1. YAZARLAR

  2. Ferhat ASLAN

  3. Sıkı durun, faili meçhulleri tek tek açıklıyorum
Ferhat ASLAN

Ferhat ASLAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Sıkı durun, faili meçhulleri tek tek açıklıyorum

A+A-

Bildiğiniz üzere fail; bir işi, bir eylemi yapana verilen genel addır. Meçhul ise bilinmeyen, gizlenen demektir. Dolayısı ile “faili meçhul”  bir işi, eylemi yapanın gizlenmesi, bilinmemesi demektir.

Ülkemizin gündeminden düşmeyen konulardan biri de ne yazık ki, faili meçhullerdir.
Bu yazımda faili meçhulleri tek tek açıklayacağım. Ancak önce faili meçhul cinayetler süreci ne zaman başladı, nasıl başladı, kimler başlattı ve niçin başlattı gibi birbiri ile bağlantılı sorulara cevap vermemiz gerekiyor. Ta ki bir daha bu faili meçhul cinayetler yaşanmasın, kanlar dökülmesin, analar ağlamasın, çocuklar yetim kalmasın.

İnsanın fiilleri ve davranışları akıl ve kalpten çıkarlar. İyi düşünce ve iyi inançlardan iyi fiiller, kötü düşünce ve kötü inançlardan da kötü davranışlar çıkar.

O yüzden milletlerin kaderiyle oynayanların yaptıkları ilk ve en önemli iş, o milletin zihinsel kodlarını değiştirmek, inançlarını kirletmek, düşüncelerini bozmaktır. Bu başarıldıktan sonra gerisi çorap söküğü gibi gelir.

Yani demem o ki, faili meçhullere giden süreç, zihinsel kodlarımızla oynanarak başlandı.  Bunun ilk adımı ise okullarda atıldı. Verilen eğitim, zihinlere ve kalplere enjekte edilen öğretim, faili meçhuller üzerine bina edildi. Faili meçhul bir öğretimin sonu faili meçhul cinayetlerdir.
Yani ne ekerseniz onu biçersiniz.
 
Nasıl mı?

Okullarda gördüğümüz dersleri bir bir hatırlamaya çalışalım.
Mesela ilkokulda hayat bilgisi dersimiz vardı. Öğretmenimiz ve ders kitaplarımız doğadan, doğa olaylarından bahsederdi. Çiçeklerden, sudan, havadan, ağaçlardan, hayvanlardan, meyvelerden, yazdan, kıştan...

Peki soruyorum size. Ne kitaplar ve ne de öğretmenler bu harika olayların failinin kim olduğundan hiç bahsediyorlar mıydı?
Hayır.

Bunların hepsi doğa olaylarıydı ve kendi kendine oluyordu.
Yani failleri meçhuldü.

Yağmur öylesine ve kendi kendine yağıyor, ağaçlar da nedense meyve veriyordu. Fail hep saklandı. Es kazara öğrencilerden birisi failini ağzından kaçırırsa vay halineydi.

Biyoloji kitabında insandan ve insan bedenindeki harika olaylardan bahsedilirdi. Ama yine fail yoktu; yani faili meçhuldü. Düşünsenize insan, kendi sahibini, failini bilmiyordu.

Maymun zamanla evrim geçirmişti ve insan olmuştu. Ama ne maymunun, ne insanın ve ne de maymundan insana geçiş olayının faili yoktu. Ortada bir evrim vardı, ama eviren meçhuldü.

Coğrafya dersinde yıldızlardan, gezegenlerden ve hareketlerinden bahsediliyordu. Dünyanın iki türlü hareketi olmazsa mevsimler ve gece gündüz olmazdı. Ortada hareket vardı, ama hareket ettiren meçhuldü.
 
Kimya dersinde suyun nasıl oluştuğu anlatılıyordu. İki tane hidrojen bir tane de oksijen bir araya gelerek su oluşuyordu; ama oluşturan yoktu, bir araya getiren meçhuldü.

Depremler anlatılıyordu. Fay hatları patlıyordu. Ama patlatan meçhuldü. Gayretkeşin biri çıkıp depremin failini ihbar etmeye görsün. Hapsi boyluyordu.  Depremlerin faili meçhuldü.

Sözün özü, ortada binlerce, milyonlarca fiil vardı, ama hepsinin failleri meçhuldü. Bütün bir nesil faili meçhullerle eğitildi. Zihinsel kodlarımız faili meçhullere odaklandı.

Böyle bir eğitimin neticesi elbetteki faili meçhul cinayetlerdir.

Her şey kendi kendine oluyordu. Ne yapan, ne yaptıran, ne hesap veren ve hesap gören vardı. Her şey tesadüfen akıp gidiyordu. Tesadüflerin arasında, tesadüfen hareket ettiğini düşünen insandan hangi vicdan, hangi sorumluluk ve acıma duygusu beklenebilirdi?
 
Hesap, vicdan, sorumluluk, muhasebe, mesuliyetin tesadüfle ne işi olabilirdi ki?

Seni birileri görmedikten sonra, yaptığın yanında kar kalıyorsa, öfkeni yutma zahmetinde bulunmana ne gerek var; bas tetiğe gitsindi.

Faili meçhul cinayetler, evrenin sahibi meçhul edilerek, unutturularak başlandı.
Bunun adı küfürdür, inkardır, ateizmdir; ama buna modernizm dendi. Faili konuşanlar, faili malum edenler yobaz ve gerici ilan edildi.

