1. YAZARLAR

  2. Abdulkadir MENEK

  3. Risale-i Nur’un resmen neşredilmesi (IV)
Abdulkadir MENEK

Abdulkadir MENEK

Yazarın Tüm Yazıları >

Risale-i Nur’un resmen neşredilmesi (IV)

A+A-

Nur Talebelerinden olan ve Risale-i Nur’un basılması hizmetlerinde önemli katkıları bulunan Mustafa Cahit Türkmenoğlu, külliyatın Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından resmi olarak basılması için yapmış oldukları çalışmaları Ömer Özcan Ağabey’e şu ifadelerle anlatmıştı:

‘’Üstad Hazretleri, Risaleleri Diyanet bassın istiyordu. Onun için bize haber gönderdi, “Diyanet’in Risaleleri basması için teşebbüse geçin” dedi. Biz talebeyiz, pek Diyanete tesirimiz olmaz diye, rahmetli “Isparta Meb’usu Dr. Tahsin Tola” görev aldı. Biz onunla tanışmıştık, Ziyaretine gittik ve durumu anlattık. Allah rahmet etsin çok mübarek bir zattı, çok temiz bir insandı, bizim önümüze düştü ve Diyanet’e kadar gittik. O içeriye Reis’in yanına girdi, biz dışarıda bekledik. Reis’e teklifi yapmış. Reis demiş ki: “Başbakan bize emir vermediği müddetçe, bunları basamayız.”

‘’Bunun üzerine rahmetli “Menderes’i ziyaret ettik beraber, ama biz yine dışarıda bekliyoruz, Tahsin ağabey durumu Menderes’e anlatmış. Menderes de demiş ki: “Ben sizi vekil tayin ettim, gidin Diyanet İşleri Başkanına söyleyin, bassın.” Biz tekrar Diyanet İşleri Başkanına gittik, yine rahmetli Tahsin Tola içeri girdi, fakat Reis: “Ben Başbakanla kendim konuşmadıkça basamam” diyerek kabul etmemiş. Neyse Reis Başbakanla görüşmek için çok uğraştığı hâlde muvaffak olamıyor, en sonunda Başbakanın müsteşarı “Ahmet Salih Korur” ile görüşüyor. Bu adam zannımca 33 dereceli bir masondu. O zamanlar Başbakan Müsteşarının bakanlardan daha çok sözü geçerdi. Diyanet İşleri Reisi bu adamla konuşuyor. Müsteşar Üstad’ımızın ismini göstererek: “Bu eserlerin basılmaması için bu isim kâfi değil mi?” diyor ve kabul etmiyor. Bunun üzerine Reis, Tahsin ağabeye gelerek: “bu durumda ben bu eserleri basamam” demiş. Tahsin ağabey de bize bildirdi, biz de Isparta’da bulunan Üstad’a bildirdik. Üstad’dan bize derhâl bir emir geldi: “Bu azîm sevap onlara nasip olmayacak, derhâl siz basacaksınız” dedi.’’ (Ömer Özcan-Ağabeyler Anlatıyor, Nesil Yayınları)

2012 yılının Aralık ayında Hakkın rahmetine kavuşan Mustafa Sungur Ağabey’in vefatından kısa bir süre sonra Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin yaşayan talebelerinden Abdullah Yeğin, Said Özdemir, Abdulkadir Badıllı ve Mehmet Fırıncı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile bir görüşme yaptılar. Bu görüşme esnasında Said Nursi’nin talebelerinden Mehmet Fırıncı Ağabey, Üstad’ın daha önceleri Adnan Menderes’ten de talep ettiği bazı konular gündeme getirilmiş ve bunları Başbakan Erdoğan’a iletilmişti.

Bu hususlar : "Din ilimleri ile fen bilimlerinin birlikte okutulacağı üniversitelerin açılması, Ayasofya'nın tekrar cami olarak ibadete açılması ve Risale-i Nur'ların Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından neşredilmesi" gibi taleplerden oluşuyordu. Başbakan Erdoğan bu toplantıda hazır bulunan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’e Risale-i Nur’ların neşredilmesi ile ilgili olarak bir çalışma yapılması hususunda talimat verdi.

Verilen bu talimat çerçevesinde bir çalışma başlatan Diyanet İşleri Başkanlığı, Risale-i Nur Külliyatı’ndan ilk olarak İşarat-ül İ’caz’ın basılması için bir hazırlık yapmaya karar verdi. Yapılan inceleme sonucu bizzat Diyanet İşleri Başkanlık Makamı, İşarat-ül İ’caz adlı eserin Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları tarafından basılması için karar verdi. Yine bir program dâhilinde Risale-i Nur’un diğer bazı eserlerinin de Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından basılabileceği konusunda bazı görüşler de yine resmi makamlarca ifade edilmektedir.

Bilindiği üzere, İşarat-ül İ’caz, Bediüzzaman Said Nursi tarafından yazılması düşünülen ve altmış kadar ciltten oluşacağı tahmin edilen Kur’an tefsirinin birinci cildidir. Bu eser 1. Dünya Savaşı esnasında bazı bölümleri at sırtında yazılan, Fatiha Suresi ile Bakara Suresinin otuz birinci ayetine kadar olan kısmının tefsirinden oluşan çok önemli bir eserdir. Eser Arapça olarak yazılmış ve daha sonra Üstad Said Nursi’nin kardeşi ve kendisi de önemli bir âlim olan Abdülmecid Nursi tarafından Türkçe ’ye tercüme edilmiştir.

