1. HABERLER

  2. BEDİÜZZAMAN

  3. Sami Efendi ve Bediüzzaman’ın yıllar sonraki buluşması
Sami Efendi ve Bediüzzaman’ın yıllar sonraki buluşması

Sami Efendi ve Bediüzzaman’ın yıllar sonraki buluşması

Sami Efendinin, Bediüzzaman Hazretlerini 1952 senesinde İstanbul’da bir ziyareti vardır

A+A-

Ömer Özcan’ın haberi:

RİSALEHABER-Hayatını İslam ve Kuran hizmetlerine adayan Mahmûd Sâmi Ramazanoğlu Hazretlerinin 31. vefat yıldönümündeyiz. 12 Şubat 1984 tarihinde Medine’de vefat eden Sami Efendinin mezarı, binlerce sahabe-i kiram ile beraber Cennetü’l-Baki kabristanında bulunmaktadır.

Sami Efendinin, Bediüzzaman Hazretlerini 1952 senesinde İstanbul’da bir ziyareti vardır. Bu tarihi buluşmayı, o sıralarda Bediüzzaman Hazretlerinin hizmetlerini gören Ahmet Atak Ağabey de şahid olmuştur.

Ahmet Atak, 1930 Aydın-Bozdoğan doğumludur. Daha sonraları ismini “Ahmet Remzi Hatip” olarak değiştirmiştir. Daha lise talebesi iken, Risale-i Nur’u ve Bediüzzaman’ı Konya’da Sabri Halıcı ve Zübeyir Gündüzalp ağabeylerimizden tanımıştır. Tarihçe-i Hayat kitabının “Tahliller” kısmında,  “Ahmet Atak” imzasıyla yayınlanmış bir mektubu vardır. Emirdağ Lâhikasında da ismi geçmektedir. Ahmet Atak, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olup Kaymakamlık, üst seviyede bürokratlık, Senatörlük ve Milletvekilliği de yapmıştır.

Ahmet Atak ağabeyi Ankara’da evinde ziyaret ettik, Bediüzzaman ve Risale-i Nur merkezli çok kıymetli hatıralarını kaydettik, yazdık ve kendisine tashih ettirdik. Sami Efendinin 31. vefat yıldönümü vesilesiyle Bediüzzaman ile buluşmalarının ayrıntılarını neşrediyoruz.

AHMET ATAK ANLATIYOR:

BEDİÜZZAMAN’LA SAMİ EFENDİ’NİN KARŞILAŞMALARI

Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri 1952 Gençlik Rehberi mahkemesi dolayısıyla İstanbul Akşehir Palas Oteli’nde... Biz de hizmetlerini deruhte ediyoruz. Tanınmış simalardan Bediüzzaman’ın ziyaretçileri oluyordu. Bu arada Mahmud Sami Ramazanoğlu da Üstad’ı ziyaret etmek için geldi Akşehir Palas Oteli’ne. O da zaten bir iki sene evvel gelmiş İstanbul’a.

Üstad Bediüzzaman Hazretleri ile Sami Efendi Hazretleri’nin kar¬şılaşması görülmeye değerdi. “Sami Bey kardeşim, siz ne ka¬dar gençtiniz o zaman…” Son derece nazik ve kibar bir hitabeyle konuşuyordu. Üstad’la Sami Efendi’nin karşılaşmaları adeta ko¬yun¬la kuzunun kavuşması gibi hasret ve muhabbet içinde olmuştu. Kelamî Dergâhı’ndaki genç halinden bahsediyordu Üs¬tad. O za¬man Kelamî Dergâhı’ndaki hatıralardan konuşmuşlardı.
Kelamî Dergâhını açayım önce size:

Üstad, Eski Said dönemindeki İstanbul ikameti sırasında, Şehremini’de bulunan Kelamî Dergâhı’na, Esad Erbilî Hazretleri’nin dergâhına gidiyor. Esad Erbilî, Mahmud Sami Efendi’nin şeyhidir. Genç Sami o sırada dergâh hizmetinde bulunuyor. İşte Üstad, “Sami Bey kardeşim, siz ne kadar gençtiniz o zaman” demekle bunu kastediyordu.

Üstadın dergâha ilk geldiği gün, herkes murakabe celsesinde, sükût içinde... O da, bu usul ve adaba uyup sükût içinde murakabeye giriyor. Bu murakabe esnasında hiç konuşmadan Esad Efendi ile Üstad Hazretleri kaynaşıyorlar. Üstad sık sık oraya gidip gelmeye başlıyor, bazen kaldığı da oluyor. Gelişi de aynı resimlerinde gördüğünüz gibi şark kıyafetiyle oluyor. Bediüzzaman Hazretleri oraya bir şey öğrenmek için değil, muhatap bulmak için gidiyor. Esad Efendi’yle hasbıhal sırasında Üstad Hazretleri bir mevzu açar, konuştukça bazen de “Allah-u Ekber!” deyip ayağa kalkarmış!

BU ZAT, ALLAH TEÂLÂ’DAN GENÇLERİN İRŞADINA MEMURDUR

Çok önemli bulduğum bir hususu da sizlerle paylaşayım:
Mahmud Sami Efendi, şeyhi Esad Efendi’den şunu duymuş: Bediüzzaman bir seferinde dergâhtan uğurlanıp ayrıldıktan sonra, Esad Efendi demiş ki: “Bu zat, Allah Teâlâ’dan gençlerin irşadına memurdur. Fakat o henüz bilmiyor bunu. İleride bunu hayatı ile gösterecek.” (Mustafa Eriş, Sami Efendi Hatıraları, 1 ve 2.  Cilt, Erkam Yayınları, İst. 2010.) Evet, Üstad’ın hayatı ortada, Cenab-ı Allah onu ta başlangıçtan itibaren bu vazife için hazırlıyor. Esad Efendi keşfen bunu müşahede ediyor.

Ben arzu ederim ki Üstad’ın hayatıyla ilgili yazılan kitaplarda, eserlerde bu kısımlar da işlensin. Çünkü yanlış bir telakki var; sanki Üstad tasavvufa karşı imiş gibi görülebiliyor.
(Ömer Özcan, Ağabeyler Anlatıyor-5)

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum