1. HABERLER

  2. RİSALE-İ NUR'U SADELEŞTİRME TARTIŞMASI

  3. Risalelelerin sadeleşmesini savundu Nur talebelerine hakaret etti
Risalelelerin sadeleşmesini savundu Nur talebelerine hakaret etti

Risalelelerin sadeleşmesini savundu Nur talebelerine hakaret etti

Prof. Akgül "Risale-i Nur'un okunmadığı, anlaşılmadığı"nı ileri sürerek, eserleri yıllardır okuyan her yaştan milyonlarca kişiye resmen hakaret etti

A+A-

Risale Haber-Haber Merkezi

Risale-i Nur'un sadeleştirilmesine yönelik tepkiler muhatapları tarafından dikkate alınmıyor. Aksine defalarca cevaplanmış iddialarla savunmaya devam ediliyor. Zaman Gazetesi'nde Prof. Muhittin Akgül tarafından yayınlanan "sadeleştirme savunması"nda "Risale-i Nur'un okunmadığı, anlaşılmadığı" ileri sürülerek, eserleri yıllardır okuyan her yaştan milyonlarca kişiye resmen hakaret edildi.

Yazısında Risale-i Nur'dan bir defa alıntı yapan İlahiyatçı Prof. Akgül, onu da "sadeleştirilmiş" kitaplardan aktardı. Sadeleştirmeye karşı çıkanları "kendilerini kandırmakla" suçlayan Akgün, Bediüzzaman Hazretlerinin metinlerde sık sık yer verdiği aynı anlama gelen farklı kelimeleri ard arda kullanmasını da "sadeleştirme" olarak yorumladı.

Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin gerek Risale-i Nur'da, gerekse hayattayken karşılaştığı benzer sadeleştirme taleplerine karşı çıkmasını, yakın talebelerinin tepkilerini görmezlikten gelen Prof. Muhittin Akgül, Risale-i Nur'dan daha ağır kitapları bulunan Fethullah Gülen'in eserlerinin neden sadeleştirilmediği sorularını da cevapsız bıraktı.

Akgül'ün sadeleştirilmeye karşı çıkılmasını "muzır maniler", "siyasi bir gündeme malzeme etmek" olarak değerlendirmesi de içine düştüğü durumu gözler önüne sererken, Risalelerin tahrif edilmesinde "asla geri durmamak lazım" geldiğini de açıkladı.

İşte Akgül'ün yazısından bazı bölümler:

"Risalelerde kullanılan dil, müellifinin yaşadığı dönemdeki dildir. Aradan geçen süre içerisinde dildeki değişiklikler, maksatlı olarak kültürümüzde olan pek çok kelimenin kullanılmayıp yerine yeni ve yabancı kelimelerin yerleştirildiği, dolayısıyla istesek de istemesek de yeni nesillerin eski metinleri, metinlerdeki pek çok kelimeyi anlayamaması gibi talihsiz bir durumla karşı karşıya kalmışız. Kendimizi kandırmaya gerek yok. Günümüz nesli 50-60 hatta 30 yıl önceki metinleri anlamamaktadır. Anlamadığından da okumamaktadır. Okumadığından, geçmişin, ecdadımızın yeni nesiller için yazdıkları eserlerden mahrum kalmaktadır. O zaman karşımıza iki yol çıkıyor. Bunlardan biri, ne yapalım. İstiyorlarsa okusunlar. Bu eserler çok önemli. İstifade edeceklerse bir şekliyle yolunu bulup anlamaya çalışsınlar yolu. Bu yol, kendimizi kandırmaktan, realiteleri bilmemekten başka bir şey değildir. Diğeri de aklın, aklıselimin, realitenin gereği, metinleri, açıkçası Risaleleri anlamanın yolunu açmak, kolaylaştırmak, gerektiğinde öteden beri yapıldığı gibi lügatçelerle, küçük kelime sadeleştirmeleriyle veya gerekli yerlerde, yazıldığı dönem üslubu gereği uzun cümleleri kısaltarak daha kolay anlaşılır bir hale getirmektir. Belirtilen ikinci şıkkı zaten eserlerin müellifi bizatihi kendisi yapmış, yani sadeleştirmiştir.

"Risaleler incelendiğinde, Arapça, Farsça ya da anlaşılması zor olan bir kelime geçtiğinde, hemen arkasında bazen bir bazen iki, bazen de üç ayrı müteradif kelimeyle müellifin bu sadeleştirmeyi yaptığı görülecektir. Demek ki aslında bizatihi müellifin kendisi böyle bir ihtiyacı hissetmiş, aslolanın anlaşılma olduğu gerçeğini düşünerek böyle bir yöntemi kullanmıştır.

"Ayrıca Risale-i Nur'un daha doğrusu iman hakikatlerinin anlaşılması için orijinali Arap harfleriyle yazılan eserlerini, bizzat Bediüzzaman kendisi Latin harfleriyle bastırmıştır. Üstad'ın bu tavrı bile asıl meselenin mesajın muhataba aktarılması olduğunu göstermesi açısından yeterlidir. Risale-i Nur'un sadeleştirilmesi konusunu, siyasi bir gündeme malzeme etmek ayrıca bir garabet ve vahamettir. Risale-i Nur talebelerini, düne kadar Risale-i Nur konusundaki hassasiyetlerinden dolayı eleştirenler, bugün Risale-i Nur talebelerini en yakın kardeşlerine karşı istismar etmektedirler.

"Aynı zamanda günümüzde Arapça, İngilizce, Fransızca gibi pek çok dünya diline Risaleler, böyle bir temel ihtiyaçtan tercüme edilmiştir. Çok da iyi edilmiştir. Zira bütün insanların bu eserlere ihtiyacı vardır. Ve böyle hayırlı bir işe, aklıselim sahibi hiç kimse de karşı çıkmamıştır. Hele böyle hayırlı bir hizmeti ve faaliyeti “tahrif” gibi oldukça olumsuz bir kavramla ifadelendirmek, hiçbir zaman ehl-i ilim ve vicdanın kabul edebileceği bir tutum değildir. Böyle hayırlı bir faaliyete tahrif denemez. Çünkü tahrif, bir lafzın aslını ortadan tamamen kaldırıp, yok edip, onun yerine aslı buymuş gibi başka bir metni koymaktır. Veya bir metnin yorum ve anlamını, bilerek ve maksatlı olarak yanlış yapmaktır. Bu açıdan yapılan Risale sadeleştirmeleri incelendiğinde, yukarıdaki her iki şık da asla yoktur. Metnin aslı ortadan kaldırılmamaktadır, metin mevcuttur. Yorumunda hiçbir zaman yanlış bir noktaya gidilmemektedir. Muhalfarz buna tahrif diyeceksek, o zaman günümüzde pek çok klasik kaynak sadeleştirilmektedir. Safahat, divanlar, şiirler, Osmanlı döneminde yazılan pek çok ilmî eser, günümüz insanı istifade etsin diye haklı olarak sadeleştirilmiş/sadeleştirilmektedir.

"Üzülerek belirtmek gerekir ki, Risale kültürüyle yetişmiş insanlar, bu yapılanın yanlışlığını, hatta hıyanet olduğunu yazıp çizmekte, meselenin hakikatini bilmeyen kimseler de, mü'minlerin başlarına gelen menfilikleri, Risale'nin bu açıdan bir şefkat tokadı olduğunu dillendirmektedirler. Bir defa mü'min, kardeşinin başına gelenlerden dolayı asla sevinmez, sevinemez ve buna şefkat tokadı demez. Peygamber Efendimiz'in “Bela ve musibetlerin en ağırı Peygamberlere gelir…” hadisini hatırlar ve sabreder. Ancak başkası hakkında, “Belasını buldu!” dercesine “şefkat tokadı yedi” demek İslam ahlakına göre doğru değildir. Aslında mü'minler böyle durumları kendileri için şefkat tokadı olarak değerlendirirlerse, bu da rahmettir. Zira Allah Teala şefkat tokadını bu dünyada mü'mine verir. Ta ki bu tokat ve ceza, Mahkemey-i Kübra'ya kalmasın.

"Netice itibarıyla da Risalelerden maksat, insanların özellikle de genç nesillerin anlamasıdır. Bu anlaşılmanın kolaylaştırıcı yollarından birisi de şüphesiz, -yapılan sadeleştirmelerde olduğu gibi,- uzun cümlelerin kısaltılması ve anlaşılması zor kelimelerin sadeleştirilmesidir. Her zaman için hayırlı işlerin muzır manileri olmuştur. Bu manilerine takılmadan bu kıymetli eserlerin okunması ve insanların imanını yakin seviyesine çıkarmasına veya kurtarmasına vesile olmaktan asla geri durmamak lazımdır.

***

Risale-i Nur'un sadeleştirilmesini savunanlara verilen cevapların tamamı bu linkte:

Risale-i Nur'un sadeleştirilmesi ile ilgili tüm ayrıntılar, tartışmalar için TIKLAYINIZ

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
106 Yorum