Rusya’daki esaretten kurtulup İstanbul’a gelen Said Nursi, bu önemli eseri basmak için bazı arayışlara başlamış ve o zaman Harbiye Nazırı makamında bulunan Enver Paşa’nın desteği ile İstanbul’da basılmıştır. Bu konu ile ilgili olarak Ali Demirel’in naklettiği bir hatırada Üstad’ın şu ifadeleri çok dikkat çekicidir:

“Pasinler’de harp cephesinde İşaratü’l İ’caz’ı telif ettim. Esaret dönüşü İstanbul’da Harbiye Nâzırı ve Başkumandan Enver Paşa, ‘Hocam, benim de hizmetim olsun, bu kıymetli eserinizi müsaade ederseniz ben bastırayım’ dedi. Ben de ‘Madem hizmet etmek istiyorsun, o halde kâğıdını sen al’ dedim. O da kâğıdını temin etti, eseri bastırdım.” (N. Şahiner, Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursî, s. 183)

İşarat-ül İcaz bu şekilde basıldıktan sonra o dönemin ağır şartlarında çok önemli hizmetlerde bulundu. Eser, Dar-ül Hikmet-ül İslamiye tarafından ekser müftülere gönderildi. Vebu eserin “maddî ve manevî inkılapların sarsıntılarından vikaye (koruma) noktasında birer kal’a ve birer elmas kılıç hükmüne geçtiğini” Bediüzzaman Hazretleri tarafından ifade ediyor.(Şualar, s. 1107)

Bu önemli eser, bu şekilde ilk olarak 1918 yılında İstanbul’da ve yine Osmanlı Devleti’nin önemli resmi makamlarının destek ve yardımları ile basıldı. Bu arada çok farklı yayınevleri ve çok farklı dillerde belki yüzleri aşan baskılar ile iman ve İslamiyet’e çok önemli hizmetlerde bulundu. Şimdi yine çok detaylı bilgiler, titiz bir çalışma ve mükemmel bir baskı ile Türkiye Cumhuriyeti’nin Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından basıldı ve Said Nursi’nin çok önemli bir arzusu ve vasiyeti gerçekleşti.

İşarat-ül İ’caz’ın örnek baskılarından birisini inceleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 25.01.2014 tarihinde İstanbul’da yapılan ve 150 Sivil Toplum Kuruluşu temsilcisinin katıldığı ‘’Milli İrade Platformu’’ toplantısında istek üzerine kitabı imzalayarak, şu iki cümleyi yazdı: ‘’Merhum Üstadımızın arzusunun yerine getirilmiş olmasının huzuru içindeyiz. Devamı niyetiyle.’’

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez de İşarat-ül İ’caz eserini imzalarken şu ifadeyi kullandı: “Üstad Bediüzzaman’ın gecikmiş bir arzusunun tahakkukuna vesile olduğumuz için bahtiyarız.”  Hem bu ifadelerden ve hem yetkililerin diğer bazı görüşlerine dayanarak, Risale-i Nur Külliyatından diğer bazı kitapların da bir program dâhilinde ileriki zamanlarda Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından basılmasını bekliyor ve ümit ediyoruz.. Elbette bu önemli ve manidar adım yalnızca İşarat-ül İ’caz ile sınırlı bırakılmamalıdır.

Bu mesele, elbette yalnızca bir kitabın Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayınlanması işleminden ibaret değildir. Bu çalışmanın başlangıç bölümlerinde ifade edilen Risale-i Nur’un neşir serencamı göz önüne alındığında, bunun çok önemli ve dünya büyüklüğünde bir adım olduğu anlaşılacaktır. Bu önemli adımın, hayırlı ve güzel çalışmanın bazı sathi değerlendirmelere, kısır görüşlere ve siyasi yaklaşımlara konu edilmesi ve bu nedenlerden dolayı da küçümsenmesi elbette hiçbir şekilde insaflı bir yaklaşım olmaz ve kabul edilemez.

Ülkemizin huzuru, birliği, beraberliği, saadet ve selameti önüne konan kapılardan birisi daha açılmış, paslı kilitlerden birisi daha kırılmıştır. Son yıllarda yapılan çok önemli hizmetlere ve atılan hayırlı adımlara bir yenisi daha eklenmiş, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin en yüksek dini kurumu ve Bediüzzaman Hazretlerinin ifadesi ile ‘’Meşihat-ı İslamiye’’ görevini yapan Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından devletin yıllarca düşman olarak kabul ettiği ve her türlü zulüm ve haksızlığı yapmaktan çekinmediği Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin en önemli eserlerinden birisi resmi olarak basılmıştır.

Biz bu önemli ve hayırlı adımda emeği geçen herkesi, en içten dileklerimizle tebrik ediyoruz. Bu milletin dua ve desteği ile ülkemizin bahtının önünde paslanmış bir şekilde duran daha nice kilitler açılacak, daha büyük ve hayırlı hizmetler gerçekleştirilecektir.

Bunun için hep beraber maddi ve manevi dua ve desteğimizi esirgememeli, hayırlı hizmetlerin her zaman yanında ve arkasında durmalıyız.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
5 Yorum