1. YAZARLAR

  2. Himmet UÇ

  3. Ruhu Kavanin
Himmet UÇ

Himmet UÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Ruhu Kavanin

A+A-

Ruhu Kavanin, kanunların ruhu Monteskiyo’nun, eseri. Bu Avrupa’da demokrasi fikrini hürriyet ve insan haklarını oluşturan büyük filozoflardan biri. Onun ortaya koyduğu kurallarla ortaçağ Avrupasından yeni ve daha sonraki çağlara daha medeni geçişler olmuş. Kanunların ruhunu yazmakla batının devlet adamlarına krallara ne tür kanunlarla toplumların idare edileceğini söylemiş. Bediüzzaman da kanunların ruhunu çok iyi bilen bir filozof (bir ben diyorum), isteyenler kızabilir. Tartışmaya açıyorum.

Bediüzzaman çok farklı kanun ruhu söylemiş ve bunların hepsi hakikat ve tabiat ve hayat ile hiç zıtlaşmamış, uygunsuzluğu olmayan kanun ruhları. Biz Bediüzzaman’ın topluma açamadık, onu toplumun özellikle üniversitenin tartışma ortamına sokamadık, ben bunu Isparta’da denemeye kalktım en evvel bizim arkadaşlarımız bunu anlayacak düzeyde değil, ben Bediüzzaman ve Marks diye konferans verdim, bizimkiler Bediüzzaman felsefe okumamış diyecek kadar ileri düşünen insanlar, halbuki Bediüzzaman ve Marks ve tabiileri için bir kitap yazılır, malzemeye baktım yazılacak kadar büyük.

Bediüzzaman ve Namık Kemal’i transkiritize ettim yine kimsenin aklı almadı, üniversite ilim yuvası değil ne olduğu tartışılmalı on yıl geçti muhafazakarlar üniversiteye ne program düzeyinde ne uygulama düzeyinde yeni bir şey sokamadılar. Muhafazakarlar davaya değil davayı dünyaya alet etmenin peşinde Bediüzzaman’ın davasını dünyevi davalarına alet etme peşindeler büyük oranda.

Bediüzzaman diyor ki “ ifratta muzırdır, tefritte muzırdır, ama ifrat tefrite nedenolduğundan daha muzırdır” öyle bir kanun ruhu veya kanun ki istisnasi yok bütün hayat için geçerli siyasetten günlük hayata kadar bütün herşeyi içine alan bir kanun. Diyor ki “bu zamanda ferdi vahit dahi masum olamaz nerede kaldı masum hükümet, günahsız hükümet aramak muhal-i adidir” bu kanun bütün dünyayı bizi islam dünyasını batıyı içine alan bir kanun, Mısır bunu anlamadığından bir türlü demokrasiye din ile devleti birbirinden ayırmayı beceremedi elli yılı aşkındır, devletle kavga eden bir din var. Türkiye bunu anlamadı.

Bediüzzaman diyor ki “ nevi beşerde bir çığır açan kainattaki kanun-ı fıtrata uygun hareket etmeli yoksa bütün sayi heba olur” Bunu hazreti pir, mazmununun arkasına sığınan birisi anlamadı, öğretisinin esası değil tabiisi yaptı onu, ne kadar say heba oldu. Başlarda gezen hakikatler ayağa düştü. Yine zararın farkına varıldı yoksa neler olurdu neler neler olacağını vardığı noktadan görebilirsin. 200 bin kişi ile Rus ihtilalini yapanlar ne yaptılar bir hezimet.

Bizim cumhurdan habersiz cumhuriyetimizi inşa edenlere yine kanun hükmünde bir cümle söyler o Bediüzzaman “Demek alem-islam içinde mühim ve inkılap vari bir iş görmek, İslamiyetin desatirine inkıyad ile olabilir, başka olamaz. Hem olmamış olmuş ise de cabuk ölüp sönmüş” Bunu sakarya şavaşını kazanan bir askere söylemiş, o asker bunu ancak o asker bunu Ruşen Eşrefe söylediği şu söz ile anlamış ama bade harabül basra “Ruşen yanlış yapmışız, milletin bütün manevi bataryalarını boşaltmışız”

Şimdi bir genel kurmay başkanı sabıkı “ yanlış yaptık dinsiz toplum olmaz” yazık şu Cumhuriyet döneminin üdeba ve ümerasına akşamları vilayet konaklarında dans edip içip sonra sabah mahmurluğunda devleti idare ettiler, kimi şair “ rakı şişesinde balık olmayı “ istedi. Tanpınar Bayezıt Camii’nin demirlerine tutunup içeri bakar ve hüngür hüngür ağlar, bunların ahirette kim hesabını verecek. “Karşımda büyük bir yangın var, alevleri göklere yükseliyor, onu söndürmeye çalışıyorum” yangın bu dimağlardaki perişanlık değil mi?

