1. YAZARLAR

  2. Şeyma GÜR

  3. Şerh, nereye kadar?
Şeyma GÜR

Şeyma GÜR

Yazarın Tüm Yazıları >

Şerh, nereye kadar?

A+A-

Şerh; ’Bir metnin daha iyi anlaşılsın diye, o metni başkalarından daha iyi anladığı kanaatinde olan kişiler tarafından açıklanması’’ şeklinde tarif edilebilir.  Kendi usul ve metodları olan başlı başına bir ihtisas alanıdır.

İnsanların teveccüh ettiği pek çok eser şerh edilmiştir. Bediüzzaman’ın ‘’Bu durûs-u Kur’âniyenin dairesi içinde olanlar, allâme ve müctehidler de olsalar, vazifeleri, ulûm-u imaniye cihetinde, yalnız yazılan şu Sözlerin şerhleri ve izahlarıdır veya tanzimleridir’’ ifâdesinden anladığımıza göre Risale-i Nur’un da şerhi yapılabilir. Yine de Bediüzzaman’ın kast ettiği şerh ve tanzimin sınırlarının ne olduğu iyi tahlil edilmelidir.
Risale-i Nur’u okuyup istifade eden insanların, duygularını, düşüncelerini, tedâilerini yazıya dökmeleri sonsuza kadar mümkündür. Farklı ilim sahalarından ilim ehli kişiler de bunu çeşitli şekillerde yapıyorlar zaten. Yazdıklarını, tebliğler, tezler şeklinde değişik platformlarda sunuyorlar.

Bediüzzaman’ın eğitim metodu
Risale-i Nur’da esma parıltıları
Risale-i Nur’da marifetullah yolları
Risale-i Nur açısından dua ve ubudiyet
Said Nursi’ye göre Hürriyet-i Şeriyye
Risale-i Nur’da tefekkür üslûbu, gibi başlıklar, geçmiş senelerde çeşitli sempozyumlarda sunulmuş tebliğlere ait olan birkaç örnektir.

Bu tür çalışmalar, teşbihte hata olmasın; cildin, bedenin büyümesi ile orantılı olarak genişlemesi gibidir. İhtiyaç duyulmuş, eser ortaya konmuştur. Yine de bu çalışmaların her biri Risale-i Nur’dan mülhem de olsa kendi müelliflerinin eseridir ve Risale-i Nuru değil, müelliflerini bağlar. Biz süreci tersten işletmeye kalkar, zorlama teşebbüslerle ‘’hadi her fen ve disiplin açısından Risale-i Nuru şerh edelim ‘’ kampanyaları  başlatırsak bu, cildi dıştan çekiştirmek gibi olacaktır.

Şerh kapısı açık olsa da herhalde ‘’ben burayı böyle anlıyorum’’ diyen herkesin elini kolunu sallayarak girebileceği bir alan olmamak gerekir. Mesela hadisleri şerh etmek isteyen kişinin nasıl bir donanımı olmalı diye düşündüğümüzde;  temel hadis ilimlerine vukufiyeti olması, siyer, tefsir, iyi derecede Arapça bilmesi, hadisleri, ayetlerin ışığında ele alabilecek yeterlilikte olması gibi gereklilikler sayılabilir. Bunlar, konunun dışından bir kişi olarak benim düşünebildiklerim. Kimbilir daha neler gerekiyordur.
Bir de buna mesela ‘’tıp ilimleri açısından hadis şerhleri‘’diye bir hedef belirleyecek olsanız, iş daha da çetrefilleşecektir.

Şimdi bir de Risale-i Nur adına bakalım. Risale-i Nur’ u şerh etmek isteyen, yani onu başkalarına göre daha iyi anladığı kanaatinde olan ve Risale-i Nur’dan anladıklarını başkaları ile paylaşmak isteyen  ilim erbâbında neler aranmalı?

•Bir kere Risale-i Nur’ u kendi anlam bütünlüğü içinde ihâta etmiş olmalı.
•Bediüzzaman’ın neyi, kime, ne zaman, niçin söylediğini, hangi makamda söylediğini biliyor olmalı.
•Herhangi bir mevzuyu ele aldığında, o mevzunun Risale-i Nur külliyatı içinde nerelerde, ne şekilde yer aldığını bilebilmeli.
•Risale-i Nur’un  temel kavram ve ıstılahlarını bilmeli.
•Bediüzzaman’ın Tarihçe-i Hayatını da bilmeli ki Üstadın yazdıklarını, yaşadıkları ile birlikte değerlendirebilsin.
•İfrat veya tefritle hakâikin muvazenesini ihlâl edip tenâsübünü bozmamalı.
•Mutlaka metin şerh usul ve kaideleri konusunda ihtisas sahibi olmalı.
•Yapacağı şerhin neye hizmet ettiğini açıkça ortaya koyabilmelidir.

Liste uzatılabilir. Ama bu kadarı bile Risale-i Nur’u şerh etmek iddiası ile ortaya çıkmanın çokca cesaret gerektirdiğini görmeye yetebilir.
Hele de başka başka fenlerin gözlüğü ile Risale-i Nur’a yönelmek, iyiden iyiye iddialı ve neticeleri itibarı ile çok düşündürücüdür.

Bediüzzaman Hazretleri Mesnevi–i Nuriyede diyor; ‘’Kur’ân’ın  temel maksatları ve asıl unsurları dörttür: tevhid, nübüvvet, haşir ve ubudiyetle beraber adalet. Diğer meseleler ancak bu maksatlara birer vesile olurlar.
Şu da bir kaidedir ki, vesilelerin tafsilinde fazla derine dalmamak, faydasız meselelerle maksadı kaybettirecek derecede meşgul olarak mevzuu dağıtmamak içindir. İşte bu sebebden Kur’ân bazı kevnî meseleleri müphem bırakmış yahut ihmal veya icmal etmiştir.’’

Risale-i Nur’un da tıpkı manevi bir tefsiri olduğu Kur’an gibi temel maksatları tevhid, nübüvvet, haşir ve ubudiyetdir. Diğer meseleler bu maksatlara vesile olmaktan geçerse muvâzene bozulur. Teferruat, asıl maksadı kaybetmeye yol açabilir. Diğer disiplinlerin kavramları, Risale-i Nur’ları daha iyi anlamaya hizmet edebilecek midir, bu temel maksatlara ne gibi açılımlar getirebilecektir, düşünmek lazım. Üstadımız diyor ki; ‘’Kur’ân, mevcudatın, Fâtırına müteveccih yüzlerine bakar. Felsefe ise, mevcudatın kendilerine ve sebeblerine müteveccih yüzlerine, felsefe veya san’at itibarıyla cüz’î faydalarına bakar. Ne cahildir o adam ki, felsefe fünununa aldanıp da onu Kur’ân’ın bahislerine mehenk yapar!..’’ Bu hükmü, Risale-i Nura tatbik ediniz..

Acaba şerhleri Risale-i Nur’un  ‘’parlak selâsetini, üstün  selâmetini, sağlam  tesânüdünü, güçlü  tenâsübünü, cümleler ve heyetleri arasındaki teâvününü, konular ve maksatlar arasındaki tecâvübünü’’ muhafaza edebilecek midir?

Düşünmemiz gereken bir diğer konu; Risale-i Nur şerhlerinin orijinal metnin manevi etkisine ve feyzine sahip olup olmayacağıdır. Ruhları ihtizâza getirip, getiremiyeceğidir. Risale-i Nur’un, telif edildiğinden bugüne kadar akıllar, vicdanlar ve ruhlar üzerindeki etkisi ortadadır. Risale-i Nur ile imanlarını kurtaran milyonlar bu davanın şahitleridir. Risale-i Nur, kuru bilgiden ibaret değildir. Ne kadar iyi niyetli olursa olsun, ‘’bilimsel’’ açıklamaları  kendi etkisine asla sahip olamayacaklardır.. Bilakis Risale-i Nur’a direkt ulaşımın önünde bir engel olabileceklerdir. .

Risale-i Nur’un orijinal dilinin öylesine bir çekiciliği vardır ki, onu tercümelerinden tanıyıp, gönülden bağlanan başka dilleri konuşmakta olan  insanlar, orijinal metninden okuyabilmek için Türkçe öğrenmeye çalışmakta veya okuyabilenlere gıpta etmekteler. Bunun böyle olduğunu Cezayir’den gelen misafirlerimizde bizzat müşahede ettik. Dünyanın çeşitli noktalarından gelen haberler de bu yönde.

Tercihim söz konusu olduğunda, daha az bile  anlayacak olsam  Risale-i Nur’u müellifinin yazdığı şekli ile okumak, böylece sadece aklımın değil, kalbimin, ruhumun, latifelerimin de hisselerini temin edebilmiş olmak isterim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum