Mustafa ÖZCAN_

Mustafa ÖZCAN_

Sakız Ağacından Katran Ağacına

Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun Kıbrıs’ı ve Kıbrıs destanını anlattığı bir romanı var ve romanın başlık veya alt başlıklarından birisi Sabır Ağacıdır. Sabırla maksada ulaşılır. Sabırla, körük helva olur. Hakkı ve sabrı tavsiye edenlerin, asrın ve asırların mücadelesini kazanacakları müsellemdir. Dolayısıyla sabır zaferin anahtarıdır. Yılmak ve yeis ise insanı muhakkak ki yenilgiye ve teslimiyete götürür. Direnci temsil eden ağaçlar vardır. Bunlardan birisi de Sabır Ağacıdır ve Sepetçioğlu Kıbrıs davasını bu ağaçla sembolize etmiştir. Hadislerde günümüz diliminde Yahudilerin ağacı olarak da Gargad gösterilmiştir. Ahirzaman diliminde demektir ki Gargad, bir nevi zakkum ağacı veya şecere-i mel’une timsalidir. İslam’la bütünleşen ve rahmeti temsil eden ağaçlar çoktur. Bunlardan birisi şüphesiz Beled Suresinde anlatılan zeytin ve incir ağacıdır. Hurma da bunlara mülhaktır. Hudeybiye seferi sırasında Mekkeli müşriklerin tehdidi üzerine sahabeler ölümüne ve bir diğer görüşe göre de firar etmemek üzerine biatleşir ve yeminleşirler. Bu yeminleşmeye Ridvan Bey’ati denilmiştir. Bu yeminleşme bir ağacın altında gerçekleşir. Bundan dolayı bu ağaca Rıdvan Ağacı da denilmiştir. Rıdvan Ağacı aslında kutlu bir ağaç olan Samure Ağacıdır. Ahteri Kebir’e göre, Samure Ağacının muhtemel anlamlarından birisi sakız ağacıdır. Çok dikkat çekici bir keyfiyettir. Müslümanlar bu ağaca saygı göstermekle kalmazlar, aynı zamanda kimliklerini onunla bütünleştirirler. Bu anlamda birbirlerine seslendiklerinde ‘Samure Ağacı dostları ve arkadaşları’ diye çağrılmışlardır. Huneyn gününde sarsıntı geçirmeleri üzerine Hazreti Peygamber amcası Hazreti Abbas’a talimat vererek şöyle bir duyuruda bulunmasını ister: “Ey Ensar topluluğu, ey Samure dostları. Ey Samure ağacının altında toplananlar, yetişin.” Bunun üzerine denildiği gibi şeş cihetten, her taraftan lebbeyk sesleri ve avazları yükselir.
¥
Muhyiddin Arabi ve Mevlana, biruh/cansız sandıklarınız ziruhturlar/canlıdırlar der. Bu münasebetle kainatta ale’d deracak herkesin bir canı vardır. Eşya bile eskidiğine göre onun da bir ömrü var. Dolayısıyla kainat her gün tekevvün halinde ve Allah da küllü yevmin huve fi şe’nin menzilindedir. Bundan dolayı insan eşyasını ve kullandığı öteberisini sever. Sevmelidir de. Bu anlamda, Peygamberimiz Uhud Dağı ile konuşmuş ve üzerinde şehitlerin olduğunu ihtar etmiştir. Başka bir defasında bu dağla mahrem bir şekilde konuştuğunu ve gizliden gizliye arada bir sevgi bağı oluştuğunu haber vererek: “Biz Uhud’u; Uhud da bizi sever” buyurmuşlardır. Bu anlamda Peygamberimizin hutbe verdiği kütüğün veya ağacın enin etmesi ve sızlanması meşhurdur. Demek ki eşya ile insan arasında gizli ve görünmez bağlar var.
¥
Vefatının 50. sene-i devriyesini idrak ettiğimiz bugün Bediüzzaman’ın da kendisine has ilişkileri ve eşya ile irtibatı vardır. Bunlardan birisi de tefekkür ağacı olan Katran Ağacıdır.
İşte bu Tefekkür Ağacı meçhul kişiler tarafından kesildi. Bediüzzaman’ın Isparta’da kaldığı yıllarda tefekkür için sık sık gittiği Çam Dağı’ndaki Katran ve asırlık Çınar Ağacı birkaç yıl öncesinde bu muhabbeti kıskananlar tarafından parçalanmıştır. Hatırasına bile tahammül edemediler. Kesilen ağaçlar Risale-i Nur Külliyatı’nda adları ve fotoğraflarıyla yer alıyordu. Şunu söyleyebiliriz: Samure Ağacından Katran Ağacına doğru görünmez bir salınım vardır ve aralarında görünmez yolların olduğu muhakkaktır. Buna dini romantizm denilebilir. Dini romantizmi daha ziyade tasavvuf alanı temsil etmektedir. Geçmişte ülkemizin dini atmosferinde de bu yön ağır basmakla birlikte zamanla siyasi alan daha baskın çıkmıştır.
Bediüzzaman, 50. vefat yılı münasebetiyle çeşitli etkinliklerle anıldı. Lakin ben Bediüzzaman’ın günümüzde anlaşılmasında -kasıtlı olmasa bile- bazı sorunlar veya konjonktürel sapmalar, karartmalar veya tahrifat olduğunu görüyorum. Bu da nurcuların veya dindarların bazı boş projeler peşinde enerji tüketme ve heder etmelerine neden olmaktadır. Sözgelimi, Bediüzzaman’ın evrensel ve küresel barışın peşinde olduğu ifade edilmekle birlikte barışın siyasi birliğin dışında olacağı da söylenmektedir. Ben burada bir tezat görüyorum. Pax Ottomane aslında Yavuz barışıdır ve bu barış siyasi birlikle temin edilmiştir. Bazıları bu tezadın farkında olmayarak Bediüzzaman’ın İttihad-ı İslam emel ve rüyasının siyasi birlik şeklinde teşekkül etmeyeceğini söylüyorlar. Halbuki, barış birliğin bir sonucudur ve barışı siyasi birlik doğurur. Yine aynı anlayışı terennüm edenler AB siyasi birliğine itiraz etmiyor ve bizim de orada yerimizi almamızı uygun buluyorlar. Dolayısıyla Bediüzzaman’ın bahsetmediği bir şey nurcular nezdinde muteber ve meşru olurken bahsettiği bir şey tevillerle bağlamından koparılıyor ve maksadının hilafına kullanılıyor. Bunlar üzücü gelişmelerdir ve konjonktürün Risale-i Nurun anlaşılmasını perdelediği durumlardan birisidir. Zamanla konjonktürel yorumlar metni gölgeliyor ve çığır haline geliyor. Ondan sonra da doğrusunu anlatmak deveyi hendekten atlatmaktan zor oluyor. Risale-i Nur bir Kur’an savunmasıdır, lakin bugün maruz kaldığı en tehlikeli durum tevilatında ve anlaşılmasında yaşanan konjonktürel inhiraflardır. Esasen Yavuz’a biat ederek Bediüzzaman, ikinci Mercidabık ve İslam birliği projesinin müjdecisi olmuştur ve gelecekteki mimarlarını da müjdelemiştir.
Lihikmetin mezarı meçhul kaldığı gibi tefekkür ağacı olan Katran Ağacı da kesilmiştir. Burada bir hikmet ciheti de elbetteki var. Bilindiği gibi, Hudeybiye’nin hatırası olan Samure Ağacı da Hazreti Ömer tarafından Sahabelerin bu mekanı namazgah ve bayram yeri gibi yapmaları üzerine kesilmiştir. Hazreti Ömer’in ayrıca ‘Peygamberimiz tazim etmeseydi Hacerü’l Esved’i de barındırmazdım’ şeklinde ifadeleri vardır. Lakin Hazreti Ömer’in uygulaması Peygamberimizin eşya ile derin münasebetinin reddini gerektirmez. Gölgelemez. Hazreti Ömer’in ağacı kesmesi Halid Bin Velid’i görevinden alması gibidir. Zira, Müslümanlar bir süre sonra zaferleri Allah’dan değil de Halid İbni Velid’in varlığından ve şahsından bilmekte ve zaferleri ona bağlamaktadırlar. Dolayısıyla bu kararlarıyla Hazreti Ömer bir tashihte bulunmuştur. Lakin tashih aslını inkarı gerektirmez. Allah’dan dileğimiz Bediüzzaman’ın projelerinin an karibizzaman/pek yakında hayata geçirildiğini görmektir.

Vakit

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.