1. YAZARLAR

  2. Hilmi ÖDEMİŞ

  3. Risalelerde genelleme yapma yanlışı
Hilmi ÖDEMİŞ

Hilmi ÖDEMİŞ

Yazarın Tüm Yazıları >

Risalelerde genelleme yapma yanlışı

A+A-

Ali Bulaç “Bediüzzaman’ın fikirleri dönemseldir” dediğinde ilk başta kendisine katılmıştım. Ancak Bulaç’ın yazısını okuyunca Üstad’ı anlayamadığını gördüm. Bediüzzaman’ın özellikle Eski Said döneminde söylediği bazı sözler “o dönem/zaman/şartlar” göz önünde bulundurulmadan genellenince bazı hatalara sebep olur. Bediüzzaman’ın ‘sözde "Kim söylemiş? Kime söylemiş? Ne için söylemiş? Ne makamda söylemiş?" ise bak. Yalnız söze bakıp durma’ uyarısına uymamız gerekir. Kur’an-ı Kerim’de ayetler tefsir edilince “sebeb-i nüzul” göz önünde bulundurulmak zorundadır. Bir hadis yorumlanınca Peygamberimizin (asm) onu nerede/kime/nasıl söylediğine bakılması gerekir. Yoksa “zahirperestlik”le hadislerin birbirleriyle çeliştiklerine kanaat getirilir. Risale-i Nurlarda geçen içtimai-siyasi meseleler değerlendirilirken de bu düstura dikkat edilmesi gerekir. Çoğu zaman buna dikkat edilmediği için Ali Bulaç gibi akademisyenler bile böyle yanlış bir yargıya varabilmektedir. Bu yanılgının sebeplerini birkaç örnekle vermeye çalışacağım.

“Menfaat üzere dönen siyaset canavardır”  ifadesi Hakikat Çekirdekleri ve Lemaatte geçen bir ifade. Burada geçen “menfaat” ifadesi çoğu defa yanlış anlaşılmaktadır. Bu sözden yola çıkılarak siyasette menfaatin olmaması gerektiği sonucuna varılmaktadır.(Olmamasını istemek ayrı tolerans aralığını kapalı tutmak ayrı). Halbuki Siyasetçilerin/siyasetin “menfaat”ten uzak olması beklenemez (Asr-ı Saadet ve Dört Halife Dönemi hariç). Siyasetçilerin çok ihlaslı olmasını beklemek herhalde saflık olur. Sonuçta siyasetçiler hitap ettikleri tabanın isteklerine cevap vermek zorundadır. Halkın değerlerine/inançlarına/ihtiyaçlarına göre politikalar geliştirmek zorundalar. Bu şekilde geliştirilen politikalar “menfaat” gözeterek yapılır. Dindar olmayan bir başbakan cami, imam hatip açabilir, Diyanete kaynak ayırabilir. Bunu kendi inancından dolayı değil, kendisine oy veren halkın isteklerine cevap vermek için yapabilir. Burada her ne kadar “menfaat” olsa da sonuç itibariyle yapılan meşrudur. Siyasetçiler oy kaygısıyla halka hizmet verebilir. Burada bir yanlış yoktur. Menfaatsiz, oy kaygısı olmadan hizmet vermelerini beklemek çok rasyonel olmaz. Hem Bediüzzaman bundan dolayıdır ki siyasette “ehvenüş-şer” düsturunu önermiştir. Üstad “bir kısım Sahabeler ve onlara benzeyen mücahidînden, Selef-i Salihînden başka, siyasetçi, ekserce tam müttaki dindar olamaz. Tam ve hakikî dindar, müttaki olanlar, siyasetçi olmazlar” diyerek bize çok fazla beklenti içinde olmamamız gerektiği gerçeğini anlatmıştır.

