Selahattin GEZER

Selahattin GEZER

Yazarın Tüm Yazıları >

Sessiz faaliyet

A+A-

Düşünüyorum ne yazayım. Kafamda konular, değişik düşünceler, çoklu çekmecelerde ve çekmeceler açılıp açılıp kapanıyor; sabırsızlıkla dışarı çıkmak istiyor. Ne kadar güzel bakabiliyoruz ve ne kadar güzel düşünebiliyoruz? Bu yazıya Bediüzzaman’ın: “Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır.” Sözü ile başlamak lazım. Aslında düşünmekle, insani yönümüz ortaya çıkıyor. Düşünceler hayat belirtilerimiz,  ruhumuzun soluk alışları oluyor.  Keşke her daim düşüncelerimiz mesaide olsa, temiz soluk alış verişleri ve hakikatlere kapıları açık olsa.

"Düşünmeden öğrenmek yitirilmiş bir emektir." Konfüçyus

"Bir ordunun istilasına karşı konulabilir, fakat zamanı gelmiş bir düşünceye karşı hiçbir şey yapılamaz." Victor Hugo

Düşünüyorum, öyle ise kul olmam gerekir, bu da temiz düşüncelerin eseridir. Düşünmek içerden dışarıya rötuş yapmaktır, içerden dışarıya müdahaledir. Düşünmek, muhteşem bir duygudur. Acaba düşünebiliyor muyuz? Davranışlarımızı, ilişkilerimizi olması gereken şekilde tanzim edebiliyor muyuz? Sessiz faaliyet olan düşünce,  edep gömleği giyerse, her mevzuda ölçüyü muhafaza eder. 
Düşüncenin edep gömleği ise Allah’ın varlığını, eserlerinin penceresinden tefekkür etmek ve inanmaktır. Gömleksiz düşünceler üşütüyor, zafiyet geçiriyor. Böyle hastalıklı düşünce, önce içeriyi sonra dışarıyı bozuyor. Kötü düşünceler atomdan bile tehlikelidir,  çünkü atomu bile düşünce üretmiştir.  Hayatımızı kolaylaştıran her şeyi de güzel düşüncelere borçluyuz.

Mimar Sinan, güzel düşünmese idi, muhteşem Süleymaniye olmayacaktı. Edison’nun güzel düşüncesi aydınlığa vesile oldu. Bu yazı bile güzel düşüncenin eseri olan bilgisayarla yazılıyor. Her beyin, bir baz istasyonudur. Oradan çıkan güzel sinyaller,  alıcılarda ve yürekler de huzur bırakacaktır, kardeşlik bırakacaktır. Düşüncelerimiz, sinyallerimiz radyasyonsuz olmalı,  güven verici yüz ifadesi bırakmalı. İnsan yüzü, düşüncelerin ruh haline uygun ambalajıdır. Bu ambalajın etkileyici olması, insanı insana yakınlaştırır. Yüz ifadelerimizin ana kumanda merkezi olan düşünceler, huzur ve barış içinde olması gerekir.

Allah’ım bu ne sessiz faaliyet!  Bütün harikalar, insanları şaşkına çeviren icatlar, bu sessiz faaliyetle ortaya çıkıyor. Arabaya binmemiz, uzayın derinliklerini inceleyecek teknolojiye sahip olmamız,  bir küçücük cihazla, dünyanın her tarafı ile görüşmek, fotoğraf çekmek, video izlemek bu sessiz faaliyetin vesile olmasıdır. Bu sessiz faaliyetle her türlü sanatsal eser ortaya çıkar. Eserlerin, sessiz düşüncenin, derinlemesine nüfus etmesi ile ortaya çıkması, dışarının gürültülü olmaması ahenk içinde olmasını hatırlatmıyor mu?  Evet,  düşüncelerde anarşi ve gürültü çıkabiliyor. Zaten düşünceler gürültülü olunca, insanın dışı da gürültülü oluyor. Kafasında anarşi olanın, dışarısı sakin, huzurlu ve huzur verici olmaz ki. Sakinliği huzuru önce içerde yaşamalı. Düşüncelerin sakin ve huzurlu olması da, düşüncede edep gömleğini, edep gömleği de Allah’a tam teslimiyeti ve her nereye bakılsa hatırlatmayı sağlamak, bu da neticede kadere teslimiyeti ve razı olmayı gerektiriyor. Bu razı olmak ve teslimiyet, düşüncelere bir anda güneşi bile karanlıkta bırakacak aydınlanma yaşatır. Allah’ı her masnuatta tefekkürle görmek, kader programına teslim olmak, içerde büyük bir aydınlanma, o aydınlanmada aydınlık düşünmeyi ve aydınlık düşünmede, dışarının huzurlu ve sakin olmasını, barışın kardeşliğin olmasını sağlıyor. Böyle olması da Mevla’nın garantisini gerektiriyor.

Bu kardeşlik projesinin başarıya ulaşması için, içeride tefekkür ve teslimiyet aydınlığında düşünmek, kafa kütüğüne kayıtlı düşüncelerin, anarşist olmamasını gerektirir. Başkalarının da, büyük sanatkâr olan Allah’ın eseri olduğunu ve bizi de yapan sanatkârın hatırı için herkesi;  Allahın diğer eserleri olan kardeşliğimizi düşünüp sevmektir. Düşünmeden sürüler halinde hareket eden ve kendilerine göre kuralları olan hayvanlar, hep birlikte hareket eden, duruma göre asker gibi dizilen ve cumhuriyetleri  ile Bediüzzaman’ı hayran bırakan karıncalar, bizleri utandırmaz mı? Mutlaka ama mutlaka düşünerek hareket etmemizi gerektirmez mi?

Düşünüyorsak o halde kuluz. Düşünüyorsak kardeşiz ve kadere rıza ile teslimiyetteyiz. Teslim olunca da başkalarının özelliklerinden, variyetinden, aidiyetinden bize lezzet çeşitleri, gönül bahçemizin değişik çiçekleri olarak görünür. Gürültüsüz tertemiz düşünceler gürültüsüz huzur verici biz olmamızı, bu da milyonluk şehirleri, kardeşlikle bayram yerine çevirir. Bu sessiz faaliyetten samimi coşkunluklara ihtiyacımız var. Allah gürültüsüz tertemiz düşünmeyi ve bunu hayatımıza yansıtmayı nasip etsin ve de düşüncelerimize sağlık…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum