1. YAZARLAR

  2. Şeyma GÜR

  3. Sungur ağabeyin arkasındaki iki kadın
Şeyma GÜR

Şeyma GÜR

Yazarın Tüm Yazıları >

Sungur ağabeyin arkasındaki iki kadın

A+A-

(Sungur ağabeyin vefatından çok önce yazdığım bir yazıydı. Sungur Ağabeye okumuşlar. Çok duygulanmış ve benimle konuşmuştu.)

Ben bu iki kadına hayranım. Bu dünyada veya değil, ellerini öpmek, hürmetimi, muhabbetimi, hayranlığımı  takdim etmek, gözlerinin içine bakıp onları bu derece fedakâr kılan sırrı anlamak istiyorum.

Onlar, Mustafa Sungur Ağabeyimizin annesi Cemile Hanım ve refika-i hayatı Emine Hanım

Oğlunun “İçim yanıyor ana!” yakarışına cevaben “Sen git oğlum, ben senin işlerini de yaparım” diyerek oğlunu Üstadın hizmetine vakfeden o anaya hayranım.

Çocuklarını ekser ömründe kemal-i rıza ile babasız büyütmek zorunda kalmış o fedakar eşe hayranım.

Üstadın son dönem hizmetinde olan altı talebesinden sadece Sungur Ağabey evli idi.
16 yaşında evlenmiş. Üç sene sonra 1948 Afyon hapsine girmesi ile birlikte Bediüzzaman’lı yıllar başlamış, evden ayağı kesilmiş. Artık evinden çok Üstadının yanında olmuş.

Aynı zamanda hanımı için de çocukları ve kayınvalidesi ile baş başa geçecek çileli yıllar başlamış. Artık o genç yaşında hem evi çekip çevirmeli, çocuklarına bakmalı, geçimlerini temin etmelidir. Gündüz tarlada çalışıp, gece dikiş dikerek çocuklarının mâişetini temin eder. İşin ilginci Mustafa Sungur’un babası da bu yıllarda İzmir civarında hocalık yapmaktadır. Yâni gelin kayınvalide, iki kadın Allah’a emanet… Sungur Ağabey evinden ayrılırken Ebubekirvâri, hanımına, anasına ve çocuklarına Allah ve resulünü bırakmıştır. Allah ve Resulünü bulan neyi kaybeder!..

Çocuklar peş peşe doğar. Muhammed Nur yürümeye başlayıncaya kadar babasını görememiştir.

Peki Emine Hanımın hayatında sitem var mı? Yakınma, şikayet, isyan var mı? “Bakmayacaktın, yanımda durmayacaktın, beni neden aldın?” serzenişi var mı?”
Göremiyoruz!..

Ne isyan ne şikayet! Öyle ki bir gün Eflani’de Sungur’u aniden karşısında görünce telaşla sorar: “Yoksa Üstad seni kovdu mu?” Bu sorusu Üstadın tabiri ile “dünyanın boş olduğunu anladığının ifadesiydi.”

Bu nasıl bir rıza hâli? Bu ne büyük tevekkül! Sitem şöyle dursun, kızı Şerife ile birlikte o da Risale yazmaya çalışmaktadır. Rüyasında gördüğü Üstada “Üstadım sana evlatlarım da, canım da, ruhum da feda olsun” diyerek sadakatini, rızasını takdim ediyordu. Ve elbette Üstadının ruh-u canıyla yaptığı dualara mazhar oluyordu.

Defalarca evinin aranmasına, çocuklarının üzerine silahların doğrultulmasına, evinde arama yapanlara sofra hazırlamaya katlanmak zorunda kaldı. Kur’ân’ların çuvallara doldurulup yerlerde sürüklenmesine şahid oldu. Karakollarda sorgulandı. Çeyiz sandığı didik didik edildi. Aramalarda kızının hatim cemiyetinden kalan paralarının bile alınması karşısında çaresiz kaldı.

Kocasından maddi bir destek görmediği gibi, kendi çalışıp kazandığı parasından ona harçlık veriyordu. Bir defasında inekleri satılmış, ellerine biraz para geçmişti. Sungur Ağabey sorar: “Bu parayı dershaneye verelim mi?” Emine hanımın dünyasında beyine ve hizmete “hayır” demek yoktu!..