“Menfaat üzere dönen siyaset canavardır”  sözünde geçen “menfaat” farklı bir anlamda kullanılmıştır. Bediüzzamanın “Hikmet-i felsefe ile hikmet-i Kur'âniye karşılaştırmasına bakarak bu farkı daha iyi anlayabiliriz. Bediüzzaman hikmet-i felsefenin hayat-ı içtimâiyede nokta-i istinâdı "kuvvet" kabul ettiğini, Hedefi "menfaat" bildiğini, Düstur-u hayatı "cidâl" tanıdığını, Cemaatlerin râbıtasını "unsuriyet, menfî milliyeti" tuttuğunu söyler. Kuvvetin şe'ni tecavüz,  Menfaatin şe'ni  boğuşmak olduğunu söyleyerek, “manfaat” in menfi yönüne dikkat çeker. Bu “menfaat” ile insanlar birbirleriyle “boğuşmuş” , birbirlerini sömürmüş ve dünya savaşlarına sebep olmuştur. İşte “canavar” siyaset “boğuşmaya”,kavgaya, cidale sebep olan siyasettir. Ortada “epistemolojik” bir yanılgı var (Risale-i nurun birçok yerinde “menfaat” ifadesi müspet anlamda kullanılmıştır. Menfaat ifadesi risalelerde “fayda, gelir, hamiyet, hikmet, maslahat” gibi anlamlarda kullanılmıştır).

Ayrıca “Menfaat üzere dönen siyaset canavardır” ifadesinde “şart/koşul” vardır. Yani “(eğer) siyaset menfaat üzere dönerse” şartı vardır. Bir genelleme söz konusu değildir. Yoksa “siyaset ki menfaat üzere dönen bir zemin (ki böyle olması bir gereklilik) sonuç olarak bir canavardır” çıkarımı/genellemesi yanlıştır. Zaten aynı ifadenin devamında Üstad “Menfaat üzere çarhı kurulmuş olan siyaset-i hâzıra, müfteristir, canavar” açıklamasını yapıyor.

Yanlış anlaşılan sözlerden biri daha;“İstanbul siyaseti, İspanyol hastalığı gibi bir hastalıktır. Fikri hezeyanlaştırır. Biz müteharrik-i bizzat değiliz, bilvasıta müteharrikiz. Avrupa üflüyor, biz burada oynuyoruz”.Üstad bu ifadeyi “Rüyada Hitabe”de kullanıyor. 1918-1919’lu yıllar (I.Dünya savaşının 5.yılı).Osmanlı birinci dünya savaşından mağlup ayrılmış. Avrupalı ülkeler “Mondros” un ağır maddelerini Osmanlıya dayatmış, Padişah tutsak, hükümet ise İngilizlerin kuklası durumundadır. İşte Üstad böyle bir ortamda bu ifadeyi kullanıyor. Bu ifadeyi alıp her döneme uyarlayıp, genelleme yapmak yanlıştır. Üstad’ın ifadeleri tabi ki evrenseldir. Üstad’ın prensibi “müteharrik-i bizzat” olmayan bütün devletler/hükümetler/yönetimler için geçerlidir. Bu ifade Irak için geçerliyken, Mısır için geçerli olmayabilir. Veya 1919’lu Osmanlı için geçerli iken 1950’li Türkiye için geçerli olmayabilir.

"Hangi köşede bir gürültü işittiniz, hemen yetişiniz. Hangi taraf haksız ise ona yardım ediniz." Sözü de yanlış anlaşılmaya müsait bir sözdür. Bu sözden de –zahirperestlikle- “haksız olan kişilerin desteklenmesi gerektiği” düsturunu çıkarmak mümkündür. Halbuki Üstad “Haklı adam ise insaflı olur. Bir dirhem hakkını, sükûnet-i umumiyedeki kırk dirhem arkadaşının menfaatına fedâ eder, bırakır” diyerek konunun yanlış anlaşılmasının önüne geçer.

Üstad’ın söylediklerini (Daha çok Eski Said dönemindeki ifadeler) o zamanın şartları ve olayları içinde değerlendirmek durumundayız. Aynı şartlar günümüzde de vuku bulduğunda ona tatbik ederiz ama vuku bulmadan tatbik edersek yanlış yapmış oluruz. Menderes’i ve hükümetini değerlendirirken 3.Said’den referans vermek, beğenmediğimiz bir hükümeti değerlendirirken –özellikle- Eski Said’i referans alıp değerlendirmek aynı mantığın, yanlış değerlendirmenin sonucudur. Birisini Menderes hükümetine, diğerini ise 1920’lerin İstanbul hükümetine benzetiriz. Sosyal-siyasal olaylara yanlış bakmamızın bir sebebi de bu olsa gerek. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
2 Yorum