa edildi. Klasik Osmanlı mimarisinin en görkemli yapılarından olan caminin, bugüne kadar gerçekleşen yüzü aşkın depreme rağmen duvarlarında en ufak bir çatlak oluşmamasıyla dikkatleri çekiyor.
 
İstanbul Dolmabahçe Cami
 
Sultan Abdülmecit'in annesi Bezmialem Valide Sultan tarafından başlatılıp ölümü üzerine Sultan Abdülmecit tarafından tamamlanan ve tasarımı Garabet Balyan'a ait olan İstanbul'daki Dolmabahçe Cami, iki yılı aşkın bir yapım süreci sonunda 23 Mart 1855'te bir cuma töreniyle ibadete açıldı. Osmanlı mimarisinde pek çok önemli esere imzasını atan Nikogos Balyan tarafından Batı akımlarının en yoğun biçimde etkisini gösterdiği bir dönemde inşa edilen caminin inşasında barok, rokoko, ampir gibi üslupların yerleşik sanat birikimi ve zevkiyle kaynaştırılması sonucunda İlginç bir yorumlama anlayışına gidilmiş. Dolmabahçe Cami, ait olduğu dönemin genel yaklaşımını ve sanat zevkini bütünüyle yansıtan tipik bir örnek olarak tanımlanıyor.
 
İstanbul Ayasofya Cami
 
Dünya mimarlık tarihinin bugüne kadar ayakta kalmış en önemli yapıları arasında yer alan Ayasofya Cami mimarisi, ihtişamı, büyüklüğü ve işlevselliği yönünden sanat dünyası açısından önemli bir yer teşkil ediyor.
 
Ayasofya Doğu Roma İmparatorluğu'nun İstanbul'da yaptığı en büyük kilise olma özelliği taşıyor. İlk yapıldığında Megale Ekklesia (Büyük Kilise) olarak adlandırılan Ayasofya, 5. yüzyıldan itibaren ise Ayasofya (Kutsal Bilgelik) olarak tanımlandı. Bizans İmparatorluğu döneminde hükümdarların taç giydiği, başkentin en büyük kilisesi olarak katedral işlevi de gören Ayasofya, Fatih Sultan Mehmed'in (1451-1481) 1453'te İstanbul'u fethinin ardından camiye çevrildi. Fetihten hemen sonra güçlendirilerek en iyi şekilde korunan ve Osmanlı dönemi ilaveleriyle cami olarak varlığını sürdüren yapı, inşasından itibaren çok sayıda depreme de maruz kaldı. Mustafa Kemal Atatürk'ün emri ve Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye çevrilen ve 1 Şubat 1935'te müze olarak, yerli ve yabancı ziyaretçilere açıldı.
 
İstanbul Fatih Cami
 
Fatih Cami ve Külliyesi, İstanbul'un Fatih ilçesinde Fatih Sultan Mehmed tarafından yaptırıldı. Külliyede 16 medrese, darüşşifa (hastane), tabhane (konukevi) imarethane (aşevi), kütüphane ve hamam bulunuyor. İstanbul'un yedi tepesinden birinde inşa edilen, 1766 depreminde yıkılan ve onarılarak bugünkü halini alan cami, Gölcük depreminden de etkilenmesi nedeniyle bir süre ibadete kapatıldı. Cami Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarım ve güçlendirme çalışmalarının tamamlanmasıyla 2012'de ibadete açıldı.
 
İstanbul Ortaköy Cami 
 
Sultan Abdülmecit tarafından, Patrona Halil ayaklanması sırasında yakılan mescidin yerine 1853 yılında yaptırılan cami, boğazdaki benzersiz konumu ve barok tarzıyla İstanbul'un en dikkat çekici mabetleri arasında yer alıyor. Halk arasında Büyük Mecidiye Cami ismiyle de tanınan ve 1960-1972 yıllarında restore edilen cami, en son Vakıflar Genel Müdürlüğünce üç yıl süren yenileme çalışmalarının ardından geçen ay Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla ibadete açıldı.
 
İstanbul Yıldız Cami
 
Yıldız Sarayı önündeki cami, 1885-1886 yıllarında Sultan II. Abdülhamit tarafından İstanbul'da yaptırıldı. Caminin hünkar mahfilinin sedir ağacından yapılmış kafesleri, ahşap işçiliğine ilgisi olan Sultan II. Abdülhamid'in elinden çıktı. Sultan II. Abdülhamid'in saltanatının sonuna kadar gösterişli cuma selamlıklarına sahne olan cami, Ermeni komitacılarca 1905''e Abdülhamid'e karşı düzenlenen ve 26 kişinin öldüğü, 58 kişinin de yaralandığı bombalı suikastin mekanı oldu. Cami çıkışında Şeyhülislam Cemalettin Efendi ile ayaküstü bir süre konuşan Sultan II. Abdülhamid saatli bombadan kurtulmuştu.
 
İstanbul Sultan Ahmet Cami
 
Türk ve İslam dünyasının en ünlü yapılarından Sultan Ahmet Cami, 1609-1616 yılları arasında İstanbul'da, Sultan I. Ahmed tarafından Mimar Sedefkar Mehmet Ağa'ya yaptırıldı. İstanbul'a gelenlerin ilk ziyaretgahlarından cami, İznik çinileri dolayısıyla "Mavi Cami" olarak da tanınıyor. Sultan Ahmet Cami, orijinal olarak 6 minareli inşa edilen ilk ve tek cami olarak da dikkatleri çekiyor.
 
İstanbul Bayezid Cami
 
Sultan II. Bayezid tarafından İstanbul'un fethinden sonra şehre yaptırılan ikinci selatin cami unvanını taşıyan cami, aynı zamanda İstanbul'da orijinalliğini koruyan en eski selatin cami kabul ediliyor. Evliya Çelebi tarafından açılıştaki ilk namazı padişahın kıldırdığını aktarılan cami, İstanbul'da 1509'da meydana gelen ve "Küçük Kıyamet" diye anılan depremden zarar görmesi dolayısıyla sonraki yıllarda Mimar Sinan tarafından güçlendirildi.  
 
Edirne Selimiye Cami
 
Mimar Sinan'ın 80 yaşında Edirne'de yaptığı ve "ustalık eserim" dediği anıtsal yapı Osmanlı-Türk sanatının ve dünya mimarlık tarihinin en önemli yapılarındandır. Kanuni'nin oğlu II. Selim'in inşa ettirdiği cami, içinden dışına, avlusundan süslemelerine büyük önem taşır. 
 
İnşasından itibaren pek çok halk efsanesine kaynaklık eden caminin en çok ziyaret çeken yerlerinden biri de caminin arsasının sahibi olan ve burada lale yetiştiren kişinin, caminin yapımı için çıkardığı güçlük ve ters tutumunu sembolize eden ters lale motifidir. 
 
Edirne Üç Şerefeli Cami
 
Sultan II.Murat'ın 1443-1447 yılları arasında yaptırdığı cami, Osmanlı sanatında erken ile klasik dönem üslubu arasında yer alır. Bu camiyi yaptıran Osmanlı Padişah'ı Sultan II. Murat Edirne'yi bir başkent olarak tasarlıyordu. Üç Şerefeli Cami bu tasarı içinde ve o dönemlerde Balkanlardaki egemenliğin ifadesi gibidir. Osmanlı mimarisinde yeni bir çığır açan bu cami bazı özellikleriyle, ilklerin de sahibi durumundadır. Cami, Selçuklu mimarisindeki çok kubbeli dönemden tek kubbeli döneme geçişin ilk denemelerindendir.
 
Ankara Hacı Bayram Cami
 
Anadolu Türk birliğinin yeniden sağlanmasında en az politik ve askeri güçler kadar etkili olan 15. yüzyıl Anadolu sufilerinin en önemlilerinden Hacı Bayram Veli tarafından yaptırılan cami, Ankara'da Augustus Tapınağı'nın bitişiğine inşa edildi. Bir dizi tadilatın ardından bugünkü halini alan cami, son cemaat yerinin güneye bakan duvarında sülüsle yazılmış kelime-i tevhid ile farklı bir görünüme sahip. Cami, başkentin manevi cazibe merkezlerinden sayılıyor.
 
Ankara Ahi Elvan Cami
 
Ankara'nın Koyun Pazarı semtinde Ahi Elvan Mahallesi Pirinç sokakta bulunan ahi Elvan Cami, Selçuklulardan sonra Ahiler veya Osmanlıların ilk devirlerinde yapıldı. Hacı Nizamettin oğlu Elvan Mehmet Bey tarafından inşa ettirildiği bilinen eser, Selçuklu camilerinin bir çoğunda görülen, ahşap destek sistemli ve ahşap tavanlı camilerden olma özelliğini taşıyor.
 
Ankara Kurşunlu Cami
 
Ankara'nın Ulus semtinde Anafartalar Caddesi'nde yer alan Kurşunlu Cami kare planlı, tek kubbeli bir cami. Doğuya doğru yükselen bir yamaca inşa edilen caminin duvarları sıralı moloz taşla örülmüş. Kuzeydeki iki yanı kapalı son cemaat yeri önce ahşap çatılı iken 1972 yılında cami derneğince betonarme olarak kuzeye biraz daha büyütülerek yenilenen cami Ankara'nın en eski ibadethanelerinden birisi. 
 
Ankara Ahi Şerafettin (Aslanhane) Cami
 
Ankara'nın Samanpazarı semti Aslanhane Mahallesi'nde yer alan cami sade görünümüyle bugüne kadar çok fazla değişime uğramamış bir yapı olma özelliği taşıyor. Caminin doğusunda bulunan türbe külliyesi duvarına gömülü antik aslan heykeli sebebiyle Aslanhane Cami olarak da anılan yapı 13. yüzyıl başında Ahi kardeşler tarafından yaptırıldı. Cami içi ahşap Selçuklu camilerinin 13. yüzyıldan kalan güzel bir örneğini sunuyor.
 
Bursa Yeşil Cami
 
İlk dönem Osmanlı mimari örneklerini taşıyan Bursa Yeşil Cami caminin ünü, çini kaplamalarından geliyor. Osmanlı sultanlarından Çelebi Mehmet'in emriyle yapımına başlanan cami II. Murad devrinde tamamlandı. Cami, binanın depremde hasar görüp görmediğininn anlaşılmasını sağlayan silindir mermer şeklindeki terazi sistemiyle de ilgi çekiyor.
 
Bursa Emir Sultan Cami
 
Bursa Emir Sultan Cami, asıl adı Muhammed bin Ali olan ve Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezir'in kızı ile evlendikten sonra Emir Sultan olarak anılan döneminin tanınmış mutasavvıfı adına eşi Hundi Fatma Hatun tarafından yaptırıldı. Emir Sultan'ın türbesinin bulunduğu cami, Türkiye'de en çok ziyaret edilen türbelerden biridir. 
 
Bursa Muradiye Cami
 
Osmanlı padişahları tarafından Bursa'da yaptırılan son külliye olma özelliğini taşıyan Muradiye Külliyesi, Sultan II. Murad tarafından inşa ettirildi. 100 yılı aşkın bir dönem içinde şehzade türbelerinin eklenmesiyle tamamlanan Külliye'nin ilk yapısı 1425 yılında bir yılda inşa edilen camidir. Bulunduğu semte ismini veren Muradiye Külliyesi cami, hamam, medrese, imaret ve bahçesindeki 12 türbeden oluşmaktadır. Külliyenin merkezinde Muradiye Cami bulunmaktadır. 1426 yılında Sultan II. Murad tarafından yaptırılan cami, iki büyük kubbe ve yanlarda iki küçük kubbe ile örtülmüş geniş birer eyvandan teşekkül etmektedir. 
 
Bursa Orhan Gazi Cami
 
Orhan Bey tarafından 1339-1340 yıllarında yaptırılan külliye, cami, medrese, imaret, mektep, hamam ve han (Emir Hanı) yapılarından oluşuyor. Osmanlı döneminin ilk örneklerinden olan Orhan Cami, Bursa'daki erken Osmanlı dönemi yapılarının en önemlilerinden biri olarak sayılıyor.
 
AA
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.