1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. Suriye'ye un da lazım bavul da
Suriye'ye un da lazım bavul da

Suriye'ye un da lazım bavul da

Suriye'de kanlı savaş sürüyor. Açlıktan ölümlerin görüldüğü birçok bölgede en hayati ihtiyaç un.

A+A-

Birkaç gün önce Suriye'ye bir ziyaret gerçekleştiren İHH Kadın Kolları Sorumlusu Fatma Türk, "Un varsa ölüm yok" diyor. Çadırda veya konteynerde yaşayan ve küçük çocukları olan anneler için ise başka bir ihtiyaç daha var; Bavullar..
 
Suriye’de savaş dördüncü yılına girdi. Geçtiğimiz 2014 yılı savaşın en kanlı yılı olurken bir yılda 76 bin kişi öldürüldü. Bunların 3 bin 500’ü çocuk, 2 bini kadındı. 50 bin kişinin kayıp olduğu bölgede 12 milyondan fazla Suriyeli insani yardıma muhtaç durumda ve toplam nüfusun neredeyse yarısı mültecilikle yüz yüze.

Geçtiğimiz hafta Suriye’nin içinde yer alan 6 ayrı kampa bir ziyaret gerçekleştiren İHH İnsani Yardım Vakfı Kadın Kolları Sorumlusu Fatma Türk, şartlar kötüleştiği halde Suriye yardımlarının azaldığına ve kış koşulları nedeniyle zor günler yaşayan muhacirlerin açlıkla mücadele ettiğine dikkat çekiyor.

Şartlar ağırlaştı, bağışlar düştü, yardımlar azaldı

Fatma Türk, 2012 yılında yani savaş başladıktan hemen sonra bölgeye gitmiş biri olarak son ziyaretinde şartların ne şekilde değiştiğini gözlemle fırsatı buldu. Türk, savaşın ilk yıllarında çadırlarda kalan birçok savaş mağdurunun İHH İnsani Yardım Vakfı’nın konteyner kentlerine taşınması ve çadır kentlerde azalmalar olmasını olumlu bir gelişme olarak belirtirken, olumsuz yönde gelişen en kritik durumu, yardımların azalması ve bağışların düşmesi olarak özetliyor. 2012 yılında bölgede İHH ve benzeri onlarca kuruluşun çalışmalar yürüttüğüne ancak savaş uzadıkça mağduriyet arttığı halde bu çalışmaların çok azaldığına dikkat çekiyor.

İHH Kadın Kolları Sorumlusu Fatma Türk

Yüzde 90’ı Suriye sınırları içinde olmak üzere İHH’nın düzenli yardım yaptığı 18 tane kamp bulunuyor. Savaşın ilk günlerinden bu yana bu kamplardaki 50 bin kişiye insani yardım ulaştırılıyor. İHH’nın Suriye yardımları milyon dolarlarla ifade edilirken son dönemde 4 fırın kapanma tehlikesiyle karşı karşıya.

Üç çeşitten tek çeşide düşmek zorunda kaldık

İki yıl önce Babusselam çadır kentinde 28 bin kişi olduğunu ve buradaki mutfaklarda her gün 3 çeşit yemek çıktığını belirten Fatma Türk, kampın büyük kısmı konteyner kentlere taşınarak 10 bin kişi başka yere nakledildiği halde bugün mutfakta sadece tek çeşit çıkartılabildiğine dikkat çekiyor. “Bölgeyle ilgili en çok bağış alan kurum biz olduğumuz halde tek çeşide inmek zorunda kaldık” diyen Fatma Türk, acil bir kış kampanyası düzenlediklerini, bağışları yeniden canlandırmak gerektiğini vurguluyor.

Mümkün olduğunca bağışçıları ve stk görevlilerini bölgeye götürmeye çalıştıklarını söyleyen Fatma Türk, oradaki perişanlığın görmeden, yaşanmadan bilenemeyeceğini ve birlikte gittikleri herkesin bu şahitlikten sonra döner dönmez ciddi yardım organizasyonlarına niyetlendiğini vurguluyor.

