1. YAZARLAR

  2. Vehbi KARAKAŞ

  3. Sabır, sabr-ı cemil ve Allah’ın sabrı
Vehbi KARAKAŞ

Vehbi KARAKAŞ

Yazarın Tüm Yazıları >

Sabır, sabr-ı cemil ve Allah’ın sabrı

A+A-

SABIR

 

Cenab-ı Hak, Hakîm isminin gereğince her şeye bir ömür tayin ve tesbit etmiştir. Buna göre her şeyin bir başlangıcı, bir kemali ve bir de sonu vardır. Sadece Allah’ın başlangıcı ve sonu yoktur. Ama O hep kemaldedir. Noksan sıfatlardan münezzehtir. O başlangıcı olmayan ezeldir, evveldir; sonu olmayan ebeddir ve ahirdir.

 

Tavuk yumurtaların üzerinde belirli bir süre oturup sabretmezse civciv çıkaramaz. Çekirdek toprağın altına girip beklemezse ağaç olamaz, meyve veremez. İnsan evlenmez, dokuz ay sabretmezse çocuk sahibi olamaz.

 

Sabırsız adam, hikmetle hareket etmediği ve sabretmesini beceremediği için çoğu kere maksadına kavuşamaz. Acelecilik ve hırs mahrumiyete götürür. Sabır ise bütün zorlukların anahtarıdır. Allah’ın yardımı sabırlı adamlarla beraberdir.

Sabır ve teenni, tembellik ve yan gelip yatmak demek değildir. Hiç durmadan emin adımlarla, planlı ve programlı bir şekilde hedefe yürümek demektir.

 

İNSAN ÜÇ SABIRLA GÖREVLİ:

 

1-İsyana ve günaha girmemekte sabır. Bu sabır, takvadır. Takvayı yaşayana Kur’an, müttakî der. Allah müttakîlerle (Yani günahlara girmemekte sabır gösterenlerle) beraberdir. Bu aynı zamanda “Allah sabredenlerle beraberdir.” Demeye eşittir. Yani innellahe maalmüttekîn=innellahe maassabirîn.

 

2-Musibetlere sabır. Bu sabır, tevekküldür ve teslimiyettir. Allah mütevekkil yani musibete itiraz etmeyen kullarını sever. Bu aynı zamanda Allah sabreden kullarını sever, demeye eşittir. İnnellahe yuhibbü’l-mütevekkilîn=innellahe yuhibbü’s-sabirîn.

 

3-İbadetlere sabır. İbadetlerde inat ve israr etmek. İbadetlerde sabır ve israr, insanı Allah’ın sevgilisi makamına çıkarır.(1)

Bu sevgililerden birine sormuşlar:

-Sen çok yaşlısın. Oruç seni kuvvetten düşürür; tutmazsan olmaz mı? Yaşlı zat şöyle cevap vermiş:

-Ben uzun bir yolculuğa hazırlanıyorum. Allah’ın emirlerini yapmakta sabır, Allah’ın azabına sabretmekten çok daha hafiftir.

 

Musibetin darbelerine karşı elbette aciz ve zayıf insan şikâyet eder ve ağlar. Fakat bu şikâyet Allah’a olmalı, Allah’ı başkalarına şikâyet olmamalıdır. Tıpkı Yakup (a.s) gibi. Yusuf’unu kaybetmenin kederini yoğun yaşadığı günlerde: “Allahım! Perişanlığımı  ve kederimi sana havale ediyorum.” Demiş kendisini üzen olayı Allah’a şikâyet etmişti. Öyleyse biz de: “Ey vah!”, “of”, “ben ne yaptım ki bunlar başıma geldi” diyerek Allah’ı aciz insanlara şikâyet etmemeliyiz.(2)

Sabır ve namaz, müminin nefsine karşı en büyük silahıdır. Sabır, musibeti hafifletir. Sabırsızlık, musibeti ikiye çıkarır. Sabır, emir dinlemektir, kaide ve kurallara uymaktır.

Hz. Ali (r.a): “Sabrın imandaki yeri, başın bedendeki yeri gibidir. Başı olmayanın bedeni de olmaz. Sabrı olmayanın da imanı olmaz.” demiştir. Bunu tersinden söylemek de mümkün: İmanı olan sabırlı olur, sabırlı olan cinayete, hıyanete, günahlara tenezzül etmez. Etmemelidir de.

 

Sabır, şehvet kuvvetine karşı, din kuvvetinin dayanması demektir. Öyleyse şehvete kuvvet veren yolları kontrol altına almak lazım. Şehvete kuvvet veren yollar:

1-İyi yemekler ve gıdalar. İyi yemekler ve gıdalardan istifade edilebilir, ancak bu hususta ölçüyü kaçırmamak gerekir; zaman zaman oruçtan kuvvet alınmalıdır.

2-Gözü, güzel yüzlerden ve yakışıklılardan korumak lazım. Zaten erkek olsun kadın olsun helali olmayan birine şehvetle bakmak haramdır. 

