1. HABERLER

  2. BEDİÜZZAMAN

  3. Said Nursi, siyasetle cevap vermedi
Said Nursi, siyasetle cevap vermedi

Said Nursi, siyasetle cevap vermedi

Prof. Ergün Yıldırım'dan "iman" vurgusu

A+A-

Risale Haber-Haber Merkezi

Prof. Dr. Ergün Yıldırım, Said Nursi'nin siyasal alanın dışlayıcı ve baskıcı aygıtlarına karşı siyasetle cevap verme stratejisini tercih etmediğini, devletin ezici müdahalelerine karşı alternatif bir devlet fikriyatıyla cevap vermediğini söyledi.

Yeni Şafak'taki "Ontolojik nurculuktan politik nurculuğa" başlıklı yazısında Nurculuğun en son ve en sınır biçimiyle Gülen cemaatinin, 'ontolojik nurculuktan' 'politik nurculuğa' doğru kaydığını belirten Yıldırım, "Son bir yıl içindeki gelişmeler bunu açıkça ortaya koymaktadır. Bundan dolayı otantik nurculuğu temsil eden gruplar buna tepki göstermektedirler" dedi.

Bediüzzaman'ın hala hayatta olan beş talebesinden Abdullah Yeğin, Hüsnü Bayramoğlu, Salih Özcan, Mehmet Fırıncı ve Abdülkadir Badıllı'nın kamuoyuna yayınladıkları bildiri aracılığıyla Nur Hareketinden çıkan Gülen cemaati ile Ak Parti arasında yaşanan çatışmada Risale-i Nur'un tavrını açık bir biçimde ortaya koyduklarına dikkat çeken Yıldırım, "Bu tarihi bildiride dört önemli konu öne çıkıyor: Risale-i Nur talebeleri cemaat-parti çatışmasında bir tutuma sahiptir; Nur Hareketi hizmet hareketidir; Nur hareketinin siyasetle işi olmaz ve hareketin başarısı siyasetten uzak durmasındandır; dış müdahaleler var ve burada bize düşen görev milli birlikten yana olmaktır" şeklinde yazdı.

Bediüzzaman ve sonrasındaki Nurculuk hareketine dair değerlendirmelerde bulunan Yıldırım, yazısını şöyle sürdürdü:

"Bediüzzaman'ın günümüzde kalan son talebelerinden kamuoyuna yapılan bu basın açıklaması, oldukça büyük anlamlar taşır. Cemaat ve Parti arasında yaşanan çatışmada Nur cemaatinin otantik özelliklerini hatırlatır. Bu otantik özelliklerin başında siyaset ile belli bir mesafeyi her zaman korumak gelir. Siyaset ile cemaat arasındaki bu mesafenin sınırları ve anlamları çok bariz bir biçimde ifade ediliyor. O da iman hizmetidir. İman hizmetinde bulunmak, Nur hareketinin en otantik özelliğidir. Adeta Risale-i Nur ontolojisi bu kavramda saklıdır. İman hizmeti, bütün hizmetlerin ötesindedir. Doğrudan yaratılışla ve yaratıcıyla bağlantılı boyutlara sahip olan bir ontolojidir bu.

Bediüzzaman Risale-i Nur cemaatini bu ontoloji üzerine inşa eder. Bundan dolayı Kur'an tefsirleri merkezi bir rol oynar. İman hizmetinin anlaşılmasını, yayılmasını ve topluma sunulmasını sağlayan yegane yol Kur'anın çağdaş yorumu olan Risale-i Nur'dur. Bu nur etrafında sohbet halkaları kurulur. Ontolojiyi taşıyacak ana sosyolojik bağlam bu sohbet halkalarıdır. Ontolojinin dili, ancak sohbet halkasının sosyal dili ile kendini insanlara açar ve iman hakikatinin ruhunu ve tadını insanlara sunar. Şakirt, yani nur talebesi bu tadı alan, bu açılımla ünsiyet kuran ve buna kendisini adayarak varlığa yönelen insandır. Modernleşme ile yaşanan toplumsal bunalıma karşı geliştirilen 'nesil cevabı' burada önem taşır. Nur nesli, imanla toplumu aydınlatmak üzere hayata yönelen varlıktır. İman'ın epistemolojisi Risale-i Nur'dur. Ontolojisi buradaki kelamdır, sözdür. Sosyolojisi, Nur talebeleri ile kurulan cemaattir.

Bildiri de siyaset ile mesafeyi koruma vurgusu ve iman hizmetinin ontolojik varlığını sürdürme ısrarlılığı öne çıkmaktadır. Cemaat olmanın, Risale-i Nur topluluğu olmanın en temel meşruiyeti burada ortaya çıkar. Bu ontolojik meşruiyet siyasetle mesafesini koruyamaması durumunda büyük kayıplara, yozlaşmalara ve bozulmalara (ifsat ve çürümeye) yönelebilir. Çünkü siyasal alan pragma, çatışma ve rekabetin bütün özelliklerini içinde taşır. Nitekim I. Said, bütün bunları en acı bir biçimde yaşamış. I. Said'in tecrübesinden çıkarak yeni bir Said olma yolunda mücadele eden Bediüzzaman, siyasal alanla yeni fikriyatı arasında belli bir mesafeyi bilinçli bir biçimde inşa etmiştir. Siyaset ve şeytanlığı neredeyse birebir algılayacak kadar bu mesafe kimi zaman trajik boyutlara bile varmıştır.

