1. YAZARLAR

  2. Ediz SÖZÜER

  3. Risale-i Nur Eğitim Programı-9: Tavşan Deliğinden İçeri!
Ediz SÖZÜER

Ediz SÖZÜER

Yazarın Tüm Yazıları >

Risale-i Nur Eğitim Programı-9: Tavşan Deliğinden İçeri!

A+A-

Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı Dersleri-9: Tavşan Deliğinden İçeri! (Sekizinci Söz)

Eğitim Programı Ön Bilgilendirmesi: Keşif Yolculukları ismini verdiğimiz izahlı ve görsel sunumlu Risale-i Nur Eğitim Programımızın derslerimize bir müddet ara verdik. Eylül ayı içinde yeniden başlamayı düşünüyoruz. Güncel ders programı ve ders konularına https://www.facebook.com/pages/Ediz-Sözüer-resmi-sayfa/1428147924084559?ref=hl adresinden takip edebilirsiniz. Eğer bir değişiklik olmazsa derslerimize Yazarlar Birliği Sümer-1 Sok. No: 11/9 Kat:4 Kızılay/ANKARA adresinde devam edeceğiz. Hem bizi (haddimizin fevkinde olarak üstlendiğimiz) bu önemli iman hizmetinde yalnız bırakmamak ve manen destek vermek için; hem de imanî ilimlerin tahsilinde ciddî bir altyapı kazanmak, Risale-i Nur’u farklı mana açılımlarıyla anlamak ve taze bir heyecanla, alışkanlık ve sıradanlık perdesini kaldırıp atmak için derslerimize katılmanızı arzu ediyoruz.

Eğitim programımızın takdimini ve önceki derslerimizin videolarını, www.youtube.com/c/EdizSözüer Youtube video kanalımızdan bulabilirsiniz. Ders programımızı üstüne bina ettiğimiz “Olağanüstü Bir Hazinenin Keşif Yolculuğu: Risale-i Nur İzah Metinleri” isimli kitap çalışmamızı ise https://yadi.sk/d/09r41tL9ecYUA Yandexdisk adresindeki “Kitaplar (Risale-i Nur İzah Metinleri)” klasöründen indirebilirsiniz. Sunumlarımızda kullandığımız metinlere, videolara ve Powerpoint dosyalarına ise aynı adresteki “Risale-i Nur Eğitim Programı” klasöründen ulaşabileceğinizi ve bulunduğunuz yerde bu tarz sunumları sizin de yapabileceğinizi ifade edelim.

Tavsiye Ettiğimiz Metot: Bu görsel destekli derslerin özellikle (yazının altında yer alan) videosunu izlemeniz ve imkânınız varsa devam eden programlarımıza şahsen katılmanızdır. Bu, büyük önem arz ediyor. Çünkü yazımıza (ders içeriği hakkında fikir vermek için) sadece izah metnini alacağız. Yazılı olarak kaleme alınmış hakikatleri, sözlü ve görsel bir şekilde izlemeniz (kitap çalışmamızda olmayan ilave izahlarla) daha iyi anlama ve hissetme imkânı sunuyor. Böylece sadece akılla anlaşılmayan ve aslında “hissedilen hakikatler” olan iman ilmini anlamakta ve “farklı mana açılımları”na kapı açmakta, en verimli bir metodu takip etmiş oluyorsunuz. Bununla birlikte, eğitim programımızı kitap çalışmamız üzerinden de ciddî bir şekilde okuyarak takip ederseniz, bu pekiştirme yöntemiyle (Allah’ın izniyle) Risale-i Nur’u anlamak noktasında en üst düzeyde bir istifadenin gerçekleşeceğine kuvvetle inanıyoruz. Bu derslere ve bu hakikatlere herkesten evvel kendim müşteri olduğum için, birçok kardeşimle beraber bu manaya en başta bizzat şahidim. Bu çalışmalar ortaya çıktıktan sonra, daha önceden onlarca defa okuduğum yerleri hiç bu kadar iyi anlamamış olduğumu görerek hayret içinde kaldığımı itiraf ediyorum.

Sekizinci Söz (Tavşan Deliğinden İçeri) - (İzah Metni)

Bu sözde önceki tüm temsillerden daha detaylı bir temsille karşılaşıyoruz. Bu çok derin ve ince temsille dinin, dünyanın ve içindeki insanın mahiyetini anlama yolculuğunda, tavşan deliğinden[1] doğruca içeri dalıyoruz. Temsilin bazı noktalarının üzerinde duralım. Yine en önce karşımıza dinin insana teklifinin temel mantığı çıkıyor karşımıza: İki ayrı yol gösteriliyor ve tercih etmek bize bırakılıyor.

Birisinde kanuna ve düzene uymak mecburiyeti var. Bunun karşılığında ise, güvenliğimizin sağlanacağı ve düzene uyanlara bir mükâfat verileceği söyleniyor. Diğer yolda, bir serbestlik var, kısıtlama yok. Fakat yol boyunca tehlikelerle baş başa kalacağımız, koruyucumuz ve silahımız olmadan gitmek zorunda olduğumuz ve yolun sonunda da, düzene uymadığımız için cezaya çarptırılacağımız haber veriliyor. İşte böyle bir durumdaki bir insanın gerçek hürriyetinin, ilk yolda olduğu ve ikinci yolun ise aldatıcı bir serbestlikten ibaret olduğu çok açıktır. Çünkü türlü çeşit tehlikeler içinde bocaladıktan sonra, üstüne bir de cezaya çarptırılacak ve zindana atılacak biri “hür” sayılmaz ve değildir. Ayrıca küçük bir külfetten kaçıp da, büyük bir saadetten mahrum kalmak ve cezaya müstahak olmak da, “akıllılık” sayılmayacaktır.

Temsilde diğer önemli bir nokta, etrafında dönen hadiselerin farkında olmak ve doğru çıkarımlar yaparak, onları anlamlandırmak ve büyük sırrı keşfetmekle ilgilidir. Bir kuyunun içine düşen bir insan, birbiriyle bağlantılı ve bir senaryonun parçasıymış gibi görünen esrarengiz olaylar başına geldiğinde, belli bir noktadan sonra bu işlerin içinde “başka bir iş” olduğunu, “biri tarafından” kastî olarak bu hadiselerin başına getirildiğini, kendisini birinin bir maksat için belli bir yere yönlendirdiğini ve orada sadece şanssızlık eseri olarak tesadüfen bulunmadığı ihtimalini, acaba hiç aklının ucundan geçirmeyecek midir? Elinin altındaki bir ağaçta, binlerce çeşit meyvenin takılı olması sıradan bir olay mıdır? Yoksa çözülmesi gereken bir esrara mı işaret etmektedir? Ya eliyle tutunduğu ve ejderhanın ağzına düşmesini engelleyen ağacın köklerini kemiren siyah ve beyaz iki fareye ne demeli? Oyalanmakla kaybedecek zaman olmadığından, bir an önce bu durumdan kurtulma çaresini bulmak ve uygulamak gerekmiyor mudur? İçinde bulunduğu garip durumu anlamlandırmaya ve çözmeye çalışmak yerine, hiçbir şey yokmuş gibi davranıp, unutmaya ve düşünmemeye çalışan insan, akıllıca bir iş yapmış sayılabilir mi?

Şimdi hakikatin yüzüne bakalım ve görelim. Her birimizin yaşam serüveni, temsildeki adamın başından geçen olaylardan daha mı az tuhaftır?

Bir kuyunun içinden aşağı düşüp de, kuyunun başında bir aslan ve kuyunun dibinde bir ejderha görmek… Kuyunun duvarlarını zararlı böceklerin sarmış olması ve tutunduğumuz ağaçta binlerce ağacın meyve çeşitlerinin bulunması… Şimdi gerçekten insaf edelim, yaşadığımız hayata gönderiliş şeklimiz ve etrafımızdaki şaşırtıcı ve esrarengiz âlemdeki olaylar, daha mı sıradan ve normaldir acaba? En az temsildeki kadar şaşırtıcı ve dehşetli değil midir? Evet, söyleyin lütfen: İçinde yaşadığınız hayatın bu temsildeki gibi dehşetli ve hayatî tehlikelerle dolu olmadığını, gayet sıradan ve normal olduğunu mu iddia edeceksiniz? Her gün yüz binlerce insan dünyaya geliyor, bir o kadarı ölüyor. Nerden geliyorlar? Nereye gidiyorlar? Bu nasıl bir sıradanlıktır? Ölüm, bir aslandan ve kabir, bir ejderhadan daha mı az korkunç? Hayatımızın her anında mücadele ettiğimiz ve her daim canımızı acıtan musibetler, zahmetler, meşakkatler, her türlü üzücü ve zarar verici kötü olay, ısırıcı böceklerden daha mı az yakıyor ruhumuzu? Kazalar ve hastalıklar daha mı az zarar veriyorlar bedenimize? Ve en nihayetinde, aynı topraktan binlerce çeşit meyve ve sebzenin çıkması, misaldeki ağaçtan daha mı sıradan ve normaldir? Söyleyin lütfen.

Hayır, öyle değil. Normal ve adî işler değil bunlar. Sadece alıştık sıradan görmeye. Her an mucize olan hadiseler arasında dolaşırken, gaflet ve alışkanlık perdesi yapıştı gözümüze ve görmez olduk mucizeleri. Şaşırmıyoruz artık hiç bir şeye. Yanlarından geçip gidiyoruz öylece. Tatsız kuru bir odundan, nasıl olup da tatlı, sulu, lezzetli bir meyvenin geldiğine hiç bakmıyoruz. Bir damla su gibi spermden bütün hayvanların yaratılması, yediğimiz bir yemekten bütün vücut azalarımızın şekillendirilmesi normal, sıradan, basit işler değil. Ama öyleymiş gibi kolay ve hızlı yapılıyor hâlbuki. Bunun sebebi ise, yapana kolay ve basit gelmesi. O kadar.

Temsildeki iki adamdan biri, gördüklerinden doğru sonuçlar çıkarabilecek kadar akıllı ve güzel fikirlidir. Tüm bu olayları döndüren ve bir istediği olan gizli bir işleyicinin var olduğunun farkına varabiliyor. Çünkü olaylar birbiriyle ilişkili görünüyor. Sanki birinin isteğiyle ve belli maksatlar için hareket ediyorlar gibi bir şekil ortada görünüyor. Bir tek ağacın, binlerce ağacın meyvesini verdiğini gördüğünde ise, tamamen tereddüdü giderek, bunların normal işler olmadığını idrak ederek, gizemi çözmeye koyuluyor. İşte, o meyvelerin kendisini tanıttırmak ve sevdirmek isteyen birinin ikramları olduğunu ve bu ikramların esas ziyafet yerine davet etmek için numuneler olduğunu anlıyor. Çünkü ikramların çok çeşitli ve güzel olmalarına rağmen, doymaya müsaade edilmemesi bunu gösteriyor.

Tehlikeli ve dehşetli olayların içine, tesadüfen ve bir talihsizlik eseri olarak düşmüş olduğunu zanneden adam ise, etrafını kendine düşman ve zararlı görüyor. Diğer adam gibi, kendisinin tecrübe edilmek için gönderildiğini idrak edemiyor. Bütün senaryoyu çeviren ve kendisine ikram eden ve bulmacayı çözenleri esas ziyafet yerine götürüp ağırlayacak olan perde arkasındaki gizli işleyiciyi tanıyamamış. Ne için burada bulunduğunu anlayamadığından, hep endişe içinde kalıyor. Sarhoşlukla ve düşünmemekle teselli bulmak istiyor. Çünkü ölüm, tüm sevdiklerinden ayıracak ve sahte, dünyevî cennetinden acımasızca dışarı atacaktır.

Hâlbuki mümin için ölüm, sevdiklerine kavuşmadır, ebedî saadete geçiş kapısıdır, şu yükü gayet ağır gelen hayat vazifesinin bitmesiyle mükâfat almaya bir davettir. İşte şu manadaki bir dünya hayatı ne kadar sıkıntılı da olsa, mademki sonucu böyle güzeldir ve sonu güzel biten her şey, güzeldir. O halde, bu dünyayı cennete bir bekleme salonu olarak görmek gerekir. Çünkü sıkıntılar geçici, dünya hayatı kısadır. Ebedî hayat ve saadet ise bitmez uzunluktadır ve nimetleri daimîdir. Bekleme salonunda bulunan bir insanın aklı, beklediği ne ise onunla meşguldür. Hatta beklediği şeyin zamanının gelmesi için sabırsızlanır ve tüm dikkati beklediğine yönelmiştir.

İşte ebedî hayatın gerçekliğini bilen ve ona ciddî çalışarak bu dünyada o saadete kavuşmayı bekleyen bir insan da, aynen böyledir ve böyle olmalıdır. Dünyevî işler, aklının ve zamanının tümünü meşgul edemez, gideceği yeri düşünerek hareket eder, yanında götüremeyeceği şeylere kalbini bağlamaz.

Tıpkı bir bekleme salonunda geçici olarak duran biri gibi…

Keşif Yolculukları Risale-i Nur Eğitim Programı Ders Videosu:

Tavşan Deliğinden İçeri (Sekizinci Söz)

20150619-ediz-sozuer-risale-i-nur-egitim-programi-9--tavsan-deliginden-iceri.jpg

https://www.youtube.com/watch?v=ct98uGbuVrY&index=3&list=PL5bPD7AdvnTxQAgySup9d4qIqN7_HpnGq

 

 

[1] Tavşan deliği: Alice harikalar diyarı filminde, fantastik bir dünyaya geçiş kapısı idi. Bu tabir, bilinmezlikleri keşfetmek manasında kullanılmaktadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.