Modernizm maskesi ile takdim edilen küfür, evrenin sahibini inkar ederek onu gizliyor ve en büyük faili meçhul cinayeti işliyordu.

İman ise, evrenin failini ilan ettiği için faili malumdur.
Küfür meçhuller üzerine, iman malumlar üzerine bina edilmiştir.

Küfür; Allah, ahiret, hesap, melek, kitap yoktur diyerek, her şeyi meçhuller karanlığına atarken; iman bütün bunlar vardır diyerek malum ediyor.
Küfür, failleri meçhul eder, iman failleri malum eder.

Okullarda başlayan faili inkar alışkanlığı ve baskısı, hayatın her alanına yayıldı. Hayatın adına “kamusal alan” dendi ve kamusal alanda fail malum edilemezdi. Orada da fail meçhuldü.
Zira herkesin her halini gören bir failin olması birilerini rahatsız ediyordu. Üzerlerinde, evrenin failini hatırlatan herhangi bir kıyafetle veya işaretle bu alana girilemezdi. 

Failler meçhul olunca, her türlü cinayet daha rahat işleniyor ve buna da faili meçhul cinayetler denilerek, insanlar kim vurduya gidiyordu.

Evet, faili meçhul cinayetler süreci böyle başladı ve şimdi de ekilen tohumların zehirli meyveleri toplanıyor.

Şimdi müsaadenizle her vesile kullanılarak failleri gizlenen, meçhul bırakılan cinayetleri, yani faili meçhul cinayetleri tek tek saymak istiyorum.

Okullarda işlenen bütün derslerdeki fiiller failsiz kabul edilerek ilk cinayetler işlendi.

Fizik, kimya, matematik, biyoloji, coğrafya, tarım, fen bilgisi dersleri faili meçhul cinayetlerin ilk kurbanları oldu.

Derslerle yetinilmedi, nice kız öğrenciler, kafasına taktığı işaretle faili malum ediyor, hatırlatıyor diye, acımazca cezalandırıldı ve okumaktan mahrum edilerek cinayetler işlendi.

Yıldızlar, gezegenler, meyveler, sebzeler, dağlar, ovalar, denizler, nehirler, balıklar… Faili meçhul seri cinayetlerin sırada bekleyen kurbanlarıydı.

Kainat, varlık, insan sahipsiz, ustasız, yetim, öksüz kabul edilerek, tesadüflerin kurbanı olarak faili meçhullere emanet edildi.

Kör, sağır, dilsiz, merhametsiz, sevgisiz, vicdansız tabiatın kulu kölesi haline getirilen bir nesilden şefkat, merhamet, vicdan beklenemezdi.

Böylece faili meçhul cinayetlerin sırası insanlara geldi.

Bu beklenen bir sonuçtu. O kadar beklenen bir sonuçtu ki, Bediüzzaman daha o zaman fark etmiş ve yetkilileri defalarca uyarmıştı. Okullardan başlayan faili meçhul müfredatla yetişen neslin elli sene sonraki hallerine dikkatleri çekerek şöyle feryat ediyordu:

“Risale-i Nurun vazifesi, bu millet ve vatanı anarşilik tehlikesinden ve gelecek neslin biçareler kısmını dalâlet-i mutlakadan kurtarmaktır. Çünkü bir Müslüman başkasına benzemez. Dini terk edip İslâmiyet seciyesinden çıkan bir Müslim dalâlet-i mutlakaya düşer, anarşist olur, daha idare edilmez.”

“Elli sene sonraki neslin yüzde doksanı nefs-i emmâreye tâbi olup millet ve vatanı anarşiliğe sevk etmek ihtimalinin düşünülmesi ve o belâya karşı bir çare arayışı, yirmi sene evvel beni siyasetten ve bu asırdaki insanlarla uğraşmaktan kat’iyen menetti.”

Ne var ki, evrenin failini malum ediyor diye Bediüzzaman da faili meçhuller tarafından, akla hayale gelmez esaretlere, zindanlara sürgünlere maruz bırakıldı.

Artık failleri bulmanın zamanı gelmiştir.
Failleri bulmanın yolu, kainatın failini bilmekten, bulmaktan geçer. Bir iğne ustasız olmaz, bir köy muhtarsız olamaz, bir harf katipsiz olamıyorsa, şu muhteşem evren nasıl sahipsiz, ustasız olabilir? Faili nasıl meçhul kalabilir?

Kainatın faili güneşten daha açık ve net olarak kendini akıl gözlerimize göstermektedir. Kainatın faili Allah’tır; yegane sahibimiz malikimiz odur.

Onu bulduk mu bütün faili meçhuller aydınlanır. Zira dünyada aydınlanmazsa, Yargıcının Allah olduğu büyük mahkemede her şey aydınlanacak ve failler tek tek ortaya çıkarılarak cezaları verilecektir. Bu arada mazlumun da mükafatı unutulmayacaktır.

Son söz olarak Bediüzzaman’ın dediği gibi diyoruz:

“Âyâ, bu insan zanneder mi ki başıboş kalacak? Hâşâ! Belki insan ebede meb’ustur ve saadet-i ebediyeye ve şekavet-i daimeye namzettir. Küçük büyük, az çok, her amelinden muhasebe görecek. Ya taltif veya tokat yiyecek.”

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
18 Yorum