Risale-i Nur'un dili beş farklı dili ilgilendiriyor

Risale-i Nur'un dili beş farklı dili ilgilendiriyor

Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Yaşar'ın "Risale-i Nur’da Şerh" tebliği

Üstad Bediüzzaman Said Nursi tarafından bir ömür boyu ele alınan eserlerin ortak adı olarak külliyata baktığımızda geçmiş yüz yılın kalıcı en iyi çalışması olduğunu inkâr etmek mümkün değildir. Özellikle cemaat oluşturan, dünyanın pek çok dillerine çevrilme ihtiyacı duyulan eserlerin yoğun bir anlaşılma talebi ile karşı karşıya kaldığı bir gerçektir.

Külliyatın kompoze bir yapıya sahip olması, yani başta dil olgusu olmakla birlikte ki, Eski Türkçe, Yeni Türkçe, Arapça, Farsça ve Kürtçe olmak üzere beş farklı dili ilgilendirmektedir. Bir insanın sayılan dillerde uzmanlığı zor olsa gerektir. Ayrıca bu dillerin edebiyatları da söz konusudur.

Diğer taraftan kelamî konular başta olmak kaydıyla temel İslam bilimlerinin her birisi külliyatın mefhum çerçevesinden etkin olarak pay almaktadır. Müellifin kendisinin edebî bir metni anlatmak kastıyla kullandığı şu cümleler dikkatimiz çekmektedir:

“Kelâm-ı beliğ, ilim denilen çömleklerde pişirilen ve hikmet denilen büyük küplerde duran ve fehm denilen süzgeç ile süzülen âb-ı hayata bir manayı zürefa denilen sâkiler döndürüp efkâr içer; esrarda temeşşi etmekle hissiyatı ihtizaza getiren kelâmdır.” (Muhâkemât, 82)

Kelam insanı tahrik edecek, motive verecekse bunu üzerinde elbette ki daha çok düşünmek gerekir. Edebî zevkin yanında diğer dinî bilimlerinin derinlemesine bilinmesi, alanın yetkin bir uzmanı olması anlamına gelmektedir.

Sözün kısası, Risale-i Nur’un anlaşılmak, anlatılmak için tüm tarih boyunca ilgi duyulan metinlerde olduğu gibi belli bir yöntemle açıklanması gerektiği söylenebilir. Çünkü yukarıda belirtildiği gibi hızlı bir süreçte, yoğun talepler karşısında olduğumuz yadsınamaz. Ancak bu yöntem tarihsel bir olgu olan asıl metni tahrip edecek, tağyir edecek, mesela sadeleştirme gibi, bir üslup ve metotla kesinlikle olmaz. Çünkü metinler kendi tarihsel şartlarında, mekanlarında ve zamanlarında biriciktirler, reenkarnasyon olmadığına göre tekrar geri dönemeyeceklerdir. Bundan dolayı biz biricik metni bütün titizliğimizle, saygımızla korumamız gerekmektedir.

Ancak tarihi metinleri üzerinde konuşacak olanlar alanın uzmanları olmaları gerekmektedir. Külliyat metinlerini anlayıp yazılı olarak anlatacakların, yani şerh edeceklerin ciddi anlamda uzmanlık tecrübelerine sahip olmaları gerekmektedir.

Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Yaşar'ın "Risale-i Nur’da Şerh" tebliği için TIKLAYINIZ

HABERE YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.