Sadeleştirme ve Bediüzzaman’ın Lügat isteği

Mehmet Feyzi Ağabey bir hatırasında anlatır: 
”Bir gün Üstad’la beraber Risale-i Nur okuyorduk. Bazı kimseler Risale-i Nur’un bazı kelimelerini kendilerine göre değiştirip öyle basmışlar. Üstad bunları görünce çok hiddetlendi. Bıçağını çıkarıp o kelimeleri kazıyarak, ‘Feyzi kardeş Risale-i Nur için lügatçe hazırlamak icap etmektedir. Sen derhal Asa-yı  Musa’dan başla ve bütün külliyata lügatçe hazırla’ dedi. Ben de bu emir üzerine lügatçe hazırladım. Üstad hazretleri de lügatçeyi Asa-yı Musa’nın arkasına koyarak teksir yaptırdı. Ve bir de takriz yazmıştım.
 
Ben dedim “Efendim lügatçeli ve takrizli nüsha bende var. Fakat maatteessüf sonradan yapılan baskılarda çıkarılmış. Çok kibar bir dille “Herhalde kardeşler kağıt bulamamışlar onun için olsa gerek” diyerek latif ve kibar bir dille yorumladı. Ve “sende varsa bana getirebilir misin?” diye sordu. Ben heyecanlandım ve ikinci gelişimde o nüshayı götürdüm. Çok mütehassıs oldu ve takrizi okumamı istedi. Ben okudum o da dinledi. Çok memnun olduğunu ifade ederek teşekkürlerini bildirdi.” 
 
Mehmet Feyzi Efendi bu lügatçenin başında Üstad’ın engin ilmine ve Risale-i Nur’un mahiyetine Üstad’ın kullandığı kelimelerin mana zenginliğine işaret eden önemli bir takdim yazısı kaleme alır. 
 
“Bu lügatçeye bakan kardeşlere  bir ihtar ve beyan-ı mazeret…
Bediül beyan olan Risale-i Nur’un müellifi Üstad’ımız allame Said Nursi Hazretleri  evvela mücahadeyi nefsaniyeyi her şeye takdim ve sıfat-ı mezmumeyimahv, alaik-i dünyeviyeden inkıta, hakikat-ı himmetle Cenab-ı Hakk’a teveccüh ettiğinden, kalb-i münevverinden hicab-ı zulmet inayet-i Hak’la inkişaf ve rahmet-i ilahiye feyezan ve Nur-ı Samedani lemaan edip ‘Efemenşerehallahu sadrehulil islamifehüve ala nurinmin Rabbihi’  sırrına  mazhariyetle sadr-ı şerifi münşerih olup, rahmet-i subhaniye ile  sırr-ı melekut mirat-ı kalbine  münkeşif  ve hakaik-i imaniye  ve Kuraniye telelü ettiğinden  şüphesiz  Risale-i Nur doğrudan  doğruya ilm-i ilahi  İhsan-ı Rahmani, İkram-ı Rabbani, feyz-i Semedani, intak-ı sübhani, hem icaz-ı maneviye-i Kur’ani, hem makbul-i Şah-ı Risalet (asm) hem Memduh-ı şah-ı velayet  hem mergub-ı Şah-ı Geylani hem Kur’an-ı Mucizül Beyan’ın sema-yı manevisinde parlayan hidayet ve tevfik güneşlerinin nurlarının inikası, hem sırr-ı veraset-i kamile-yi Nebeviye (asm) cihetiyle  Resul-i Ekrem’e ihsan olunan  cevamiül kelim gibi  Üstad’ımıza dahi kalilül lafız kesirül mana kelimat-ı camia ikram olunması hem Üstad’ımız Esma-yı Hüsnadan ism-i Bediiye mazhariyetinden telifi olan Risale-i Nur kelimat-ı bedia ve tabirat-ı garibe ile müzeyyen olmuş.
 
“Hem tercüme olunacak kelimat-ı Arabiyede Üstadımız yalnız lügati sathi manaları düşünmeyip belki gayet geniş ve pek kudsi olan iman ve Kur’an hakikatlerini nazara alarak gayet harika deliller, hem bürhanlar kati hüccetler ispat ve beyan ettiğinden  o kelimat, ifade edip baktıkları külli hakikatlerden, kudsi manalardan, birer ulviyet, birer külliyet kesb etmiş.
 
“Hem Üstadımız eskiden beri fesahat-ı aliye ve belagatı fevkalade sahibi olduğundan, Risale-i Nur belagat ve edebiyatça pek yüksek mevkide bulunması gösteriyor ki  o nurlu kelimatı tercüme etmek imkansızdır. Fakat madem kutsi Üstadımız aczimizi ve liyakatsızlığımızı bizden daha fazla bildiği halde tercüme ile emretmesinde elbette nice hikmetler vardır diye naçizane ve fakat mübarek Üstadımızın affına ve tashihine itimaden  bu mecmuadaki kelimat-ı Arabiyeyi bir liste halinde tertip ettik. İnşallah ileride Risale-i Nur’dan  tam ders almak için yetişen müdakkik allameler, o kelimat-ı mühimmeye bir  şerh yazarlar. Hem Rahmet-i İlahiyeden temenni ederiz.”
 
Kastamonu Risale-i Nur Şakirdlerinden Feyzi
 
ALİMANE YAZMIŞ
 
Mehmet Feyzi Efendi’nin yazdığı gerek bu takdim yazısı gerekse lügatçe ile ilgili olarak Üstad bir mektupta takdirlerini beyan eder.
 
“Kastamonu’nun  Hüsrev’i ve Rüştü’sü olan Mehmet Feyzi ve Emin’in gönderdikleri benim Kastamonu‘da kalan bir kısım risaleler emanetlerini aldım. Size gönderdiğim Asa-yı Musa’nın lügatnamesini hasta olduğu halde çok güzel ve alimane yazan lügatnamenin başında güzel bir fıkra derceden ve bana da ayrı mektup yazan Risale-i Nur’un sır katibi  Mehmet Feyzi’nin oraca çok müşkülat ve manialara rağmen harika sadakatini ve Nurlar’a  faik alakasını sarsılmadan imana hizmetini birkaç cihette yapması gösteriyor ki o küçük Hüsrev olduğu gibi tam bir Hasan Feyzi’dir.” (Emirdağ 287)
 
Bu bahsi kitabından naklettiğim İhsan Atasoy bu konuda şunları nakleder: “O günden bugüne  pek çok lügat  kitapları hazırlanmış olmasına rağmen  Asa-yı Musa içinde geçen  600’e yakın kelime ve terimlerden oluşan ve Üstad’ın takdirine mazhar ve bu konuda yapılmış ilk çalışma özelliğini taşıyan bu lügatçeyi orijinal haliyle bu kitabın sonuna alıyoruz. (Mehmet Feyzi Efendi, s 35-383) 
 
Zira Mehmet Feyzi Efendi kelime ve terimleri sadece alim kişiliğiyle değil Risalelerde geçen manalarını da nazara alarak hazırlamış ve çoğu kez kelimelerin eserlerde geçtikleri yerlere atıfta bulunmuştur.
 
Bu çalışma Üstad’ın talep ve izni üzerine hazırlanmış ve tasvip ve takdirine mazhar olmuştur. 
 
Risale-i Nur’un anlaşılması kelimelerin üzerinde düşünülmesi ile mümkündür; Bediüzzaman “Bu risaleleri bir sene anlayarak okuyan zamanın önemli bir alimi olur” diyor. Anlamadan okumak ile olmaz. Lügat hazırlamayı Hem Mehmet Feyzi Abi’ye daha sonra Abdullah Yeğin Abiye emreden Bediüzzaman’ın anlaşılma konusunda tavırları bu iken, bunları bir kenara atıp Üstadın genel değil mevzi bazı yorumlarını umumileştirip, sadeleştirerek eserlerin anlaşılmasını engellemek Bediüzzaman’ın bu tavırlarına aykırıdır.  

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum