1. HABERLER

  2. ÖZEL

  3. Şifa kaynağı arıların bilinmeyen faydaları
Şifa kaynağı arıların bilinmeyen faydaları

Şifa kaynağı arıların bilinmeyen faydaları

Ürünlerinin yanısıra balarılarından bir diğer faydalanma şekli de ortam havasına etkileri. “Arı havası” tabir edilen...

A+A-

Haber Yorum: Serdar Aslan

RİSALEHABER - Cenab-ı Allah’ın “Yaş ve kuru ne varsa” içinde olduğunu buyurduğu Kur’an-ı Kerim’de ‘Balarısı’ anlamına gelen “Nahl” kelimesiyle isimlendirdiği bir surenin bulunması insanoğlunun balarılarından öğrenecek çok şeyi olduğuna bir işaret. Bunun yanısıra Allah’ın balarıları eliyle insanlığa ikram ettiği bal nimetinin kıymeti ve şifa olması her geçen gün daha iyi anlaşılıyor.

Kısacık ömürlerinde çiçek çiçek gezerek insanlar için adeta şifa deposu bal üreten arıların her gün yeni bir özelliği keşfediliyor

Nahl suresi, 68-69 ayetlerinde mealen "Rabbin bal arısına şöyle vahyetti 'Dağlardan, ağaçlardan ve kurdukları çardaklardan' evler edin. Sonra meyvelerin her türünden ye ve Rabbi'nin yollarında boyun eğerek yürü!..' Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, ondan insanlar için şifa vardır. Elbette bunda düşünen bir kavim için büyük bir ibret vardır" buyuruluyor.

Bal nimetinin şifa kaynağı olduğu hakkında Peygamber Efendimiz (sav) hadisi şeriflerinin yanı sıra Müslüman ilim adamları çok şeyler yazmış, İslâm tıp tarihinin iki büyük ismi sayılan İbn Sina ve Ebû Bekir er-Râzî de bazı hastalıkların tedavisinde ilâç olarak bal ve sütten faydalanmışlardır. Risale-i Nur’un müellifi Bediüzzaman Said Nursi hazretleri de balarıları ve bal nimetinden eserlerinde bahsetmiş, örnekler vermiştir.

Fizik kurallarına göre uçması bile mümkün olmayan arıların kanat ağırlıklarının 6-7 katını taşıyabildikleri belirtiliyor. Oysa bilinen kanunlar dahilinde uçmak için her bir kanadın vücuttan bir buçuk kat büyük olması gerekli. İHA’nın haberine göre ortalama hayatları 50 gün olan arılar hayatları boyunca neredeyse hiç durmadan faaliyet halinde oluyor.

Arılar genellikle bal üretimiyle bilinseler de bilim adamlarının çalışmaları neticesinde arılardan faydalanma alanları da genişliyor. Tedavi amaçlı kullanılan şifa kaynağı arı ürünleri arasında bal, arı sütü, polen ve propolis geliyor. Arı zehrinin çeşitli hastalıklarda tedavi amaçlı kullanımı üzerinde ise kapsamlı çalışmalar ise devam ediyor.

Türkiye’de arıcılıkta önemli adımlar atılıyor. Kıymeti son yıllarda anlaşılarak ülkemizde de kullanımı artan propolis, balarılarının bitkilerden ürettiği ve kovan içi temizlikte ve kovanın yalıtımında kullandıkları bir madde. Balarıları, kovana giren ve taşıyamayacakları kadar büyük böcekleri etkisiz hale getirdikten sonra bu sıvıyla kaplıyor. Arıların ürettiği bu madde insan sağlığı için özel bir madde. Zira 1 miligram propolis, yaklaşık 20 miligram penisiline tekabül ediyor. Tedavi amaçlı kullanımlarda propolis bilhassa kanser hastaları için yeni bir umut oldu.

Ürünlerinin yanısıra balarılarından bir diğer faydalanma şekli de ortam havasına etkileri. “Arı havası” tabir edilen bu özelliklerinin kullanımına, Almanya’da çok uzun yıllar önce başlandı. Arı havasının özelikle astım, bronşit gibi solunum yolu hastalıklarında yüzde 80’e varan iyileşme sağladığı, arıcılıkla uğraşan insanların kovanın havasını içlerine çektikleri için baş ağrısından korundukları ifade ediliyor.

Yaratılmış her şey Kur’an-ı Kerim’de kıymeti nispetinde yer bulur. Arıların ismen Kur’an-ı Kerim’de yer alması da sağladığı nimetlerin önemini farketmek açısından bir işaret. Arı gibi küçük, akılsız ve aciz varlıkların sevk-i ilahi ve ilhamat ile fevkalade işler yapması özel bir tefekkür konusu. Bununla birlikte arıların yaptığı iş ve sağladığı faydalardan insanların alması gereken çok özel dersler olduğu da açık. Yani imani bir bakış açısıyla arıların maddi faydalarına bakarak manevi bir ders almak mümkün. Alınacak böyle bir dersin gönlümüzdeki balı, damağımızdaki baldan daha tatlı olacaktır.

