1. YAZARLAR

  2. Mustafa AKCA

  3. Risale-i Nur tefsir(den farklı bir şey) midir?
Mustafa AKCA

Mustafa AKCA

Yazarın Tüm Yazıları >

Risale-i Nur tefsir(den farklı bir şey) midir?

A+A-

Hafta sonu (19/Mayıs/2012) Başkent Öğretmenevi’nde Risale Akademi’nin düzenlediği “Risale-i Nur İçin 15 Vazife Arama Konferansı”nda idik. 30 kadar katılımcının fikirleriyle dolup taşan salondan müteşekkirane duygularla ayrıldım. Her bir konuşmacının kendi kazanımlarından ortaya koyduğu fikirler, benim için adeta fikir senfonisine dönüştü. Hem düzenleyici kurula hem de uzaktan, yakından gelen tüm katılımcıların hepsine can u gönülden teşekkür etmeyi kendime bir borç biliyorum.

Toplantının ana çerçevesini oluşturan ve Nurlarda Üstad’ın ifadelerinden ortaya çıkan “1-şerh 2-izah 3-tekmil 4-tahşiye 5-neşir 6-talim 7-telif 8-tanzim 9-tertip 10-tefsir 11-tashih 12-beyan 13-ispat 14-cem 15-tafsil” vazifelerinin hangi çerçeveye oturtulacağı, bunların nasıl gerçekleştirilebileceği, nasıl sınıflandırılabileceği, tek günle sınırlı bir çalışmanın imkânları dâhilinde konuşuldu. Akademi’nin sayfasında bunlar zaman içinde neşredilecektir sanıyorum.

Toplantının içeriğinden farklı olarak benim temas etmek istediğim başkaca bir durum var. Toplantıdan edindiğim intiba’ ile şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Bizler, hâlâ, Risale-i Nur Külliyatı’nı “Eğitim-Öğretim” ekseninde ele alıyor ve ona klasik tefsir usulüyle yaklaşıyoruz; akademik disiplinler bağlamında onu değerlendirmeye tâbi tutuyoruz. Böyle bir yaklaşımı yadırgıyor da, bunda bir beis görüyor da değilim; an şart ki Külliyat’ın kendisinde içkin olan ve bir tefsirde pek de rastlanılmayan felsefe, (b)ilim ve sanat boyutlarının önü kesilmesin, bunlar görmezlikten gelinmesin.

Risale-i Nur’a bakışın çoğunlukla eğitim-öğretim ekseninde ve akademik disiplinler çerçevesinde gerçekleşmesi; gazete makalelerinde, internet sayfalarında, Risale derslerinde felsefeyi ve sanatı olumsuzlayan, bunları dışlayıcı bir hâlin yerleşmesine sebep olmuştur/olmaktadır. Akademisyen ve Eğitimci bolluğunun yaşandığı şu zamanda, ülke/dünya çapında Risaleleri tanıtacak/anlatacak entelektüel zekâların, sanat/felsefe/bilim insanlarının ortaya çık(a)mayışının; böyle bir konuma gelebilecek insanların da “kötü muameleler”e maruz bırakılmalarının bir sebebi olması gerekir.

Her biri Kur’an’ın bir meziyetini ele alan ve O’ndan “istihraç” eden Risale-i Nur’un yüzotuz kitabında; hiyerarşik ve metodolojik olmayan bir biçimde, 1000 civarında ayetle sınırlandırılmış bir tür konu/olay/ihtiyaç/hikmet tefsiri yapılmaktadır. Bu durum, Risale-i Nur’a “tefsir” payesini vermek için yeterli bir argüman sunar. Bununla beraber hemen pek çok tefsirde rastlanılmayacak kadar yüksek düzeyde bir “dil” kullanan Risaleler zekâyı, zevki ve feraseti okşayan parlak bir “san’at” seviyesini de yakalamıştır denilebilir.

Genel tefsir geleneğinin donuk bir şekilde seyreden “atıf ve yorumlar”ından farklı olarak; “sünühat” tarzında kalbi, aklı, ruhu ve sırrı kucaklayan interaktif metinlere eşlik eden bir de Üstad’ın kendi müktesebatı ile ortaya koyduğu eserleri vardır. Bu durum, eserlerin kendi içyapısında göze çarpan bir harmoni de üretir. Hem sünühattan hem müktesebattan beslenen Risale metinlerinin bir diğer özelliği –geleneksel tefsir metinlerinde bulunmayan- Kuranî terminolojinin anlaşılabilmesine yardımcı olacak şekilde, Kur’andan, hadis külliyatından, felsefî eserlerden ve büyük kamuslardan derlenmiş eşdeğer/müteradif/benzer kelimelerle geçmiş-bugün arasında köprü olma kaygısını çekmesidir.

Zengin kelime dağarcığı ve tamlamalar, onun hayret veren bir edebi üsluba sahip olmasını da sağlamaktadır.  Risalelerin, klasik tefsir anlayışı açısından pek de alışılmadık bir durum olarak bir ideologya/mefkûre ve filoloji/dil davası da vardır denilebilir.

Belirtilmesi gereken bir diğer husus Külliyat’ın, metin içine derc olunmuş (gömülmüş) bir halde okuyuculara pek çok ayet-i kerimeyi, hadis-i şerifi, ulema ve hükemanın sözlerini aktarmasıdır. Bu durum ayrıca bir çalışmayı, Risale’nin kudsî kaynaklarının ortaya çıkarılması açısından zorunlu kılmaktadır.

At üstünde, siperde ve düşman hattında tefsir yazmaktan geri durmayan aksiyoner bir karakterin heyecanı satırların arasında uç verirken, muhatabını içine çeken bir yapı arzetmektedir. “Yaz Kardaşım” ile başlayan ve ilhâmat tarzında müelllifin ihtiyarını da ortadan kaldıran metinler içeren Sözler ve Şualar; Marx-Engels’in yazışmalarına benzeyen sosyolojik ve psikolojik tahlillerle bezenmiş soru-cevap eksenli mektuplardan müteşekkil Mektubat ve Lem’alar; Blaise Pascal’ın Nietzsche’nin, F.Kafka’nın aforizmalarına benzeyen Mesnevi-i Nuriye ve Lemeât; sınıflandırmakta zorlandığım Sikke-i Tasdik-i Gaybî ve Tarihçe-i Hayat; bir tür tefsir ve beyan usulü (metodolojisi) sunan Muhakemat; mantık altyapısını çerçeveleyen Ta’likât ve Kızıl İcaz;  siyasal arketipler üretebilecek Hutbe-i Şamiyye ve Münazarat; tam bir tefsir şaheseri olan İşarat’ül İ’caz; gazete makaleleri ve nutuklar; şiire yakın ama şiir de denilemeyecek manzum metinler…

Klasik bir tefsir metni standardını çoğu yerde delip geçen bu eserler; kelamcıların ve tefsir üzerine çalışma yapanların olumlu/olumsuz tepkilerini de almaya devam etmektedir.

Bana göre Nurlar bir risaleler, mektuplar, aforizmalar, deneme ve hikâyeler manzumesidir; hem (b)ilim hem tasavvuf hem tefsir hem de sanat ve felsefe unsurlarını hâiz çok özel bir külliyattır. “Bediüzzaman” ünvanına layık bir insanın hayat serencamı, birikimdir. Nurlar şenlikli bir karakteri haizdirler; onları, “tefsir” teriminin dar alanına hapsetmemek ve çabuk değişen şartlara intikal edemeyen klasik tefsirin “kısıt”larına terk etmemek gerektir.

Yukarıda bahsi geçen 15 vazifenin sadece tefsir usulü açısından bir sınıflandırma olmadığını; ilahiyat ilmi ile beraber sosyal bilimler, edebiyat, siyasal bilimler, felsefe ve güzel sanatlar gibi alanları da içine alan bir tavzif olduğunu görmek gerekir. Sadece bir eğitim, öğretim ve tefsir metni olarak muhatap alınmak Risale’nin kendisinin sürekli reddedeceği bir yaklaşım tarzı olacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
3 Yorum