Elbette Sungur Ağabeyimiz iman hizmetinin çok çilesini çekmiştir. Ama acaba karısının çektikleri ile muvazene edilebilir mi? Her şeyden önce o, Üstadın yanında, onun dizi dibinde, rahle-i tedrisinde, onun feyzi ile nurlara dalmış, sohbeti ile mest, bin bir tecelli ile tâbir câiz ise ayakları yerden kesilmiş halde. O hâl, o birliktelik her türlü çileyi çekmeye nokta-i istinad olurken Emine Hanım, hayatın bütün gerçek zorlukları ile bir başına mücadele ediyordu.

Biz bugün bulunduğumuz yerden bakınca Üstada hizmetin ne büyük bir saadet, mazhariyet, ayrıcalık olduğunu görüyoruz. O gün öyle miydi? Kocası, her gün takipte, ya hapiste ya tecridde olan bir yaşlı hocanın peşine takılıp gitmiş.

Üstad Hazretlerinin sahabeler ile ilgili tesbitini hatırlayalım:

“Sahabeler, o zamanda, efkâr-ı âmme-i âlem hakàik-ı İslâmiyeye muârız ve muhâlif iken, Sahabeler yalnız sûret-i insaniyede Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmı görüp, bâzan mucizesiz olarak, öyle bir imân getirmişler ki, bütün efkâr-ı âmme-i âlem onların imânlarını sarsmıyordu; şüphe değil, bâzısına vesvese de vermezdi.

Sizler iseniz, kendi imânınızı Sahabelerin imânlarıyla muvâzene ediyorsunuz. Bütün efkâr-ı âmme-i İslâmiye imânınıza kuvvet ve senet olduğu halde, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın şecere-i tûbâ-i nübüvvetinin çekirdeği olan beşeriyeti ve sûret-i cismâniyesini değil, belki umum envar-ı İslâmiye ve hakàik-ı Kur’âniye ile nurânî muhteşem şahs-ı mânevîsini, bin mu’cizât ile muhât olarak akıl gözüyle gördüğünüz halde, bir Avrupa feylesofunun sözüyle vesveseye ve şüpheye düşen imânınız nerede; bütün âlem-i küfrün ve Nasarâ ve Yehûdun ve feylesofların hücumlarına karşı sarsılmayan Sahabelerin imânları nerede? Hem, Sahabelerin kuvvet-i imânlarını gösteren ve imânlarının tereşşuhâtı olan şiddet-i takvâları ve kemâl-i salâhatları nerede; ey müddei, senin şiddet-i zaafından ferâizi tamamıyla senden göstermeyen sönük imânın nerede?

Teşbihte hata olmaz; biz bakınca; bütün dünyada okunan, dünyanın teveccühüne mazhar, sayısız ilmi araştırmalara konu olmuş, her an her saniye bir yerlerde okunmakta olan Nur Risalelerinin muazzez müellifi Bediüzzaman Said Nursi’yi görüyoruz. Onlar ise çilekeş bir hoca görüyorlar, onun yardımına koşuyorlar, hizmetlerinin istikbalde nelere taalluk edeceğini bilmiyorlardı.

Dolayısı ile ben bir kadın olarak, Emine Hanımın o günkü fedakârlığının mâhiyetini tahayyül bile edemiyorum. Çocuklarım küçükken, onları babaları olduğu halde babasız büyütmek zorunda kalmayı hayal bile edemiyorum. Ama o kadar ki o eli öpülesi kadının da içinde olduğu fedakârlar halkasının hizmetlerinin neticesi olarak bugün benim evlatlarım da Risale-i Nur okuyabiliyorlar.

Ya Rabbi! Cemile Anayı Hz. Haticelerle, Hz. Aişelerle, Hz. Fatımalarla birlikte haşreyle. Emine Anayı ahir ömründe çocukları, torunları ve nurlarla mes’ud eyle. Bu aileyi cennetinde Habibine komşu, iltifatın ile müşerref eyle.AMİİN.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
4 Yorum