Risale-i Nur eserlerinde Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin dikkat çektiği bu noktalardan bazıları şöyle:

Birincisi:

وَأَوْحٰى رَبُّكَ اِلَى النَّحْلِ أَنِ اتَّخِذِى مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا 1

(ilâ âhir-i ayet).[ 1 : “Rabbin balarısına ilhâm etti: ‘Dağlardan, kendine evler edin.” Nahl Sûresi, 16:68.] Evet, balarısı, fıtratça ve vazifece öyle bir mu’cize-i kudrettir ki, koca Sûre-i Nahl, onun ismiyle tesmiye edilmiş. Çünkü, o küçücük bal makinesinin zerrecik başında onun ehemmiyetli vazifesinin mükemmel programını yazmak ve küçücük karnında taamların en tatlısını koymak ve pişirmek ve süngücüğünde zîhayat âzâları tahrip etmek ve öldürmek hâsiyetinde bulunan zehiri o uzuvcuğuna ve cismine zarar vermeden yerleştirmek, nihayet dikkat ve ilimle ve gayet hikmet ve irade ile ve tam bir intizam ve muvazene ile olduğundan, şuursuz, intizamsız, mizansız olan tabiat ve tesadüf gibi şeyler elbette müdahale edemezler ve karışamazlar.( Şualar - Yedinci Şuâ)

Gözün gözbebeği de, balarısı gibi, bütün kâinat safhalarında menkuş gül ve çiçek gibi delillerinden, burhanlarından alacağı ibret, fikret, ünsiyet gibi usare ve şıralarından vicdanda o tatlı imanlı balları yapar. (İşaratü'l-İ'caz | Bakara Sûresi)

Evet, şu teavün kanununa ittibaen, şems, kamer, gece ve gündüz, yaz ve kış taraflarından yapılan yardımlar sayesinde, şu hayvanların erzakını yetiştiren nebatat izn-i İlâhî ile meydana gelir. Hayvanat da emr-i Rabbânî ile beşerin ihtiyacatını yerine getirir. balarısıyla ipekböceğinin insanlara yaptıkları yardımlar, bu dâvâyı ispat eder.

Evet, bu gibi eşya-yı camidenin yekdiğerine yaptıkları şu yardımlar, pek âşikâr bir delildir ki, onlar kerîm bir Müdebbirin hademesi ve amelesi olup Onun emriyle, izniyle iş görürler.( Mesnevi-i Nuriye - Lem'alar)

Hem madem güneş gibi, gündüz gibi, zemin yüzünde bir umumî rahmet ve ihatalı bir şefkat ve kerem gözümüzle görüyoruz. Meselâ, o rahmet, her baharda umum ağaçları ve meyveli nebatları cennet hûrileri gibi giydirip, süslendirip, ellerine her çeşit meyveleri verip bizlere uzatıp “Haydi alınız, yiyiniz” dediği gibi; bir zehirli sineğin eliyle bizlere şifalı, tatlı balı yedirdiği ve elsiz bir böceğin eliyle en yumuşak ipeği bizlere giydirdiği gibi…(Şualar - On Birinci Şuâ)

Evet, aklı bozulmayan bir şahıs, teemmülü neticesinde anlar ki, meselâ balarısını pek çok şeylere fihriste yapan ve kitab-ı kâinatın ekser mesâilini insanın mahiyetinde yazan ve incir nüvesinde incir ağacının programını derc eden ve insanın kalbini binlerce âlemlere örnek ve pencere yapan ve beşerin kuvve-i hafızasında tarih-i hayatını taallûkatıyla beraber yazan, ancak ve ancak herşeyi yaratan Hâlık olabilir. Ve böyle bir tasarruf, yalnız ve yalnız Rabbü’l-Âlemîne mahsus bir hâtemdir. ( Mesnevi-i Nuriye - Lem'alar)

Evet, balarısının ve hayvânâtın ilhâmâtından tut, tâ avâm-ı nâsın ve havâss-ı beşeriyenin ilhâmâtına kadar ve avâm-ı melâikenin ilhâmâtından tâ havâss-ı kerrûbiyyûnun ilhâmâtına kadar bütün ilhâmat, bir nevi kelimât-ı Rabbâniyedir. (Mektubat | Yirmi Dokuzuncu Mektup)

RisaleHaber.com

Etiketler : , ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.