1. HABERLER

  2. BEDİÜZZAMAN

  3. 'Said Nursi'yi tartışalım' çağrısına Mustafa İslamoğlu'ndan cevap yok
'Said Nursi'yi tartışalım' çağrısına Mustafa İslamoğlu'ndan cevap yok

'Said Nursi'yi tartışalım' çağrısına Mustafa İslamoğlu'ndan cevap yok

Said Nursi'nin "kendisine vahiy geldiği" iftirasını atan Mustafa İslamoğlu ve Ali Akın'a "ispat edin, tartışalım" çağrısına hâlâ cevap gelmedi

A+A-

Risale Haber-Haber Merkezi

Said Nursi'nin "kendisine vahiy geldiği" iftirasını atan Mustafa İslamoğlu ve Ali Akın'a "ispat edin, tartışalım" çağrısına hâlâ cevap gelmedi. İki ismin sessizliğine dikkat çeken Milat gazetesi yazarı Abdülkadir İkbal, "meydan boş değildir, bu da böyle biline" dedi.

Geçtiğimiz günlerde "İslamoğlu'na 'hodri meydan' diyorum televizyonda Said Nursi'yi tartışalım" şeklinde bir çağrıda bulunan İkbal, "Amma ne ses  var nede  seda. Biliyorum ki bunu hiçbir zaman yapmayacaksınız. Çünkü Said Nursi'nin kitaplarında asla böyle bir ifade yoktur" şeklinde yazdı.

Yalan ve iftirada bulunanların Allah'a hesap vereceklerini hatırlatan İkbal, yazısını şöyle sürdürdü:

MAHKEMEDE MAHKUM OLURDUNUZ

"Mustafa İslamoğlu ile beraber Ali Akın Hoca bir programda “Said Nursi bana vahyi geliyor” demişti. Mustafa İslamoğlu da eder haliyle, duruşuyla, alaycı gülümsemesiyle tasdik etmişti. Eğer tasdik etmeseydi karşı çıkardı. Çünkü sükût ikrardan gelir. 

"Evet Mustafa İslamoğlu laikliğin uygulandığı şu ülkede sizin gibiler çok rahat hareket ediyor. Eğer bu ülkede şeriat kanunları hükümferma olsaydı bu gibi ifadelerin karşılığını bulur, söylediklerinizi ispat etmediğiniz takdirde, yalan söylemek ve iftiradan dolayı mahkemenin vereceği kararla mahkûm olurdunuz.

SAİD NURSİ'NİN KİTAPLARINDA BÖYLE BİR İFADE YOK

"Bu hususla ilgili olarak başta Milat gazetesinde bir yazı yazmıştım. “Hodri meydan. Gelin Bediüzzaman Said-i Nursi'nin kitaplarını ortaya koyarak bu konuyu tartışalım” demiştim. Amma ne ses  var nede  seda. Biliyorum ki bunu hiçbir zaman yapmayacaksınız. Çünkü Said Nursi'nin kitaplarında asla böyle bir ifade yoktur.

"Risale-i Nur kitapları 1994 yılından evvel T.C.K'nın 163'ncü maddesinden yargılandı. Bu kitaplarla ilgili olarak ülkenin her yanından belki bine yakın mahkeme karar verdi. Bu davalarda bilirkişi olarak rapor verenlerin bazıları da din âlimiydi. Laik devlet, Said Nursi'nin bütün kitaplarını titizlikle incelettirdi. Böyle bir ifadeye rastlamış olsalardı kim bilir onun hakkında neler söyleyeceklerdi. Mahkemeler bu eserlerin Kur'an-ı Kerim'in tefsiri olduğunu kararlarıyla ortaya koydular. Dünya hukuk tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir uygulama yapılmıştı.

"Gerek İslam hukuku ve gerekse dünyanın bütün hukuk sistemlerinde tek taraflı dava açılmaz. Karşı tarafın da ifadesi mutlaka alınır. Allah bile ne yaptığımızı bildiği halde “gel ey kulum ifadeni ver” diyor. Hukukta en ufak bir boşluk bırakmıyor. Çünkü Allah ifade almasa o zaman hâşâ insanlar, “Ey Allah'ım ifademi almadan hakkımda karar verilir mi?” diye itirazda bulunabilir.

YALANCI VE MÜFTERİLER ALLAH'A DA DÜŞMANLIK ETMİŞLERDİR

"Rabbimiz dahi böyle bir hukuku belirlerken, bazı insanlar, tek taraflı ve karşı tarafı dinlemeden ve ispat  edilmesi gereken delilleri ortaya koymadan yalan ve iftirada bulunabiliyorlar, bunların hesabı Allah'a kalmıştır. Yalancı ve müfteriler aynı zamanda Allah'a da düşmanlık etmişlerdir.

"Bir insan başka birisi hakkında küfür veya günah isnadında bulunsa, eğer o isnat edilen sıfat o adamda yoksa, o sıfat geri döner ve o isnat eden adama aynen isabet eder. Şu anda belki meydan toz dumandır ama o kadar da boş değildir. Bu da böyle biline.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
3 Yorum