1. YAZARLAR

  2. Mustafa ÖZCAN

  3. Satyagra ve Bediüzzaman
Mustafa ÖZCAN

Mustafa ÖZCAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Satyagra ve Bediüzzaman

A+A-

Bediüzzaman’ın istibdada karşı barışçı derinişi veya mukavemeti ile, Mahatma Gandi’nin İngilizlere karşı Satyagra olarak bilinen direniş yöntemi arasında kıyaslamalar yapılıyor. Bu kıyaslamalar ayrıca şahsiyetler yani Bediüzzaman ile Muhatma Gandi düzeyinde de karşılaştırmalara neden oluyor. 

Gandi İngilizlere karşı sivil itaatsizlik doktrini geliştirmiş ve buna Satyagra denmiştir. Bugün de Arap dünyasında Libya hariç tutulursa istibdada karşı sivil itaatsizlik şeklinde bir direniş ve mukavemet şekli yürütülmektedir. Şark el Avsat gazetesinde yazan Cum’a Ökkeş (http://www.alarabiya.net/ views/2011/04/27/146972.html ) Suriye halkının da Esat’ların çekmek istediği iç savaş bataklığına ve tuzağına düşmek yerine Gandi’nin metoduyla bir çıkış yolu aramaları gerektiğini söylemektedir.  Suriyeli Çerkezlerden Halis Çelebi de Arap dünyasında eşine az rastlanır bir istibdat düşmanı ve aynı zamanda sivil itaatsizlik taraftarıdır. Bu metodu Gandi İngiliz işgalcilere karşı kullanmışsa da günümüzde dahili istibdada karşı kullanılması daha da evla görülmektedir.

Elbette Bediüzzaman’ın metodunda dahilde cemiyet kurmak (yani örgütlü faaliyet) olmadığı gibi aynı zamanda silah kullanmak da yoktur. Buna mukabil,  irşat ve müspet hareket söz konusudur. Bediüzzaman’ın yaptığı tek başına sivil itaatsizlik de değildir belki müspet harekettir. Bediüzzaman’ın yöntemi sadece sivil itaatsizlik olmayıp mürekkep bir yöntemdir. Elbette ki Allah’a isyanda kula itaat olmayacağı gibi bazı hususlar da sivil itaatsizlik söz konusudur. Lakin bu Bediüzzaman’ın nadiren uyguladığı bir yöntemdir.  Bediüzzaman esas olarak müspet hareket ve irşat eksenli olarak hareket etmekte ve gerekirse CHP ile bile yazışmaktadır. Efradına cami ve ağyarına mani bir mukayesede Bediüzzaman’ın şartları ile Gandi’nin şartlarının farklı olduğu görülür.  Bediüzzaman Rus işgalcilere karşı savaşmıştır. Daha sonraki istibdat rejimine karşı da müspet hareketle direnmiş ve onu nush ve irşatla yola getirmeye çalışmıştır.

nursi_gandi.jpgBediüzzaman’ın gayesi bidatkar rejimi ıslah etmektir. Gandi’nin hedefi ise yabancı bir ihtilali ve işgali ortadan kaldırmaktır. Bertaraf etmektir...Hedefte farklılık olduğu gibi yöntem de dahi farklılık bedihidir. ‘Red başka, kabul etmemek daha başkadır’ başlığı altında Bediüzzaman şunları söylemektedir: ”Rejimi reddetmek ne vazifemizdir, ne de kuvvetimiz var ve ne de düşünüyoruz. Ve ne de Risale-i Nur izin veriyor. Fakat biz kabul etmiyoruz, amel etmiyoruz, istemiyoruz. Red başka, kabul etmemek başkadır, amel etmemek daha başkadır. Hazret-i Ömer’in (r.a.) taht-ı hükmünde, kanun-u adalet-i şer’iyesini reddetmeyen ve ilişmeyen Yahudilere, Nasaraya ilişmiyordular. Demek kabul etmemek, idarece bir cünha, bir suç teşkil etmiyor ki, o çeşit muhalifler ve münkirler, en kuvvetli padişahların idaresi ve siyaseti altında bulunmuşlar. İşte bu nokta-i nazardan, Risale-i Nur’un şakirtlerinden en müthiş bir muhalif, rejim müessesesini tel’in de etse, bilfiil idareye ilişmese, onun mefkûresine kanunen ilişilmez. Hürriyet-i vicdan ve hürriyet-i fikir, onları tebrie eder. (Kastamonu Lahikası, s. 206. ).”

SİVİL İTAATSİZLİĞİN TARİHÇESİ!

Sivil itaatsizlik meselesine gelince: “Sivil itaatsizlik”in isim babası sayılan Henry David Thoreau, ödemeyi reddettiği vergi sonucu tutuklanarak hapse atılır. Şerden gelecek hâyır işte böyle tecelli eder. Thoreu, bunun üzerine “Sivil İtaatsizlik” makalesini yazar. Tolstoy, Gandhi, Rosa Parks, Martin Luther King isimleri Sivil İtaatsizliğin pratik öncülerinden sayılırlar. Bu örneklere bakıldığında Sivil İtaatsizliği tek bir tanım altında birleştirmenin zor olduğu görülmektedir. Kamuya zarar vermeyecek şekilde ve barışçıl yöntemlerle “Yasalara riayet etmeme, karşı koyma, “aleni” bir şekilde eylemlilik hali” gibi ifadeler bazı ortak tanımları ihtiva etmektedir. Sivil İtaatsizliği savunan Leo Tolstoy “şiddete karşı şiddet kullanılmaması konusunda uyarıda bulunur; çünkü ona göre böyle bir tutum, yeni bir şiddet ve zorbalık dalgasını tetikler. Şiddet şiddeti tevlit eder. Bu yüzden şiddetsiz direnme biçimlerinden, özellikle de insanların aydınlatılmasından yana olur.” (Tolstoy’un inzivaya çekilişi bu düşünceleri ile dolaylı da olsa ilişkilidir. Liyapin Düşkünler Evi’nde gördüklerinden sonra “böyle yaşamak imkânsız” çaresizliğini hisseden Tolstoy kimilerince kaçışı tercih etmiştir.) Tolstoy’un yakın arkadaşı olduğu söylenen Gandhi, Sivil İtaatsizliği geniş kitlelere duyuran ve benimseten bir diğer isimdir.

Satyagraha (Türkçe: "hakikat gücü" ya da "hakikate adanma"), 20. yüzyılda Hindistan'da Mahatma Gandhi'nin ortaya attığı felsefi akımdır. Uygulamada, belirli bir kötülüğe karşı kararlılıkla ama şiddete başvurmaksızın direnmeyi öğütler veya öngörür. Satyagraha, Hint halkının İngiliz emperyalizmine karşı savaşımının kılavuz felsefesi olmuş, ayrıca başka ülkelerdeki protestocu gruplar tarafından benimsenmiştir. Satyagraha, yalnızca doğruyla (satya) yetinmeye ve kötülüğe salt kendi gücüyle ve bir sevgi anlayışıyla alt etmeye veya direnmeye dayanan tutumu belirten sanskritçe bir kavramdır. Gandhi'nin felsefesinin temelini oluşturan bu tutum, şiddetsizcilik (ahimsa) kavramına sıkı sıkıya bağlıdır. Gandhi satyagraha kavramını geliştirirken, Lev Tolstoy ve Henry David Thoreau'nun yazılarından, Kitabı Mukaddes'ten ve Bhagavadgita ile öteki Hindu metinlerinden yararlandı. Satyagraha aynı zamanda Hinduizmin ahimsa (şiddetsizcilik) kavramına da dayanıyordu. Gandhi satyagraha kavramını ilk kez 1906'da Güney Afrika'daki Transvaal koloni hükümeti tarafından Asyalı azınlıklara karşı uygulanan yasaya karşı ortaya attı. Hindistan'daki ilk satyagraha eylemi 1917'de Çamparan'da çivi üretilen bölgede başladı. Sonraki yıllarda oruç tutma ve ekonomik boykotlar satyagraha yöntemleri olarak gelişti ve serpildi. Gandhi satyagrahanın herkesi dönüştürebilecek güçtü olduğunu, bu nedenle her yerde uygulanabileceğini ileri sürmüştür.

Tarihte dahilde adem-i şiddet politikasını ilk savunan ve uygulayanlardan birisi Cafer-i Sadık olmuş ve dönemindeki İslam’ın siyasi anlayışından ve yönteminden sapmış iktidarlara karşı adem-i şiddeti esas almıştır. Cafer-i Sadık nesep açısından Hüseyni olsa da yöntem olarak Haseni davranmıştır.

GANDİ İLE BEDİÜZZAMAN ARASINDA FARKLAR VE BENZERLİKLER

Gandi ile Bediüzzaman arasında karşılaştırma yapanlardan belki de ilki Cevat Rifat Atilhan olmalıdır. Şunları yazmaktadır: ”Şöyle bir mukayese yapabiliriz: Üstad-ı Azam’la (haşa Mason üstadı değil) muasır olan büyük adam ve Hindistan’ın kurtuluş rehberi Mahatma Gandi….Biri, İngiliz ceberutuna, İngiliz emperyalizmine ve onun korkunç istila ve istismarına baş kaldırmış ve yıllarca büyük davasına hizmet ederek İngiltere’nin bütün haşmet ve kudretini, azim iradesi önünde aciz ve mefluç bir hale getirmiştir. Bizim bu tipte yetiştirdiğimiz büyük insanın mücadele ve mesai hayatı ve şekli birincisine çok benzemekle beraber, fazla olarak ona Cenab-ı Hakk’ın bahş buyurduğu Müslümanlık ve iman nuru da kendi ziyasını güneş gibi İslam iklimlerine ve diyardan diyara aşırıp götürmüştür (Eşref Edip, Risale-u Nur Müellifi Said Nur: Hayatı-Eserleri-Mesleği, Beyan,s: 179).

Gandi ile Bediüzzaman arasında bir temel farkın da bizim Gandi’nın hilafına Bediüzzaman’ın kadru kıymetini bilmememiz olduğunu söyler.  Zeki Sarıtoprak da, Üsküp’te sunduğu bir tebliğinde Bediüzzaman'ı, Mandela, Gandi ve Martin Luther King gibi dünya çapında barışçıl yollarla hak arayışının sembolü isimlerle birlikte anmakta ve ele almaktadır. Ancak Bediüzzaman'ı bunlardan ayıran bir noktaya dikkat çekiyor: Hayatının 30 yılında sürgün, hapis ve zehirleme gibi birbirinden ağır muamelelere maruz kalmasına rağmen şiddeti asla düşünmeyen, sürekli olumlu hareketi, kardeşliği tavsiye etmesine rağmen Batı'da ve İslam dünyasında rol model olarak yeterince bilinmemesi (Abdülhamit Bilici – Zaman/ 2011-01-08/ Türkiye'nin Gandi'si!). Bu yönüyle Zeki Sarıtoprak da yıllar sonra Cevat Rifat Atilhan’la aynı teşhis ve tespitte birleşmektedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
4 Yorum