Modern cahiliyet

Siyasal alanın acı tecrübelerinden gelen Bediüzzaman, yeni siyasetin de bütün dışlayıcı ve baskı aygıtlarıyla yüz yüze kalmıştır. Bu siyasal varlığa karşı yeni bir ontoloji geliştirerek yeni bir yol bulma çabasında olmuş. Mücadelesinin stratejisini siyaset ile mesafesini koruyarak iman hizmetinde bulunmak, Kur'an hakikatleri ile 'modern cahiliyeti' nurlandırmaktır. Ziya imandır, nur Risalelerdir. Toplum, bu risalelerle beraber yeniden imanın ihya ve ıslahıyla yüzleştirilecektir.

Siyasal alanın dışlayıcı ve baskıcı aygıtlarına karşı siyasetle cevap verme stratejisini tercih etmemiş, devletin ezici müdahalelerine karşı alternatif bir devlet fikriyatıyla cevap vermemiştir. Bunun yerine 'başlangıca' gitmeyi tercih etmiştir. Yani mebde'ye. Hz. Muhammed'in tebliğe iman ile başlaması, peygamberlerin iman ile toplumlara başlangıç yapması gibi. Böylelikle sorunu kaynağa inerek gidermeye çalışmıştır.

Nurculuk, Bediüzzaman ile başlayan ve onun irtihalinden sonra devam eden bir hareket. Dolayısıyla Bediüzzaman dönemi ve sonrası olarak çok genel hatlarıyla iki Nurculuk döneminden bahsedebiliriz. Bediüzzaman sonrası dönemde parçalanma, ayrışma ve yeni çizgiler ve yeni yorumlar olarak varlığını sürdürür. Bunlar çoğul nurculuk ve neo-nurculuk dönemidir. Siyaset ile nurculuk ilişkisi de çoğullaşmaya ve farklılaşmaya başlar. Kimi çizgiler oldukça 'heterodoks nurculuk'ta ısrarlıyken (yazıcılar ve sözcüler gibi) kimileri de daha reformcu ve yenilikçi davranacaktır.

Nurculuğa karşı nurculuk

Siyaset ve nurculuk ilişkisi, Bediüzzaman döneminde genel olarak ontolojik alanda kalma üzerindeki ısrarlılıkla oldukça mesafeli davranılsa da Menderes'e mektuplar gönderilmesi, dualar edilmesi ve 'dindar demokratlar' söylemiyle belli bir siyasetin meşruluğu öne çıkmaktadır. Bediüzzaman sonrasında ise AP ile çeşitli ilişkiler kuran nurcu gruplar vardır. Hatta bu ilişki, Demirel'in siyasete veda ettiği zamanlara kadar devam etmiştir. Siyasal retorikle Menderes yerine 'dindar demokrat kimlik', bu kez Demirel'e transfer edilmiştir. 1973 yılında MSP'nin meclisteki sandalye sayısının yarısı nurcu milletvekillerince temsil edilmiş ve MSP-CHP koalisyonu karşısında ayrışma ortaya çıkarak MSP'nin sandalye sayısı 25'e inmiştir. Nurculuk hareketi, Bediüzzaman'ın 'dindar demokrat' kavramını ve anti-materyalist ve anti-pozitivist söylemini sağ siyasete transfer etmiştir. Özal ile de bazı nurcu gruplar bu bağlamda çeşitli yakınlaşmalar içinde yer almışlardır. Bu bağlamda en büyük yakınlaşma içinde olan Gülen'dir.

Nurculuk hareketi, ana siyasal çizgi olarak sağ ile beraber yürürken İslamcı siyasetten büyük ölçüde uzak durmuştur. MSP ile yaşadığı kopuş ve Milli Görüş hareketinden hep uzak duruşu bunun en açık göstergesidir. Doğrudan siyasetin içinde yer almak yerine, çeşitli vekiller ve kadrolar karşılığında siyasetle belli ittifaklar kurulmuştur (Bediüzzaman sonrası dönemde). Gülen cemaati, küresel neo-nurculuk hareketi olarak büyük ölçüde pragmatik bir stratejiyi izlemiştir. Demirel, Özal, Çiller, Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit ve son bir yıla kadar Erdoğan gibi siyasal liderler ve partileriyle çeşitli ilişkiler kurmuştur. Nurculuğun en son ve en sınır biçimiyle Gülen cemaati, 'ontolojik nurculuktan' 'politik nurculuğa' doğru kaymıştır. Son bir yıl içindeki gelişmeler bunu açıkça ortaya koymaktadır. Bundan dolayı otantik nurculuğu temsil eden gruplar buna tepki göstermektedirler. Ancak paradoksal bir biçimde bu nurcu gruplar da siyasal tartışma alanına kaymakta ve belli bir siyasal mücadelenin parçasına dönüşmektedirler. Hatta bu mücadele kimi kez 'nurculuğa karşı nurculuk' siyasetine bile dönüşmektedir. Nurculuk, yeniden yeni siyasal dönemin tartışmaları içinde çeşitli imtihanlardan geçmekte ve siyasetle karşılaşmaktadır. 'Dolaylı siyasetin' ana aktörlerinden biri haline gelmektedir. Belki de nurculuğun demokratikleşmesi açısından oldukça yararlı bir gelişmedir bu. İslami bir toplumsal hareket, kamusal alanda çeşitli politik müzakerelere katılarak kendini yenilemekte, yorumlamakta ve toplum sorunlarına kendi veçhesinde çeşitli söylemler geliştirmektedir.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum