1. YAZARLAR

  2. Vehbi KARAKAŞ

  3. Ramazan ayını nasıl yaşamalı ve ona nasıl hazırlanmalı?
Vehbi KARAKAŞ

Vehbi KARAKAŞ

Yazarın Tüm Yazıları >

Ramazan ayını nasıl yaşamalı ve ona nasıl hazırlanmalı?

A+A-

Mübarek Ramazan ayının gölgesi üzerimize düştü. Onu bize, bizi ona kavuşturan Allah’a hamdolsun. Ne verimli bir zemin, ne bereketli bir zaman dilimidir o...

Baharda bitkilerin yeşermesi, gelişip büyümesi için nisan yağmuru ne ise; amellerimizin, iba­detlerimizin bire bin, bire on bin, Kadir gecesi gibi gecelerde ise bire otuz bin karşılık görmesi için de Ramazan ayı odur.

Veya Ramazan ayı ahiret ticareti için açılmış bir sergi, kurulmuş bir pazardır. Aynı zamanda Allah’ın Rububiyet saltanatı karşısında, insanlığın ubudiyyet ve ibadetleriyle resmi geçit yapması için ilan edilmiş bir bayramdır.[1]

İbadette yarışan kullarına, Allah'ın mükâfatının, ödüllerinin dağıtıldığı bir ay olan Ramazan yakında selamun aleyküm diyecek, Allah’ın rahmetini, bereketini, saadet ve selametini sağanak gibi üzerimize dökecek.

Seven sevdiğine kavuşunca nasıl sevinir; Ramazan'a kavuşan müminler de öyle sevinecekler ve sevinmekteler. Onun rahmetiyle birbirini ku­caklayacaklar, mağfiretiyle günahlarını sildirecekler, Cehennem'den kurtuluş müjdesîyle de sıhhat, selâmet ve saa­dete erecekler.

Ramazan gelecek... Hayır muslukları onda açılacak, gafiller onda uyanacak, ölüler onda dirilecek, yolunu şaşırmışlar yolunu bulacak, günahkârlar onda tövbe edecek; buzlar, buz gibi insan­lar onda eriyecek, hayatın ve bereketin kaynağı olan su haline gelecekler. Taşlar, taş gibi insanlar onda toprak olacak, yani toprak kadar mütevazı hale gelecekler, türlü güzelliklere hamile olacaklar, vitaminli meyveler, güzel kokulu güller, bin bir renkli çiçekler doğuracaklar. Güzel kokular saçarak, yani güzel ameller sergileyerek Allah’ın rızasını kazanacaklar.

Sevgili Peygamberimizin de ifade buyurdukları gibi: "Ramazan geldiği zaman Cennet'in kapıları açılır, Cehennem'in kapılan kapanır, şeytanlar zincire vurulur, bağla­nır."[2]

Yine bu hususiyetlerinden ve daha bilmediğimiz nice hususiyetlerinden dolayıdır ki Peygamberimiz bir hadisle­rinde de "İnsanlar, Ramazan'dakileri (tecelli ve lütufları hakkıyla takdir ede) bilseydi bütün senenin Ramazan olmasını arzu ederlerdi."[3] buyurmuşlardır.

Bunun farkına varan kullar, Ramazan ayının gündüzlerini sâim, gecelerini kâim geçirmekteler; dillerini evrad ü ezkâr ve salatü selamlarla meşgul etmekte, hatim indirmekte, iman hakikatlerini mütalaa etmekte, kalbinin kapılarını Hakk'a, kesesinin kapılarını da hal­ka, muhtaçlara açmakta, etraflarına sevinç ve saadet saçmaktadırlar..

EYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN RAMAZAN AYI

Ramazan ayının önemini ve hayata getirdiği bereketi Sevgili Peygamberimiz Şaban ayının son gününde ashabına yaptığı bir konuşmada şöyle dile getirmiştir:

“Ey insanlar! Büyük ve mübarek bir ay yaklaştı, gölgesi başınıza geldi. Bu öyle bir aydır ki, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır.

Allah o mübarek ayın gündüzlerinde orucu farz, gecelerinde nafile namazları (teravih) meşru kıldı. Bu ayda küçük büyük bir hayır yapan insan, başka aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap alır.

Bu ayda bir farzı yapmak, başka aylarda yetmiş farzı yerine getirmek yerine geçer. Bu ay Allah için açlık ve susuzluğun, taat ve ibadetin zorluklarına sabretme ve dayanma ayıdır: Sabrın karşılığı da ancak Cennettir.

İFTAR YEMEĞİ VERMENİN SEVABI

“Bu ay yardımlaşma ayıdır, bu ay Mü’minlerin rızkının arttırıldığı aydır. Bu ayda her kim oruçlu bir Mü’mine iftar yemeği verirse iftar edecek bir şey verirse, yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve cehennemden kurtulmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksiltilmeden iftar yemeği verene de oruç tutan kadar sevap yazılır.”

-Ey Allah’ın Rasülü, hepimiz iftar yemeği verecek güç ve zenginlikte değiliz, dediler. Bunun üzerinePeygamberimiz şöyle buyurdu:

-“Allah bu sevabı, bir hurma, bir yudum su ve bir miktar süt ile iftar yaptıranlara da verecektir.”

ÇALIŞANLARA KOLAYLIK SAĞLAMANIN SEVABI

Daha sonra Peygamberimiz konuşmasını şöyle sürdürdü. “Ramazan ayının başlangıcı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennem azabından kurtuluştur. Bu ay her kim kapısında çalıştırdıklarına kolaylık sağlarsa Allah da onu bağışlar, cehennemden çıkarır.

Bu ayda dört şeyi çok yapınız. Bunların ikisi ile Rabbinizi hoşnud edersiniz; ikisinden de zaten uzak kalamazsınız. Rabbinizi hoşnud edecek iki işiniz; ‘lâ ilâhe illallah’ diyerek Allah’ın birliğine şehâdet etmeniz ve bağışlanma dilemenizdir. Uzak kalamayacağınız öteki iki şeye gelince, onlar da Allah’tan cenneti isteyip cehennemden kurtulmayı dilemenizdir.”[4]

 oruçlu bir insana su verirse Allah ona benim havuzumdan öyle bir su içirecektir ki o cennete gidinceye kadar asla bir daha susuzluk duymayacaktır.”[5] Peygamberimizin şu hadisi de bu manayı destekler mahiyettedir; buyurmuşlar ki:

“Hangi mü’min bir başka mü’minin susuzluğunu giderirse, Allah ona kıyamet gününde ağzı mühürlü yani el değmemiş nefis meşrubatlardan ikram eder. Hangi mü’min bir aç mü’mini doyurursa, Allah onu cennet meyveleriyle doyurur. Hangi mü’min muhtaç bir mü’mini giyindirirse, Allah ona cennetin yeşil libaslarını giyindirir.”[6]

“İşte bereket ayı olan Ramazan geldi. Artık Allah’ın rahmeti sizi kuşatır. O ayda yeryüzüne bol bol rahmet iner. Günahlar affedilir, dualar kabul olunur. Allah sizin iyilik ve ibadette yarışmanıza bakar da, bununla meleklerine karşı iftihar eder. Öyleyse kulluğunuzla kendinizi Allah’a sevdirin. Asıl şakî, bu ayda Allah’ın rahmetinden nasibini alamayan kimsedir.”[7]

RAMAZAN AYININ İLK GECESİ

Hadis-i Şerif’te şöyle buyurulmuştur: “Ramazan ayının ilk gecesi olunca Allah yarattığı varlıklara rahmetiyle bakar. Hangi kula Allah rahmetiyle bakarsa, ona ebedî olarak azap etmez.

Ramazan’ın her gününde cehenneme gitmeyi hak eden çokça insanı Allah cehennemden kurtarır. Ramazan’ın yirmi yedinci gecesi olunca melekler dalgalanır ve Cebbar olan Allah Teâlâ hiçbir kimsenin vasf edemeyeceği şekilde nuru ile tecellî eder ve ertesi gün bayram yapacak olan meleklere şöyle seslenir:

- Ey melekler topluluğu! İşini tam yapan işçinin ücreti nedir? Melekler:

- Ücreti tam verilir, derler. Bunun üzerine Allah Teâlâ:

- Sizi şahit tutuyorum ki, onların hepsini bağışladım, buyurur.”[8]

“Ramazan ayının ilk gecesi girince şeytanlar ve cinlerin azgınları zincire vurularak bağlanır. Cehennemin kapıları kapatılır, hiçbir kapısı açılmaz. Cennet kapıları ise sonuna kadar açılır, hiçbirisi kapalı tutulmaz. Her Müslüman’ın kalbinde hissettiği bir ses yükselir.

-Ey iyiliklere istekli olanlar, hayra yönelin! Ey kötülüğe arzu duyanlar, kendinizi tutun!

Allah’ın bu gece cehennemden kurtardığı pek çok kimseler olacaktır. Bu hal Ramazan’ın bütün gecelerinde tekrarlanır.”[9]

RAMAZAN AYINI AYLARIN SULTANI YAPAN OLAYLAR:

1-Ramazan ayında oruç farz kılınmıştır,

2-Kur’an bu ayda inmeye başlamıştır,

3-Bu ayda semanın ve cennetin kapıları açılmaktadır,

4-Cehennemin kapıları kapanmaktadır,

5-Şeytanlar ve cinlerin azgınları bu ayda zincire vurulmaktadır,

6-Bin aydan hayırlı olan Kadir gecesi vardır,

7-Allah, samimiyetle kendisine yönelen kullarını bağışlamaktadır,

8-Ramazan ayında kılınan nafile ibadetlere sair zamanların farzlarına verilen sevap,  farzlarına ise 70 farz sevabı kadar sevap verilmektedir.

ÖZEL VE SOSYAL HAYATI TANZİM AÇISINDAN RAMAZAN AYI:

Yardımlaşma ve dayanışma ayı. Fitre, Zekat ve sair sadakalar genellikle bu ayda verilir.

Tefekkür ve muhasebe ayı. İnsanlar geçmişi, geleceği ve bu günü düşünerek ölmeden önce kendilerini hesaba çekerler.

Tövbe-istiğfar ve kabul ayı. İnsanlar, hatalarından dönerler, Allah’a sığınırlar, Ondan bağış isterler ve kabul edilmelerini beklerler. Kullar birbirlerinden özür dilerler, helallık isterler.

Sabır ayı, nefse hakimiyet sağlama ayı.

Muhabbet ayı, muhabbet fedailerinin başı ve başkanı olan şefkat peygamberine biat yenileme yani izinden ve sözünden ayrılmayacağına dair söz verme ayı.

Kur’an öğrenme, meal ve tefsirleriyle birlikte onu okuma ayı,

Koruyucu hekimlik açısından tedavi ayı. Ramazan, insanın sağlığına zarar veren her şeyden insanı kurtarma ayı.

Ramazan egoistliği, bencilliği yıkan, insanı diyergam yapan, başkalarını da düşündüren bir aydır.

KELİME ANLAMI AÇISINDAN RAMAZAN AYI:

1-Ramazan,  “remdâ”dan ele alınırsa bu yeryüzünü yıkayan yağmur demektir. Onun gibi Ramazan da iman ehlinin günahla kirlenen kalplerini temizler.

2-Bu kelimenin bir manası da: Kızgın yerde yalınayak yürümekle yanmaktır. Ramazan ayında da açlık, susuzluk hararetinden ıstırap çekilir veya oruç hararetiyle günahlar yakılır.