Bizim arkadaşlar yangın neferliğinden konak sahibi olmanın yolunu tuttular. Bediüzzaman’ın tartışan konuşan bir ekip doğmadı. Biz bunu yıllar önce Erzurum’da üniversite salonlarında yaptık bir nebze, o da o zaman. Diyarbakır’da on yıl kendim yazdım kendim bastım yanımda kimse olmadı. Bediüzaman’ın Fikir ve Sanat Dünyasını” ders kitabı gibi okuttum biri gelip ceraset edip de bir şey diyemedi alkışlayamadı bile. Ulaş ile kitapları sınıfa götürüyoruz dedi ki “Hocam biri itiraz ederse “ dedim sus benim cesaretimi kırma, filozof bir şeyi yapmaya azimli iseniz herkes size yardım eder, yok eğer yapamaz gibi çözük durursanız, o işi yapamazsınız” ben sınıfa götürdüm, anlattım sınav yaptım. İki yıldır Isparta da canlı bir adam göremedim, kavaklar gibi aynı boyut ve mentalitede adamlar, diri diri gömüldük. Nerde fikir, üniversite “ aşk imiş alemde her ne var, ilim bir kıl ü kal imiş “ ancak diyor.

Sayın YÖK başkanı Türkiye üniversitelerinden istisnası vardır tabii, ne sanat çıkar ne edebiyat ne de ilim. Her gelen bir süre sonra birbirine benziyor. Yeni tasarılar yapılmalı, şehvetin ve menfaatin pazarında bir üniversite olmaz, muhafazakarlar ancak menfaatlerini koruyor, başka şey yok.

Kanun hükmünde bir sözü şu “ Enbiyanın ekseri şarkta ve hükemanın ağlebi garbda gelmesi kader-i ezelinin bir remzidir ki şarkı ayağı kaldıracak din ve kalptir, akıl ve felsefe değil. Şarkı intibaha getirdiniz, fıtratına uygun bir cereyan veriniz. Yoksa sayiniz ya hebaen gider veya muvakkat sathi kalır. “ Şimdi üniversitede ne akıl ne kalp ne din ne felsefe var. Din sadece beş vakit namaz değil, dinin hayata yansımış örneği Bediüzzaman ve eserleri.

Isparta’da aydınlar muhitinde Bediüzzaman hala 1940 ların mantığı ile anılıyor, bir öğrenci derneği ve akrasındaki bir ekip Bediüzzaman üniversiteye fikir olarak girmesin diye azami gayret gösteriyor, cemaat bir odaya kapatılmış, ama üniversitede kürsü olarak eylem ve tema olarak Bediüzzaman yok çünkü onu orta okul çocukları gibi okuyan bir ekip var. Bu kafa Bediüzzaman’ı Türkiye’nin gündemine taşıyamaz, anlamanın suç olduğu yerde hakikat nasıl tartışılsın.

Sinsi bir güç anlamayı cezalandırıyor. Pkk hocam senin anlattığınBediiüzzaman bizim anladığımız veya anlamak istediğimiz Bediüzzaman değil, diyor. Burda da aynı şeyi bana bir başkan söyledi, kafa aynı mutluluğu ırkta arayanlar Bediüzzamandan rahatsız. Ama onun on beş yıl yaşadığı ve eserlerini verdiği bir şehirde onun izi yok. Sınıfta “ sanatın sihirli elini “ cümlesini söylüyorsun, bunu nurculuk sayıyor. Halbuki bütün bilim dallarında Bediüzzaman’ın fikirleri var herşey haşir ve tevhid değil di o herşeye kurallar koymuş. Türkiye’de bilimlerin arasına o cümleler girmeli ki  okuyanlar düşünen insanlar olsun, ama kime anlatacaksın. Eserler okunmuyor yorumlanmıyor, tefekkür edilmiyor. Farklılıktan rahatsız oluyor gedikliler.

Bediüzzaman Volter, Monteskiyo, Jan jak Ruso gibi kanunların ruhunu konuşan ve Türk demokrasisine ve din ve fikir hayatına kanunlar koyan insan. Ama onun bu koyduklarını organize eden tedvin eden yok. Surete hayran çok, ama çalışan üreten yok. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
7 Yorum