1. YAZARLAR

  2. Ekrem KILIÇ

  3. Risâle-i Nûr ve Şiir
Ekrem KILIÇ

Ekrem KILIÇ

Yazarın Tüm Yazıları >

Risâle-i Nûr ve Şiir

A+A-

Okuyanlar bilirler, Risâleler bir nesir;
Kur’ânî bir özellik, âdetâ mensûr şiir.

Bâzı yerlerde öyle yüksek ifâdeler var;
Ulvî bir mûsıkînin nağmeleri çağıldar.

Üstelik bizim gibi kasden uğraşılmamış;
Şâirâne ne sözler, henüz ulaşılmamış.

Sunacağım şu şiir çok az emek vererek,
İşârâtü’l-İ’câz’dan nazma çektiğim örnek.

Bu İbâdet Bahsi’nin, hayretlere şâyândır,
Arûza uygunluğu; şu misâlde ayandır.

Yetmişler’de nazmettim, eskiler hâtırlarlar;
Affınıza sığınıp arz ediyorum tekrar.

Artık böyle san’atlı şiir yazamıyorum
“Dâd-ı Hak râ..”yı anın, istemez başka yorum.

“İŞÂRÂTÜ’L-İ’CÂZ FÎ MEZÂNİ’L-İYCÂZ” İSİMLİ ESERİN İBÂDET BAHSİ MUKADDİMESİ’NDEN AKD EDİLMİŞDİR.
(Sûre-i Bakara’nın 21 ve 22 nci âyetleri)

İbâdet eyleyin, ey nâs, bilip de Rabbinizi;
Yaratdı Âdem’i, Havvâ’yı önce, sonra sizi.
İbâdetin yükü yokdur, kolay gelir bedenen;
Erersiniz bu vesîleyle ittikàya hemen.
Değil mi, ancak ilim sâhibiyse insanlar,
Tanırsa Rabbini hakkiyle, tas-tamam korkar!
    ***
Ey Âdemoğlu, ibâdet edin ki, Rabbinize
Şu arzı bir döşek etmiş, semâyı dam da size
O damdan indiriyor tertemiz hayat suyunu.
Çıkartıyor kuru arzın değiştirip huyunu
Onunla meyve ve binbir çeşit güzel yiyecek,
Rızıklanıp şu zayıf kullarım yesin, diyerek.
   ***
O hâlde: “Rabbimizin misli yok.” deyin, inanın.
Şerîki olması kàbil mi, Zât-ı Mevlâ’nın?
Bilirsiniz, apaçıkdır, o Hâlik’ın eşi yok;
O tek ilâh ve ma’bûd, ikincinin işi yok!
   ***
İbâdetinle kavî, sâbit eylenir îmân;
Mümâreseyle akîden temel tutar o zaman.
Tutulsa emr-i İlâhî, kaçılsa isminden; (günah)
Alınsa feyz ü fezâil o binbir isminden
Ferahlayıp o vakit kalb, teneffüs etmede rûh;
Kemâle ermede îmânsa, kesbedip de rüsûh.
İnandığın o hükümler – ki, akla uygun olan,
O rûha, kalbe ve vicdâna, türlü hisse uyan -
Edilmemişse ne takviyye, hem ne terbiyye
Öğünmeyin boşa: “Mü’min, muvahhidiz ya!” diye...
Eser bırakmaz inancın, eder mi hiç te’sîr?
Zayıf kalır, eğer olmazsa imtisâl-i emir.
Bu hâle âlem-i İslâm değil midir şâhîd?
Ne müttakî kişi kalmış, ne binde bir zâhid...
Saâdetin yolu elbet de bir ibâdetdir.
Delîlimiz ise sağlam; bakın, şu âyetdir:
Cenâb-ı Hakk, buyurur, der: “Ve mâ halaktu’l-cinn..” (İlâ âhiril âyeh)[*]
Bilip şu âyeti insan çalışmıyorsa niçin?
Zarârı kim çekecekdir sonunda, bilmiyorum;
Fakat, “Zarârı telâfi’ kolay değil.” diyorum.
İbâdet olmasa etmezsin âhiretde rahat,
Kaçar da arzda huzûrun, söner gider şu hayat...
Onunla olmada te’min çeşitli rızk-ı hayât,
Onunla olmada tanzîm umûr-i uhreviyât.
O şahsa, nev’a bakan çok kemâle vâsıtadır;
Cenâb-ı Hakk ile kul ortasında râbıtadır.
   ***
İşte îzâhı, ibâdetle bu dünyâda hayât
Ne saâdetle geçer, sonra gelir vakt-i memât:
Bakınız insana, Hâlik ne güzel halketmiş,
Ne acâib ve latif fıtrata sâhib, bu ne iş?
O, bu hilkatle ne mümtâz ve müstesnâdır;
Başka cinslerde görülmez, velev olsun nâdir!
İşbu mîzâcı yüzünden çıkıyor meydâna
Ne meyiller, ne çeşit arzular.. artık anla!
Meselâ: istiyor insan iyi, seçkin şeyler;
“Şu güzellik ve bu ziynet benim olsun hep.”der.
“Geçimim olmalıdır lâyık-i insâniyyet.
İsterim şân ü şeref burda ve âhir cennet...”
İktizâ etmede artık şu meyiller bir bir
Yiyecekler, giyecekler, daha pek çok sâir
İhtiyaçlar, ki tedârik edebilmek zordur.
Üstelik, istenilen tarza muvâfık mı olur!
Çoğu san’atlara olmaktadır insan muhtaç;
Bilemez hepsini lâkin, kalacak belki de aç...
Ve o teşrîk-i mesâî edecekdir, mecbûr,
Kendi cinsiyle ki, her bir kişi bir sa’y bulur.
Değişip elde edilmiş şeyi yardımlaşılır;
Herkesin noksanı tesviyye olur, yük taşınır.
   ***
Fakat, insanda terakkîsini te’mîn edecek
Başıboş kuvvelerin her biri terbiyye gerek...
Kiminin hakkı yok ammâ, alıyor kuvvetle.
Çalıyor, gasbediyor bilmeyerek hurmet ne?
Kandırıp almada bâzen de zekâvetle kimi.
Bâzılar kullanıyor, varsa, cesâretlerini.
Bu zulümlerle tecâvüzleri kim önleyecek?
Zayıfın hakkına sâhip olacak, dur diyecek?
Şu adâlet ki, her ân olmalı mülkün temeli;
Beşeriyyet o zaman şöylece bir oh! demeli.
Lâkin, idrâk edemez adli bütün insanlar.
Olsa küllî bir akıl, her kişi ancak anlar.
Müstefîd olması ferdin o zaman eshel olur.
Böyle hep kavrayacak akl ise bir kànundur.
Hakk şerîat der o kànunlara; biz kullarına
İmtisâl etmeği emretmededir yollarına...
   ***
Hüsn-i te’sîrini, icrâsını aynen şer’in
Hangi sâhib, yüce merci’ edecekdir te’mîn?
İşte merci’ ve o sâhib, bakınız, Peygamber (asm).
İşbu da’vâsına bürhanlarıdır mu’cizeler.
Anlaşılmakda, o Zât fevkıne çıkmış halkın;
Mütemâyiz, sevilen bir kulu olmuş Hakk’ın...
   ***
İnkiyâd etmek için emrine Hakk’ın ne gerek?
“Azamet sâhibidir Hakk.” diye aklen bilmek!
İ’tikàdında zayıflık bulunan bilmez, evet,
Şu ibâdetle kavîleşmese îmân; elbet
İnkişâf etmeyerek bilgisi abdin, duracak.
Bilmeyen kimseyi kànunsa nasıl durduracak?..
Şu vazîfen ki, ibâdet diyoruz biz adına,
Çevirir fikrini abdin yüce Rabbin katına.
Dönse kul Rabbine, mecbûr olacak dinlemeğe;
“Emri neymiş, neyi nehyetmiş acep Hakk?” demeğe.
İntizâm altına girmek bu itâatle olur.
O zaman hikmetinin sırrı parıldar, okunur.
Kâinâtın, beşerin gàye-i hilkatleri ne?
Anlamak isteyen insan uyacakdır emre.
   ***
Kâinât insana benzer, kocaman bir modeli.
Yâhut, insan koca kevnin ufağıymış, demeli.
Onda mevcûd olanın aynısı, bak sen, burada.
O büyükdür, şu küçükdür; bu ki tek fark arada.
Fıtratın kànunu, hilkatde olan aynı nizâm
Toplanır üstüne, insanlığı eyler i’zâm.
Uyacaksın bu sebebden o nizâmın seline,
Yapışıp bağlanacaksın yüce Kudret eline.
O umûmî cereyan böylece te’mîn edilir;
Yoksa insan koca çarklarla başetmez, ezilir.
Kurtuluş çâresi mevcûd ise elbet uyulur.
Bu da ancak o evâmir ve nevâhiyle olur.
   ***
Yasağından kaçarak, emrine uygun giderek
Yaratıklarla o ferd ilgilenirken tek tek
Her çeşit mertebeler, çok değişik nisbetler,
Nice haklar, nice irşâd ile haysiyyetler
Yüklenir üstüne çok böyle vezâif ve beşer
Tutulup denk, koca nev’ hükmüne tek ferdi geçer.
Bunun îfâsı da ancak şu ibâdetle olur,
Yoksa, elbet de bu isyânları bir gün sorulur!
   ***
Müslimanlarla bütün hâsıl olan bağlılığın
Öyle kopmaz ve kavî, sanki çelikden. Bu yığın
Yığın insanları kim rabtediyor birbirine?
Bu uhuvvet ve muhabbet neye? Sâikleri ne?
Şu tekemmül ve terakkî-i beşer neyle olur?
-: Evvelâ, saygı denen, sevgi denen şeyle olur.
Bu da kardeş gibi herkesle geçinmek ister.
Elbet insan bu güzel kardeşe emniyyet eder.
İşte İslâmiyetin, tâatin en hoş eseri.
İşte dünyâda saâdet! Ne büyükdür değeri...
   ***
Çok kemâlâta sebebdir bu ibâdet edişin.
Küçücük, cismi zayıf, âciz adam – bak da düşün –
Sanki her nev’a, bütün âleme bir liste gibi...
Yüce bir rûhu ve çok nâmütenâhî emeli,
Hasredilmez ne meyiller, ne büyük isti’dâd..
Öyle vâsi’a ki efkârı, edilmez tâdâd!
Daha çok kuvvesi var, akl-ı  beşer derketmez.
Şu ilim ondaki cevherlere aslâ yetmez!
O ne hilkat! Ne acâiblere sâhib: nâtık,
Tad alır, ses duyar, anlar ve görür bir yaratık.
Sen, mükerrem, mütekâmil ve bedi’ insanlık,
Bir de “Hayvan” diye ta’rîf edilirsin, ne yazık!
   ***
İşte, insandaki kudsî, yüce, parlak rûhu
İnbisât ettirecek varsa, ibâdetdir bu.
İnkişâf ettirecek ondaki isti’dâdı
Bu ibâdetdir. O te’mîn edecekdir dâdı.
Meyli temyîz ile tenzîh edecek aynı amel.
Çok vecihlerle tahakkuk edecek on’la emel.
Fikri tevsi’ ile tanzîm ediyor îfâsı,
Siliyor hisleri örten kiri, her türlü pası.
İstikàmet vererek gösteriyor yol beşere.
O hudûd öğretiyor çok başıboş kuvvelere.
Çok kemâlat-ı mukadderle meâlî-i beşer
Şu ibâdetleri yapmazsan olur mahzâ şer.
Abdi Ma’bûduna, Allâh’ına bağlar yine o;
Çıkarır esfele düşmüşleri illiyyine o...
                                                22.11.1972

[*] “Cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zâriyât, 56)

Eğer sonuna kadar okuyabildiyseniz,
Sabrınızı tebrikle duâcıyım bendeniz.

Sözü sevke kalmamış garibde kàbiliyet,
Vesîle olur affa inşallâh hüsn-i niyet.

Sonradan yazılanla yukardaki şiire
Bakın da duâ edin bu ihtiyâr fakîre…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
3 Yorum