3-Ramazan’ın Esma-ı Hüsnâ’dan olduğu doğru ise Şehr-i Ramazan demek daha güzeldir. Zaten Kur’an da öyle zikredilmiştir. Ve Allah’ın rahmetiyle günahların yanması, yıkanması düşünülmüştür. Büyüklerimiz de herhalde bunun için olsa gerek Ramazan değil, “Ramazan-ı Şerif” demişlerdir. Bir hadis-i Nebevî de: “Evveli Rahmet, ortası mağfiret, sonu ateşten kurtulmak” diye anlatılan Ramazan ayının en mübarek bir gecesi Kur’an’ın inişine başlangıç olmuştur. Bu ayette de buna dikkat çekilmiştir.[10]

KUR’AN AYI OLMASI AÇISINDAN RAMAZAN AYI:

Ramazan ayı Kur’an ayıdır. Alem-i İslam ise bir mescid gibidir. Hafızlar, Kur’an’ı o mescidde yerdekilere işittiriyorlar. Ehl-i İslam içinde orucunu yiyenler, mescidde yemek yiyen laubali adamlar gibi olurlar. Herkesin ibadetle meşgul olduğu ve Kur’an okuduğu veya dinlediği bir mescidde, birilerinin yeme, içme ve eğlenme ile zaman geçirmeleri utandırıcı bir davranıştır. Kur’an Ramazan ayında nazil olmuş, Kadir gecesinde inmeye başlamıştır. Kur’an okurken, veya okunurken yeni nazil olduğu ana ve zamana hayalen giderek okumak ve dinlemek gerekir.[11]

Ramazan ayını fırsat bilmeli, Kur’an okumayı bilmeyenler, öğrenmeli. Bilenler ise hem Arapça orijinalini, hem de mealini okuyarak Kur’an kültürüne sahip olmalıdır. Kur’an okuyan Allah’la sohbet etmiş olur. Zikir, fikir ve şükür denilen üç ibadeti yerine getirmiş olur. Kur’an’ın emirlerini tutan, yasaklarından kaçınan da cenneti bulur; hem bu dünyada hem de ahirette.

Kur’an okuyanın latifeleri nurlanır, ruhu rahat eder, kalbi huzura kavuşur, şefkat ve merhamet duyguları harekete geçer, sevgi ve kardeşlik duyguları artar, kin ve nefret duyguları azalır, hatta tükenir. Fert ve toplum anarşi ve terörden kurtulur. 

Cenab-ı Hak Kur’an hakkında buyuruyor ki: “Allah sözlerin en güzelini indirmiştir.”[12] “O takva sahipleri için doğru yolun tâ kendisidir.”[13] “Gerçekten bu Kur’an, en doğru yola iletir.”[14]

Sevgili Peygamberimiz de Kur’an hakkında şöyle buyurmuş: “Evvelkilerin ve sonrakilerin ilmini isteyen Kur’an’ı okusun.”[15] “Kur’an zenginliktir. O varsa fakirlik olmaz. O yoksa zenginlik olmaz.”[16] “Kur’an, bir ucu Allah’ın, diğer ucu da sizin elinizde olan bir iptir. Ona sımsıkı tutunursanız ondan sonra ebedî olarak sapmaz ve yok olmazsınız.”[17] “İçinde Kur’an’dan biraz bir şey bulunmayan kimse harab olmuş ev gibidir.”[18] “Ümmetimin ibadetinin en faziletlisi Kur’an okumaktır.”[19] “Evlerinizi namaz ve Kur’an okumakla süsleyiniz.”[20]

“Resulullah (s.a.v) buyurdular ki: Kalbler, demirin paslanması gibi paslanır.”

- Onun cilası nedir ya Rasulullah, denildi. Buyurdular ki:

- “Kur’an okumak ve ölümü hatırlamaktır.”[21]  “Hafız olup ta Kur’an okuyan kimse melaike-i kiram ile beraberdir. Kendisine zor geldiği halde Kur’an okuyana ise iki mükâfat vardır.”[22]

 “Kim Kur’an’ı okur, Onu ezberler[23] helalini helal bilir yapışırsa, haramını haram kılar sakınırsa[24] Allah onu cennetine sokar ve ailesinden cehenneme girmeyi hak etmiş on kişiye şefaat edip kurtarma hakkı tanır.”[25] “Ümmetimin en şereflileri Kur’an’ı ezberleyen ve Onu yaşayanlardır.”[26]  “Sizin en hayırlılarınız Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.”[27]

“Karanlık gece baskınları gibi fitneler çıkacak, anarşi ve terör olacak.” onlardan kurtuluş nasıl olacak Ya Resulallah? Denilince Resulullah (s.a.v)  buyurmuşlar ki: “Kurtuluş Allah Tealanın kitabıyla olacaktır. Onda sizden öncekilerin ve sonrakilerin haberi vardır. Aranızdaki anlaşmazlıkların çözümü vardır. O şaka değil, her şeyi açık seçik ortaya koyan ciddi bir kitaptır. Onu tecebbüren terk edenin Allah belini kırar. Doğru yolu onun dışında arayanı Allah sapıtır. O Allah’ın kopmaz ipi, apaçık nurudur, hikmetli zikri ve doğru yoludur. Onun sayesinde keyifler sapmaz, görüşler dağılmaz. Alimler onlara doymaz, takva ehli ondan usanmaz, onun ilmini tahsil eden ileri gider, onunla amel eden mükâfatını alır. Onunla hükmeden, adaletle hükmetmiş olur. Ona sımsıkı sarılan doğru yolu bulur.”[28]

“Gözlerinize ibadetten nasibini veriniz.” dediler ki:

- “Gözlerin nasibi nedir, Ey Allah’ın Resûlu?”

Resulullah (s.a.v):

- “Mushafa (Kur’an’a) bakmak, Ondakileri düşünmek ve inceliklerinden ibret almaktır.” buyurdu[29]

“Kişinin Mushafsız okuması bin derece, Mushafa bakarak kıraati ise ikibin derece fazladır.”[30]

KUR’AN’IN İNİŞİNİN ETKİLERİ:

Kur’an’ın inişine sahne olan zaman dilimleri diğer zamanlara çok fark atmıştır. Mesela:

1-Levh-i Mahfuz’dan dünya semasına toptan indiği geceyi Berat gecesi haline getirmiş,

2-Dünyaya indiyi Ramazan ayını ayların sultanı yapmış, bereketlendirmiş, nurlandırmış, saadetlendirmiş, rahmet, mağfiret ve cehennemden kurtuluş ayı haline getirmiştir.

3-Ramazan ayı içinde peyderpey inmeye başladığı geceyi “Kadir gecesi” yapmış ve o geceyi bin aydan daha hayırlı bir gece haline getirmiştir.

4- Bütün işlerin saadet ve selametle düzene sokulması için sayısız denilecek miktarda meleklerin ve Cebrail’in o gece şafak sökünceye kadar inişi gerçekleşmiştir.

GÜNAHLARIN AFFEDİLMESİ AÇISINDAN BİR FIRSAT AYI

Rivayet edilmektedir ki:

Cebrail (a.s) gelmiş, Resul-i Ekrem’e ben beddua edeceğim, sen “amin” diyeceksin demiş. Ve Cebrail (a.s) başlamış:

Ey Allah’ın Rasulü! Kimin yanında senin adın söylenir de sana salat u selam getirmezse, onun burnu yere sürtülsün! Kim anasına-babasına veya onlardan birine kavuşur da onlara hizmet etmez ve onları memnun etmezse onun da burnu yere sürtülsün. Allah onu da bağışlamasın, rahmetinden uzaklaştırsın. Kim Ramazan ayına kavuşur da onun hakkını vermez, orucunu tutmaz, sadaka ve zekatını vermez, Ramazanın hayır ve bereketinden  istifade etmez ve bağışlanma mücadelesi vermezse onun da burnu sürtülsün!”

Sevgili Peygamberimiz bu ihbarıyla ümmetinin dikkatini çekmiş, adetâ bu üç rahmet fırsatını kaçırmayın, demek istemiştir. Ve yine buyurmuşlardır ki. “Kim inanarak ve Allah’ın rızasını düşünerek Ramazan’ın orucunu tutar ve Kadir gecesinin namazını kılarsa geçmiş günahları bağışlanır.”[31]

DİKKAT! RAMAZAN AYI KİMİLERİ İÇİN RAHMET, KİMİLERİ İÇİN DE AZAP AYI OLABİLİR!

Ramazan, Müslümanların fevkalâde hürmet etmesi gereken bir aydır. Eğer Müslümanlar bu hürmeti göstermezler, oruçlarıyla, zekatlarıyla, namazlarıyla, güzel ahlaklarıyla yani helallerle yetinip haramlardan uzak durmakla Ramazan ayının hakkını vermezlerse, vermek için gayret göstermezlerse; bu nimet, mağfiret, rahmet ve bereket ayı böyleleri için nıkmet, azap ve felaket ayı olabilir. Allah’a sığınırız. Nitekim Kur’an, mü’minlere rahmet ve şifadır. Ama ona inanmayan veya inanıp ta onun prensipleriyle oturup kalkmayanlara da zarar ve ziyandır. Kur’an böylelerini “zalimler” olarak nitelemektedir.[32] Neden? Çünkü Kur’an, Allah’ın emri ve kelamıdır. Allah’ın emrine kulak asmamanın veya sözünü dinlememenin cezasıyla, başkasını dinlememenin cezası bir değildir.

Cenab-ı Hak, insanoğlunun günahlara karşı cesaretini bildiğinden şefkat ve merhametinin gereği olarak Kadir gecesini Ramazan ayının gecelerinde saklamıştır. Hem her geceyi kadir gecesi olarak değerlendirsinler, çok çok mükâfata nail olsunlar; hem de Kadir gecesini bile bile günah işleyip de büyük büyük cezaya çarpılmasınlar. Çünkü sahanın otoriteleri, bir insan Kadir gecesini bilse ve o geceyi ibadetle ihya etse bin ayın sevabını kazanacak ve yine Kadir gecesini bilse, bile bile isyan etse ve günah işlese o zaman da bin ayın günahını kazanacaktır.[33]demişlerdir.

Hz. Peygamber (s.a.v) beraberinde Hz. Ali (r.a) olduğu halde mescide girdi ve uyuyan birisini gördü de:    

-Ey Ali! Onu uyandır, abdestini alsın, buyurdu. Hz. Ali, adamı uyandırdı, sonra da Resulullah Efendimize sordu:

-Ya Resûlellah! Şüphesiz ki Sen hayırlı hizmetleri yapmada hep öncüsün, hepimizin önünde gidersin. Bu adamı Sen neden uyandırmadın? Cevap çok ilginç:

- Onun seni reddetmesi küfür (inkâr) olmaz. Ama beni reddetmesi onun inkâra düşmesine sebep olurdu. Küfür yani iman esaslarından birini inkâr sınırsız bir cinayettir. Ben böyle yaptım ki reddettiği takdirde cinayeti,  büyük olmasın, hafif olsun.

İşte Peygamber’in (s.a.v) rahmeti, şefkati bu. Sen buna Allah Telâ’nın rahmetini, merhametini kıyas et.[34] Böylece Allah’ın Kadir gecesini saklamaktaki rahmetinin sırrını ve sınırsızlığını anla.

RAMAZAN AYI RAHMET VE ŞİFA AYI

Mü’minlere şifa ve rahmet olan Kur’an’ın, Ramazan ayında indirilmesi de Ramazan ayının şifa ve rahmet olduğuna ayrı bir delildir. Yukarıda da belirtildiği gibi Ramazan ayında göklerin ve cennetlerin kapıları açılır, rahmetler, bereketler, şifalar, saadetler saçılır. Şeytanlar zincire vurulur, cehennemin kapıları kapanır, sevgi, saygı, barış ve kardeşlik her yere hakim olur.

Son olarak diyebiliriz ki, Ramazan ayı, Hz. Yakub’un 12 oğlu içindeki Yusuf peygambere benzer. Yusuf Peygamber nasıl diğer günahkâr ve suçlu kardeşlerini affetti ve onların affedilmesine vesile oldu ise, Ramazan ayı da diğer on bir ayın günahlarının affedilmesine vesile olmaktadır. Yeter ki Ramazan ayının gereklerini yerine getirelim, onu ihya edelim, tevbe ve istiğfar edelim. Tatlı sözler söyleyelim, melekleşelim, kırıcı olmayalım. Bol bol sadaka, özellikle de fitrelerimizi fazlasıyla verelim. Dertlilere derman, çaresizlere çare olalım. Hele akıbet ve ahiret endişesinden kaynaklanan hüznü içimizde taşısak da, istiğfarı dilimizden, tebessümü yüzümüzden hiç eksiltmeyelim.

Ramazan-ı Şerifiniz mübarek olsun, Alah hepimizi bağışlasın, aile efradınızla beraber Kadir gecesine ve daha nice bayramlara kavuşasınız. Siz cennete giderken dualarınızla bu fakirin elinden tutmayı da unutmayasınız.[35]



[1] bkz. Nursî, Said, Mektubat, 29. mektup

[2] Buhari, Savm, 5; Müslim, Sıyam, 1; Muvatta’, Sıyam, 59

[3]İbn-i Huzeyme, Sahîh, III, 190

[4] İbn Huzeyme, Sahih, III, 191-192, (Thk. M.M. A’zamî), Beyrut, 1975.

[5] Münzirî, II, 94; et-Terğib ve’t-Terhib II:94-95

[6] Ahmet b. Hanbel, III, 13

[7] et-Terğib ve’t-Terhib, II:99

[8] et-Terğib ve’t-Terhib, II:434

[9] Buharî, Savm 5; Müslim, Sıyam, 2; Nesaî, Sıyam, 4,5; Ahmed b.Hanbel, II, 281

[10] Yazır, a.e. s, 643-644

[11] Bkz. Nursî, Aynı eser, 390

[12] Zümer, 39/23

[13] Bakara, 2/2

[14] İsrâ, 17/9

[15] ez-Zerkeşî, el-Burhan, I, 454; Yazır, Hak Dini Kur’an Dili I, 31

[16] es-Suyûtî, el-itkan, IV, 103; el-Münavî, Feyzü’l-Kadir, IV, 535

[17] el-İtkan, IV, 104

[18] Tirmizî, Fezailü’l-Kur’an, 18

[19] el-İtkan, I, 105

[20] A.e. I, 105

[21] Mekkî, Muhammed, Nihayetû’l-Kevli’l-Müfid, s. 251

[22] Buharî, VI, 80; Sahihu Müslim bi Şerhi’n-Nevevî, VI, 84;

Tirmizî, Fezailü’l-Kur’an, 13

[23] İbn-i Mace, I, 78

[24] Tirmizî, Fezailü’l-Kur’an, 13

[25] İbn-i Mace, I, 78

[26] Münavî, Feyzu’l-Kadir, I, 522

[27] Buharî, Fezailü’l-Kur’an, 21; Tirmizî, Fezailü’l-Kur’an, 15; İbn-i Mace, I, 76; Ebu Davud I, 336

[28] Tirmizî, Fezailü’l-Kur’an, 14; Yazır, a.g.e. I, 30-31

[29] Aynî, Umdetu’l-Karî IX, s. 336

[30] Tebrizî, Vliyyüddin muhammed b.Abdullah, Miskâtü’l-Mesabıh, I, 668; Süyûtî, el-itkan, I, 110; Münavî, Abdurrauf, Feyzu’l-Kadir, şerhu Camiu’s-sağır IV, 513; Karakaş, Vehbi, Niçin Kur’an, s. 103-105

[31] Buharî Leyletü’l-Kadr, 322; Müslim, Sıyam, 213; Ebu Davud, Ramazan, 3

[32] bkz. İsrâ, 17/82

[33] bkz. Fahrurrazi, Tefsir-i Kebir, XXXII, 28-29

[34] A.e, aynı yer.

[35] KARAKAŞ, Vehbi, Üç Aylar, Kutlu Ay ve Günler, Kandil Geceleri, 80-92 Ayfa Yayınları, İstanbul-2012

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum