1. YAZARLAR

  2. Hüseyin YILMAZ

  3. Şahabeddin Harput tam bir yüz akıdır!
Hüseyin YILMAZ

Hüseyin YILMAZ

Yazarın Tüm Yazıları >

Şahabeddin Harput tam bir yüz akıdır!

A+A-

Doğu ve Güneydoğu vilâyetlerinin PKK ve devlet terörünce cehenneme çevrileceği 1990’lı yılların hemen öncesinde çalıştığım Zaman Gazetesi adına bir yazı serisi hazırlamak üzere bölgeye gitmiştim.

Kadim dostlarımdan Osman Sönmez ile birlikte bu seyahate henüz yeni aldığım, yanlış hatırlamıyorsam 73 model Opel Manta bir araba ile çıkmıştık. Bu eski aracın yaklaşık bir ay kadar devam eden seyahatimiz esnasında bir dağ başında veya derin bir vâdide kalmadığına hâlâ şaşarım, o kadar bakımsızdı.

Sol’un bolca konuştuğu ama Sağ’ın hecelemeye bile yanaşmadığı Kürt Meselesi’ne dâir edindiğimiz intiba ve yaptığımız röportajlar gazetede “Menzil’den Tillo’ya Güneydoğu” adı altında 15 gün kadar tefrika edilmişti. Bilâhare bu röportajların bir kısmı kitap olarak 1992’de basılan “Doğu Gerçeği ve Müslüman Kürtler” adlı kitabımda da yer aldı.

1989’un Yaz’ında çıktığımız bu seyahatte en çok Hakkari Vâlisi Şahabeddin Harput’dan faydalı bilgiler edinmiş, güzel bir röportaj gerçekleştirmiştik. Harput, Hakkari’de ilk vâlilik tecrübesini yaşıyordu…

Gençti, dinamikdi… Beş vakit namazlı oluşu sebebiyle Hakkarililer tarafından çok sevilmişti. Kendileriyle yaptığımız sohbetlerde Vâli Bey’in dindar ve mütevâzi duruşunun yanısıra halkla kaynaşması da hep dile getiriliyordu. Devleti müsbet temsil açısından tam bir yüz akı idi.

Garib bir tevafuk olarak o devirde Hakkari İl Müftüsü de Adıyamanlı bir hemşehrimizdi. Üstelik yakından tanıdığımız biriydi. Mazhar Bilgin Hoca ile Şahabettin Harput o dönemde Hakkari için iki muazzam ikili ve güzel insanlar olarak karşımıza çıkmışlardı.

Sonraki yıllarda Şahabeddin Bey’i hep uzaktan uzağa da olsa tâkib ettim. Urfa Vâliliğini yaptığı yıllarda Kardeşim Mehmed ile birlikte Dergâh’ın çevresini yeniden tanzim etmiş, o proje ile bir de mükâfat almışlardı. Dindar Urfa Halkı da kendileri gibi dindar ve çok gayretli olan Şahabeddin Harput’u çok sevmişti.

Konya’nın bağrından çıkmış olan bu güzel insanın dostları kadar amansız düşmanları da hep oldu. Çok sık CHP ve Kemalist çevrelerin hedefine giriyordu.  Devleti taşlaşmış bir dinsizlikten ibâret sayan bu çevreler, onun dindar oluşunu hep tehlikeli gördüler…

Son olarak da Üstad Bediüzzaman Said-i Nursi’yi anma merâsimleri dâhilinde Bursa’daki faaliyetlerin açılışına iştirak ve yaptığı konuşma ile tekrar bu taşlaşmış çevrelerin hedefi olmuş. Halbuki, bu devletin Bediüzzaman’a bir değil, bin özür borcu var!.. Devri çoktan kapanmış olan Emin Çölaşan bile Harput’un ne kadar tehlikeli bir adam olduğunu sayıklayıp durmuş…

CHP’li vekiller asırlık mangalların tamamını devirip küllerini bir daha havalandırmışlar. “Devletin vâlisi değil, tarikatlerin (kasıtları doğrudan din) vâlisi!” diyorlar. Kemalist cephede değişen bir şey yok! CHP hâlâ o eski Fırka, 1920’lerden kalma… Onlara göre, devlet bütün unsurları ile dinsiz olmakla iktifâ etmemeli, dindarlara da soluk aldırtmamalıdır.

Süfyanizm, âhirzamanın en dehşetli belâsıdır! Taraf olan değil, sempati ile bakan da iflâh olmuyor.

Şahabeddin Bey’e gelince: Şehadet ederim ki; tanırım, mü’min ve güzel bir insandır! Bu memleket ve insanına da bilindiğinden çok daha fazla hizmet etmiş, dertleri ile dertlenmiş gayretli ve fedâkâr bir insandır. Bu günleri görmeye hakkı vardı, gördü. Daha iyilerini de görür inşaallah!.

Bugün

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
9 Yorum