1. YAZARLAR

  2. İbrahim KAYGUSUZ

  3. Siyasal İslam (3)
İbrahim KAYGUSUZ

İbrahim KAYGUSUZ

Yazarın Tüm Yazıları >

Siyasal İslam (3)

A+A-

Türkiye’de siyasal İslamın ortaya çıkış sebepleri irdelediğinde iki faktör karşımıza çıkar:

1-Osmanlı coğrafyasında Küçük Kaynarca süreci ile başlayarak Tanzimat ve Islahat fermanları ile devam eden; kanun-u esasinin ilanı ve yeni cumhuriyetin kuruluşu ile yeni evrelere giren siyasal ve toplumsal yeniden yapılanmanın genelde Müslümanlar aleyhinde bir durum arz etmesi.

2-Avrupa’da yaşananan ve bütün dünyayı zerrelerine kadar etkileyen din dışı bir paradigmal dönüşümün yaşanması. Bediüzzaman bu büyük dönüşüme “inkılab-ı acib-i medeni ve dünyevi” (Münazarat-45) adını verir.

Avrupa’da sanayi devrimi ile başlayan büyük dönüşüm, bilim ve teknikte masumane bir ilerleme kaydederken birden bire Fransız ihtilali ile ayrılıkçı ve milliyetçi akımları tetikleyen ezici bir canavara dönüştü. Varlığını fazilet ve hüda üstüne tesis etmeyen bu canavar sonraki dönemlerde sömürgeleştirme politikası ile alem-i İslamı deprem yerine çevirdi.

Fransa Cezair’i, İngiltere Hindistan ve Mısır’ı, Rusya Kafkasya’yı sömürgeleştirmişti. Balkan, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’nun Müslüman bölgeleri Avrupa’nın müstemlekesi haline gelmişlerdi.

Bu büyük depreme karşı girişilecek mücadelenin yöntemi açısından,  Anadolu coğrafyası diğer İslam coğrafyalarından farklılıklar arzeder.

Bu farkın bugününe ait bir izdüşümünü, Risale-i Nur hareketi ile diğer modeller arasındaki farkta görmek mümkün.

Önce dâhili toplumsal yeniden yapılanmanın keskin bir evresinde (1919) Bediüzzaman’a yöneltilen iki soruyu ve cevabını okuyalım:
-Dinsizliği görmüyor musun? Meydan alıyor. Din namına meydana çıkmak lazım.
-Evet lâzımdır. Fakat kat’i bir şart ile ki, muharrik aşk-ı İslamiyet ve hamiyet-i diniye olmalıdır. Eğer muharrik veya müreccih, siyasetçilik veya tarafgirlik ise, tehlikedir. Birincisi hata da etse, belki mafüvdür; ikincisi isabet de etse, mes’uldür.
-Nasıl anlarız?
-Kim fasık siyasettaşını, mütedeyyin muhalifine sui zan bahanesi ile tercih etse, muharrik-i siyasetçiliktir. Hem umumun mal-ı mukaddesi olan dini, inhisar zihniyetiyle kendi meslektaşlarına daha ziyade has göstermekle, kavi bir ekseriyette dine aleyhdarlık meyli uyandırmakla nazardan düşürmek ise, muharrik-i tarafgirliktir.(Sünuhat-Rüyada Bir Hitabe).

Bu tarihten beş yıl sonra Hilafet ortadan kaldırıldı, akabindeki bir iki sene, Mısır’daki ihvan-ı Müslimin hareketinin kurulduğu tarihlerdir. Pakistan’daki Cemaat-ı İslami ile İslam dünyasındaki benzer hareketler aynı dönemlerin ürünü olup benzer psikolojik tepkilerin ürettiği hareketlerdir.

Bediüzzaman’ın diyalogda dile getirdiği “duruş” çok önemlidir. Çünkü bir hareketin ortaya çıkışını etkileyen dâhili ve harici etmenler o hareketin mahiyetini belirler. Bir hareketin aksiyoner, reaksiyoner, siyasal, kültürel veya küresel, yerel, gelenekselci, modernist bir mahiyet arzetmesi o hareketin kuruluşundaki etkenlere niyete bağlıdır.
Bu bağlamda Türkiye’deki dini hareketler ile diğer Müslüman ülkelerdeki dini hareketlerin ortaya çıkış sebepleri hem benzerdir hem de tamamen farklıdır. Türkiye ile diğer bölgelerdeki hareketlerin karşılıklı ilişkileri ve etkileşimleri sonraki dönemlere tekabül etmektedir.

Türkiye’nin İmparatorluk tecrübesi ve mevcut devlet aklı, dahildeki dini hareketlerin olaylara karşı farklı bakış açılarını da netice verdi. Osmanlı devletinin kendisi zaten siyasal islamı temsil ediyordu ve mütegallibe’ye karşı tepkiler de yine devlet adına yapılıyordu. Batılıların “Pan İslamizm” dedikleri ve Sultan Abdülhamit ile ilişkilendirdikleri İslamlcılık hareketi Becker’den Vambrey’e ve Toynbee’ye kadar o dönemde birçok analizcinin dilinden düşmüyordu.

Fakat bizde cumhuriyet sonrası biraz farklıdır. Devlet tecrübesi ve aklı ile yürütülen siyasal İslamcılık, tecrübesi şekillenmemiş sivil halk hareketlerinin eline düşünce tabirimi bağışlayın “kabileci” bir mantığa evrildi. Sağını solundan tefrik edemeyen ve sapla samanı karıştıran zihinler (tuti kuşları-Münazarat) durumdan vazife çıkararak pozisyon almaya başladı.

Bugünkü siyasal İslam hareketlerinin temelinde mağduriyet söylemi vardır. Söylemde sömürgeci mütegallibeye karşı tepkisel içerik çok yoğundur.

1960’lı yıllardan sonra Seyyid Kutup ve Mevdudi’nin aynı paraleldeki eserleri Türkçeye çevrilmeye başlandı. 1969 tarihi bu kaynaklardan beslenen Milli Nizam Partisi’nin kuruluşudur.  O günden bugüne yaşananlar ise herkesin malûmudur. 
İslamın bekası için “siyasal iktidarı” mutlak zorunluluk olarak gören “Siyasal İslam”  iktidarı “sihirli değnek” olarak görür.

Emeviler’in  “Asabiyet”e,  Şiiler’in “İmamet”e, Mutezile’nin “Sebep”e ve Cebriye’nin “Sonuç”a yüklediği anlamı Siyasal İslamcılar “Devlet”e yüklemektedir.
Bu sorgulanması gereken itikadi bir sapmadır!
Çünkü “güç” “Kudret”e aittir. Hidayet “Rahmet”in eseridir.

İslamı indiren kim ise onun bekasını temin edecek olan da odur. İnsanın birinci vazifesi Allah’a iyi bir kul olmaktadır. Siyasi faaliyetler ilahi misyonun birinci parçası olarak görülemez. Bütün siyasal faaliyetler talidir. Devlet aygıtı, vahyin şeklini ve maiyetini emrederek netleştirdiği bir “şey” değildir. Sadece bir vasıtadır. Yani tali bir “sebep”tir. Sebebe “tesir-i hakiki” vermezsiniz. Verirseniz şirkin kapısını aralarsınız…

Siyasetin ve devletin şekline ait yorumların tamamı sadece “yorum”dur. Bu yorumlar hiçbir zaman asli mesaj ile yani “vahyin kendisi” ile karıştırılmamalıdır. Bireylerin içtihatları ne kadar yetkin olursa olsun vahyin parlak nuru karşısında “yanlışlanabilir” dir.

Öyle ise esas olan devlet değil adalettir, sistem değil ahlaktır, siyaset değil, şeriattır.
Zira kur’anın dört temel esasından birisi “adalet ve ibadet” tir. Şeriat, adalet ve ibadetin içeriğini vazeden güçlü bir mekanizmadır, yani dindir, yani İslamdır.
Unutmayalım şeriat, devlete ihtiyacı olmadan da var olabilen ilahi ve güçlü bir mekanizmadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum