1. YAZARLAR

  2. Dursun SİVRİ

  3. “Resimli Ay Mecmuası”na karşı,“Haşir Risalesi”
Dursun SİVRİ

Dursun SİVRİ

Yazarın Tüm Yazıları >

“Resimli Ay Mecmuası”na karşı,“Haşir Risalesi”

A+A-

Resmi ideolojinin ladini anlamdaki laiklik düşüncesinin alt yapısının aracıdır “Resimli Ay Mecmuası.” Dinsizlik adına yayın yapan “Din Serisi”nden.

Zındıka fikirleri ile malum Ahmet Cevdet ile komünistlerinin fikir veya ağababası Zekeriya Sertel ve arkadaşlarının çıkardığı bir dergidir “Resimli Ay Mecmuası.”

 

İşte bu mecmuanın Nisan 1927 sayısının kapak konusu zamanın şöhretli isimlerine “Ahirete inanıyor musunuz?” şeklindeki tek soruluk anket üzerindedir. Aslından fikir ısmarlama ve yukarılarda bir yerlerden sipariştir.

 

Uygulama, cumhuriyetin ilk dönemlerinde sözde düşünce hürriyetinin zemininde sivil yayın faaliyeti görünümündedir. Daha sonra bu anket sorularının bir de “Ahiret var mıdır?” şeklindedir. Bu anket ve cevaplarından oluşan ve dergi fasiküllerinde “Din serisi” adında dinsizlik fikirlerinin işlendiği güya dini külliyat olarak yayınlanmıştır.

 

Abdullah Cevdet’in anket sorusuna cevabı “Allah’a imanın büyük bir safdillik olduğunu ve bu inancın insanı tedavisi mümkün olmayan bir hastalık” (haşa) olduğu şeklinde cevap verir. Dolayısıyla ahirete iman da aynı cümleden bir hastalık gibi zındıka fikrini bu dergi ile ilân ederler.

 

Tam bu dönemde Bediüzzaman’ın Barla’da Şamlı Hafız Tevfike “Yaz Şamlııı!!!“ diye karşı dağlarda yankı yapan haykırışı ile yazdırdığı Onuncu Söz’ün telifi aynı dönemdir.

Haşir Risalesi olan Onuncu Söz, “Hem Vacibül Vücudu (Allah’ın olmazsa olmaz varlığını) hem Esma ve sıfatlarını (Allah’ın isim ve unvanlarının), sonra Haşri onlara bina edip ispat ediyor…”

 

Telif tamamlanınca Barlalı tüccar Bekir ağa (Dikmen) ile İstanbul’da basılmak üzere gönderir. Vanlı hemşehrisi Müküslü Hamza’ya ulaştırılmış ilk etapta sekiz yüz adet matbaada basılması sağlanmıştır. Ankara’ya mecliste çalışan yeğeni Abdurrahman vasıtasıyla mebuslara ulaştırılmış. Diğer taraftan bu dağıtım işi ilk talebelerinden Yüzbaşı Hulusi Yahyagil ve Bediüzzaman’ın “Barla Sıddıkları” talebeleri vasıtasıyla dağıtılmıştır.

 

HARF İNKILABI NEDEN İLK OLARAK ISPARTA’DA BAŞLATILMIŞ?

 

Henüz harf inkılabı olmamıştır. Mahmut Esat Bozkurt hatıralarında; Mustafa Kemal’le harf inkılabı kararı ile ilgili şu diyalogu aktarır:

-Yeni yazıyı tatbik etmek için ne düşündünüz?

-Bir on beş yıllık uzun, bir de beş yıllık kısa müddetli teklif var dedim.

Yüzüme baktı,

-Ya üç ayda olur, ya hiç olmaz dedi.

 

hasir_risalesi_maarif_suras.jpgHarf inkılabının ilk uygulamaları Isparta’da başlamıştır. Resmi kabul 1 Kasım 1928 tarihi olmasına rağmen Isparta’da kurslar 12 Eylül 1928 de başlatılmıştır. Acele edilmektedir. Onuncu Söz hem Isparta çevresinde hem Ankara’nın en üst makamlarındaki önemli şahısların eline geçmiş okunmuş ve kabul görmüştür.

 

Yine aynı yıllarda Maarif (Eğitim) Şurasında müfredatlarda ahiretin olmadığını ders kitaplarında yer almasına dair kararı alınmıştır. Bu sırada şura üyelerinden biri Haşir Risalesini okumuştur. Endişesini dile getirerek “Said Nursi bizim çalışmalarımızdan haberdar oluyor” diyor. Tecrit altında ve dış dünyaya kapalı birisinin yazdığı eser nasıl taa Ankara’ya ulaşır?

 

Onuncu Söz aslında büyük bir oyunu deşifre etmiş ehli iman için âdeta çelikten bir sur olmuştur.

Harf inkılabının Isparta’da uygulanmasının altında yeten etkenin Risale-i Nur’un yayılmasını kısa sürede engellemektir.

Yakın gelecekte (1935) gelişecek zulüm süreçlerinde, Eskişehir Mahkemesinde Onuncu Söz etkin bir savunma materyali olarak işe yarayacaktır.

 

Bediüzzaman müdafaasında Onuncu Sözün Ankara’da mebuslar ve bir çok devlet erkanının okumaları ve memnun olduklarını ifade ederek “yüzde yüz mahv olarak planlanan” siyasi oyunu da akim bırakmıştır.

Halbuki Üstad, Eğitim Şurasında ahiretin varlığını inkârı gibi kararlardan haberdar olmadığını, “Kardeşlerim Maarif Şurasının böyle bir karar aldığından benim haberim yoktu. Onların kararına göre Cenab-ı Hak Haşir Risalesi’nin yazılmasını bana ihsan etmiş. Yoksa ben kendi arzum ve hevesimle yazmış değilim. İhtiyaca binaen yazıldı.” (Şualar 891) sözleriyle anlatmıştır.

 

SERBEST FIRKA DENEMESİ

 

Harf inkılabından sonra bir de Serbest Fırka denemesi vardır ki, ilk uygulama alanı yine Isparta vilayeti olmuştur.

Barla’dan Bediüzzaman hakkında günlük, haftalık, aylık raporlar Ankara’ya gider. O kadar sıkı takip edilmesine rağmen Onuncu Söz risalesi yayılırken dokuzuncu söz ortada yoktur. Yirmibeşinci Söz vardır daha önceki sayılar yoktur. Yirmi dokuzuncu mektup vardır, Birinci Mektup yoktur ortada…

 

Ankara, raporları tutan mahalli yöneticilerin görevlerini tam yapamadığı vehmine kapılır. Demek daha bilinemeyen, görülemeyen risaleler milletin eline geçmiş yayılıyor kanaati hasıl olur. Emniyet müdürleri, kaymakam gibi mahalli görevlilerin başka yerlere tayini çıkarılır.

 

Serbest fırka denemesinin asıl amacı tek parti sultasına milletin tepkisi ve Bediüzzaman ve talebelerini rolünü tespit etmeye yöneliktir. Yoksa demokrasi denemesi falan değildir. Ali Fethi Bey’in kurduğu partiye Isparta’dan Arap Salih’in Oğlu Mustafa müteaddit defalar kuruluş izni için telgraf çeker. Sonunda emekli bir asker İzzet bey’in nezaretinde parti kurulur. Parti il başkanı Mustafa Bey, bir nur talebesi olan berber Burhan Çakın’ı da partiye davet eder. Burhan Çakın, Nur talebelerinin siyasetle alâkalarının olmadığını söyleyerek teklifi kabul etmez. Bediüzzaman bu reddiyeden memnun olur.

 

“Kahraman Burhan’ın Serbest Fırkanın reisine verdiği cevap güzeldir. Evet Nurcuların siyasetlerle alâkaları olmaz yalnız iman hakikatlarıyla hayatları bağlıdır” diye oyuna gelinmediğini bir mektubunda bildirir.

 

Sonradan milletin Serbest Fırkaya teveccühü görülünce Menemen Provokasyonu bahane edilerek üç ay gibi kısa bir süre sonra Serbest Fırka kendi kendini fesh eder.

 

Ahir zamanın en dehşetli siyasi dehasına ve hilelerine karşı, “En büyük hile hilesizliktir” prensibinde olduğu gibi, “en büyük siyaset siyasete karışmamak” olarak dehşetli oyunlar, tuzaklar, planlar akim kalmıştır.

 

Evet bu detay bilgileri Mustafa Kemal’in Mart 1930’da Eğirdir’de kaldığında bir sabah emniyet müdürü ile Barla’da Bediüzzaman’ı ziyaret ettiği bilgisi ile gündeme gelen, “Akrebin Kıskacında” kitabından çıkarılan anekdotlardır. Daha neler var neler. Daha önce hiç yayınlanmamış daha birçok bilgi ve belgeler var adı geçen kitapta. (Akrebin Kıskacında, Öfke teslimiyet çıkmazı karşısında Bediüzzaman’ın üçüncü yolu, Ahmet Özkılınç, Nesil yayınları, Ekim 2011, İstanbul.)

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
4 Yorum