Halep'te insanlar evlerinin enkazında, beton yığınlarının arasında yaşıyorlar

“Bu gidişimizde Halep’te varil bombalarıyla vurulan mahallelere girdik. Defalarca varil bombası isabet etmiş, beton yığınına dönmüş enkazlarda kadınlar, çocuklar yaşıyordu, bunu gözlerimizle gördük. Eğer sağlam kalan bir oda varsa, tavanı ve bir duvarı duran bir yer bulurlarsa oraya sığınıyorlar. Neden çadır kentlere gitmediklerini sorduğumuzda, ‘burası çadır kentte yaşamaktan daha iyi’ diyorlar. Cam yerine muşamba geriyorlar. Enkazların üzerinde çamaşır asıyorlar. Ve bu bir gün iki gün değil dört yıldır böyle devam ediyor.”

 


Bebeklerini bavullara yatıran anneler

İki gün içinde altı kampı ziyaret eden İHH ekibini sadece dul ve yetimlerin kaldığı kamplar etkilemiş en çok. Bu kamplardan yalnızca bir tanesinde 600 tane yetim, anneleriyle kalıyor. Bu kamplardan birinde yanlarında götürdükleri hediyeleri dağıtan ekip, hiç unutamayacakları acı bir olayla da karşılaşmış. Hediyeler bitip de bavullar boşalınca küçük bebekleri olan kadınlar etraflarını sararak bavulları istemişler kendilerinden. Herkes bavullarını vermiş fakat nedenini merak etmişler. Kadınlar küçük bebeklerini içine koyup yatırmak için istiyormuş bu bavulları. Bu durumun günlerdir aklından çıkmadığını söyleyen Fatma Türk, “Önce ilginç geldi ama düşününce anladım ki, yerden, soğuktan, ıslaktan, böceklerden korumak için korunaklı bir yer onlar için bavul. Daha önceki gıda dağıtımlarımızda dağıtım yaptığımız kolilere bebeklerin konulduğunu görmüştük. Bavul bulamayan karton koliye yatırıyor bebeğini. Çaresizliğin resmidir bu” diyerek bu korkunç durumu aktarıyor.

İHH 40 fırınla bir yılda 20 milyon ekmek dağıttı

Sadece Reyhanlı lojistik merkezindeki İHH fırınında bir tır un iki günde bitiyor. Bir tır undan 250 bin ekmek çıkıyor ve iki günde dağıtılıyor. İHH’nın bölgede bu şekilde 40 tane fırını var. Kilis ve Reyhanlı dışında tamamı Suriye’nin içindeki kamplarda hizmet veriyor. Bu 40 fırının tümünden günlük 500 bin ekmek çıkıyor. Ve sadece bu yıl bu fırınlarla 20 milyon ekmek açlıkla mücadele eden Suriyelilere dağıtıldı.  

Un demek hayat demek

Fırınların en hayati rolü oynadığına özellikle dikkat çeken Fatma Türk, “Ekmek varsa açılıktan ölmek yok” diyor. “Bombalardan kaçabilirler, çadır veya enkazda bile olsa barınabilirler ama insanlar açlıktan ölüyor. Un burada çok hayati. Çünkü bize pirinç gelmezse, dağıtamayız, yağ gelmezse mutfakta yemek pişemez, mercimek gelmezse çeşit çıkaramayız ama bunlar hayati değil. Ekmek en mühimi ve hem üretimi hem dağıtımı en kolay ve çabuk olanı da o. Bu nedenle un yardımı çok kritik. Bağışlar düştüğü için Humus, Halep, Rakka ve İdlib’te 4 fırınımız kapanma tehlikesiyle karşı karşıya. Suriye’de bir ekmek 17 liraya çıkmıştı, fırınlarımız bu durumu değiştirdi ama fırınlar etkinliğini yitirirse fiyat yine yükselecek. Savaş söz konusu olduğunda ekmeğin bile karaborsası oluyor.”

Şu anda en önemli şeyin Suriye’deki durumu gündemden düşürmemek olduğunun altını çizen Türk, hassasiyet azalırsa yardım azalır ve bu da insanların göz göre göre ölmesi anlamına gelir, diyor. Kamplara kadın kıyafeti götürdükleri ancak büyük beden kıyafetleri verecek kadın bulamadıklarını belirten Fatma Türk, “Kıyafetleri verirken biz düşündük, alırken onlar düşündü, bize olur mu bunlar diye. Kamplardaki kadınların hepsi öyle zayıflamıştı ki” diyor.

Yeni Şafak 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.