3-Mubahlarla şehveti yatıştırmak lazım. Evlenme kurumu bunun için vardır. Allah evlenmeyi helal, nikâhsız birlikteliği haram kılmıştır. Alış-verişi helal, faizi haram kıldığı gibi. Nikâhlı birliktelik, medeniyet; nikâhsız birliktelik ilkelliktir. Üstad-ı Muhterem’in dediği gibi: “Helal dairesi keyfe kâfidir; harama girmeye lüzum yoktur.”

 

SABIR AHLAKI, HASTALAR, İHTİYARLAR VE HAŞİR RİSALESİ

 

Sabır ahlakını önceden kazanmalı ve kazandırmalıyız. Ağaç yaş iken eğilir. Hastalar risalesi hasta olmadan, ihtiyarlar risalesi ihtiyarlık gelmeden, haşir risalesi de ölmeden önce okunmalıdır. Okunmalıdır ki bunlar başa geldiği zaman ne yapacağımızı bilelim, şaşırıp kalmayalım.

 

Sabır iman gibidir, imanın tâ kendisidir, her an gereklidir. İman da zaten sabırdır. Allah’ın emirlerine ve denemelerine dayanma, yasaklarına direnme sabırla mümkün olacaktır. Beş vaktin dışında namazsız duruyoruz. Bir şey de olmuyor. Ama imansız bir an dahi duramayız. İmansız kaldığı bir anda insan ölse, iki dünyanın cennetini de kaybeder. Sabır da böyledir, bir an ondan uzak kaldınız mı, gözünüzü, ya hastanede, ya hapishanede, ya da kabristanda açarsınız. Bir de bakarsınız ki, iki dünyanın cenneti de elinizden uçmuş gitmiş. Kur’an’da namazdan önce sabrın zikredilmesinin(3) sır ve hikmetlerinden biri de bu olsa gerek. Önce iman, sonra sabır, sonra namaz. İmansız sabır, sabırsız namaz olmaz. Asır suresinde de insanı kurtuluşa götüren dört ana sebepten biri olarak sabır zikredilmiştir. Bu dört sebep çok önemli olduğu için, ashab-ı kiram birbirlerinden ayrılacakları zaman asır suresini okumadan ve ardından da selam vermeden ayrılmazlarmış.(4) Birbirlerine: “Hakiki imanı, Salih ameli, hakkı tavsiyeyi ve sabrı tavsiye görevini unutma” dercesine. Merhum Âkif bu meseleyi mısralara döker ve şöyle der:


Halik’ın nâ-mütenâhî adı var en başı Hak/Ne büyük şey kul için hakkı tutup kaldırmak
Hani ashâb-ı kiram ayrılalım derlerken/Mutlaka sûre-i ve'l-asr'ı okurmuş bu neden?
Çünkü meknûn o büyük sûrede âsâr-ı felah/Başta imân-ı hakîkî geliyor sonra salâh
Sonra hak sonra sebat: İşte kuzum insanlık/Dördü birleşti mi yoktur sana hüsran artık.”

ÇILGINLIĞIN VE ÇILDIRMIŞLIĞIN ÇARESİ

 

Çılgınlığın ve çıldırmışlığın çaresi sabırdır. Müslüman ne düğünde çılgınlık yapar, ne de cenazede. Müslüman, düğünde müteşekkir edalıdır; sevindirici bir nimete kavuşturduğu için Allah’a şükreder. Cenazede mütefekkir edalıdır; gayretullah’a dokunacak bir söz söylemekten korkar, akıbetini düşünür, ölümden ibret alır.

 

Gelen musibetten dolayı ağlamak ve üzülmek, sabrın faziletini ve sevabını götürmez. Ağlamak ve üzülmek sünnettir. Efendimiz (s.a.v) daha henüz süt emme çağında iken ölen oğlu İbrahim’in vefatından dolayı üzülmüş ve ağlamıştır.

-Sen de mi ağlıyorsun Ya Resûlallah! Diyen Abdurrahman ibn-i Avf’a (r.a):

-Evet ben de ağlıyorum. Bu ağlama merhamettendir. Göz ağlar, gönül mahzun olur. Biz, İbrahim’in bizden ayrılmasına ağlıyoruz. Fakat Rabb’imizin  kararına da boyun eymişiz. Onun rızasına aykırı ne bir söz ve ne de bir davranış ortaya koymuyoruz.”(6)

Bu tavır ve ifadelerden de anlaşılıyor ki Peygamberimizin ahlakında ve sünnetinde ağlamak ve üzülmek var, ama, feryad etmek, elbise yırtmak, saç-baş yolmak, kaderi eleştirmek yok.

 

SABR-I CEMİL

 

Vakarlı ve sabırlı duruş, musibetle ilk karşılaşıldığı zaman ortaya konulmalıdır. Efendimiz de bunu kast ederek: “Sabır, acı haberi duyar duymaz ilk şokta gösterilen sabırdır.”(7) Buyurmuştur. Kur’an literatüründe ki “sabr-i cemil” de bu olsa gerek. Yani içinde çılgınlığın, çıldırmışlığın, Allah’ı birilerine şikâyetin olmadığı sabır, sabr-ı cemildir.(8) “Yusuf’u kurt yedi” haberini alan Yakup Peygamber (a.s) evlat acısını iliklerine kadar hissetmiş olmasına rağmen Yusuf’u çekemeyen kardeşlerine:

-Hayır onu kurt yemedi, (onu siz yediniz,) nefsiniz planınızı size cazip gösterdi, siz onun başına bir çorab ördünüz. Bu durumda bana gelince: “Bana, sabr-ı cemilden başkası yakışmaz. Sizin anlattıklarınız karşısında yardımına müracaat edilecek tek varlık, Müstean olan Allah’dır.”(9) Ben de Ona dayanıyor, Ona sığınıyor ve Onun yardımını bekliyorum. Umuyorum ki Allah Yusuf’u ve kardeşini bana kavuşturacaktır.”(10) demiş, vakarlı ve metin duruşunu ortaya koymuştur.

Evladını kaybedenler Yakup peygamberi ve Peygamberimizi, servetini ve sağlığını kaybedenler, Eyüp peygamberi, en ağır işkencelere maruz kalanlar da yine peygamberleri ve özellikle son Peygamberi (s.a.v) hatırlamalı ve bunların sabırlarını örnek almalıdırlar.

 

BİR DE ALLAH’IN SABRI VAR

 

Bir de Allah’ın sabrı vardır ki, bütün peygamberlerin sabrının kaynağı ve örneği Allah’ın sabrıdır.

 

Allah’ın güzel isimlerinden biri de “Sabûr”dur; çok sabırlı demektir. Allah çok sabırlıdır. Anında ceza verilmesi gerekenler karşısında o kadar sabırlıdır ki, sanarsınız hâşâ Allah yok; Allah olsa bu zalimlerin şu anda işleri biterdi, dersiniz. Halbuki Allah var. Herkesten ve her şeyden daha çok var. Herkes ve her şey mümkinülvücut=olsa da olur, olmasa da olur cinsinden varlık. Ama Allah, vacibülvücut=varlığı zaruri, yani O olmazsa hiçbir şey olmaz kabilinden bir varlık. Böyle iken O, o kadar saklanmış ki yok gibi hissettiriyor Kendini. İşte bu Onun fevkalade sabrındandır. Eğer Onun sabrı da bizim gibi olsaydı her suçluya ve her zalime anında vereceği cezalardan dolayı taş üstünde taş, omuz üstünde baş kalmazdı. Ahirete gerek olmazdı. Kendisi, Kendisinden haber veriyor. “BEN MÜHLET veriyorum, sabrediyorum ama unutmuyorum, ihmal etmiyorum. Benim tuzağım çok kuvvetlidir.”(11) “Zalimlerin yaptıklarından Allah’ın gafil, habersiz olduğunu sanma. Allah onların hesabını gözlerin kamaşacağı bir güne bırakmaktadır.”(12)

 

Bu ayetler, zalimlere tehdit, mazlumlara da umuttur. Zalimler gerile gerile zulümlerine devam etmesinler; çünkü bir gün bunun acı faturasını cehenneme atılmakla ödeyecekler. Mazlumlar da korkmasınlar; çünkü gördükleri zulmün ve gösterdikleri sabrın mükâfatını cennet olarak alacaklardır.

Kur’an’da yetmiş küsür yerde sabırdan bahsedilmekte ve sabır tavsiye edilmektedir. Peygamberimiz (s.a.v) de: “Hiç kimseye sabırdan daha faziletli ve daha geniş bir lütuf verilmemiştir.”(13) buyurmuşlardır. Allah, bu lütuftan bizi mahrum bırakmasın. Âmîn.


DİPNOTLAR:

1-kz. Nursî, Said, Mektubat, 259-260 (23. Mek)

2-Aynı yer.

3-Bkz. Bakara, 2 / 153

4-Beyhakî, Şu'abü'l-îmân,  Nuruosmaniye Ktp., nr. 1125, m, varak 174b

5-Âkif Ersoy, Mehmet, Safahat, İstanbul 1944, s. 419

6-Buhari,  cenaiz, 44

7-Buharî, Cenâiz 43, 7, 32, Ahkâm 11; Müslim, Cenâiz 14;  Ebu Dâvud, Cenâiz 27; Tirmizî, Cenâiz 13; Nesâî, Cenâiz 22.

8-Züheyli, Vehbe, et-Tefsîrü’l-vecîz, 246

9-Bkz.Yusuf, 12 / 18; 82

10-Züheyli, aynı yer

11-Bkz Kalem, 68 / 45

12-İbrahim, 14 / 42

13-Dehlevî, Şah Veliyyullah, Hüccetullah’i-lBaliğe, II, 229

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum