1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Osmanlıca alfabe değil, bir kültür
Osmanlıca alfabe değil, bir kültür

Osmanlıca alfabe değil, bir kültür

15’inci asra ait Osmanlıca mektupla şimdiki Türkçe arasında fark olmadığını belirten Prof. Dr. İsmail E. Erünsal, Osmanlıcayı 15 günde okutuyor.

A+A-

Osmanlıca tartışmaları sürerken Milli Eğitim Bakanlığı’nın son iki yıl verilerine göre Osmanlıca kurslarına katılımda patlama var. İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. İsmail E. Erünsal ise ‘Osmanlı’ deyince akla ilk gelen isimlerden biri. Hayatının 50 yılını Osmanlı kitaplıklarında geçiren Prof. Dr. İsmail E. Erünsal, yaklaşık 40 yıllık araştırmasının ürünü makalelerini, Timaş Yayınları’ndan çıkan Osmanlı Kültür Tarihi’nin Bilinmeyenleri adlı eserinde topladı. 

- Türkiye, Osmanlı kültür tarihine dair yeterli ve doğru bilgi sahibi mi?

Bu sorunun yanıtı menfi maalesef. Matbaa ve kütüphaneler kurulmuş, ilmiye yani vakıf teşkilatı, medreseler var ama haklarında doğru dürüst bir şey yok. Osmanlı kültür tarihine dair bir şey çıkarmak maden işçiliği gibi. Binlerce belgenin içine girip bilgi kırıntılarını bir araya getirmelisiniz. Bu da zor bir iş ve bu yüzden Osmanlı kültür tarihine dair ciddi bir şey yok.

OSMANLICA DAHA TÜRKÇEYDİ

- Osmanlı kütüphanelerindeki altı asırlık dönemi tararken, Osmanlıca ve günümüz Türkçesine çeviri arasında zorluk yaşamadınız mı?

İstanbul Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi’nde yıllarca Osmanlıca okuttum. Öğrencilerim genellikle kolej ve farklı kültürlerden gelmekteydi ve ‘Osmanlıca’ deyince ‘Nasıl öğreneceğiz?’ diye dehşete düşerlerdi. Onlara ‘Arap alfabesi problem değil, iki haftada öğrenirsiniz. Şimdi ilk Osmanlıca kelimeyi okutacağım size’ diyordum. Bir ‘B’ harfi yazıyor ve ‘Bu B harfidir’ diyordum, bir ‘A’ harfi yazıyor ve ‘Bu da A harfidir’ diyordum. İki tane B ve A’yı yan yana yazıp ‘Okuyun’ diyordum, ‘Baba... Aaa okuduk’ diyorlardı. Osmanlıca alfabe değil, bir kültür.

- Osmanlıcayı öğrenmek için sadece alfabesini değil kültürünü öğrenmek gerektiğini söylüyorsunuz.

Alfabe işin en kolay tarafı, 15 günde öğretiyoruz. Ama ondan sonra geride altı asırlık Osmanlı kültür mirası, ondan önce de bir İslam kültürü mirası var ona eklenmesi gereken.

- Osmanlıca nedir efendim? Türkçe, Arapça, Farsçadan doğan farklı bir dil mi, Türkçenin bir dönemi mi?

Osmanlıca, Osmanlıların kullandığı bir dildir, Türkçedir. Türkçenin bir döneminde, o döneme ait kelimelerle kullanılan bir dildir ama neticede Osmanlıca, Türkçedir. Osmanlıca dediğimizde saray ve çevresinin kullandığı dili ele alıyoruz. Ama Osmanlı vatandaşları bizden farklı konuşmuyordu.

- O zamanki Osmanlıca aşağı yukarı şimdiki Türkçe gibi miydi?

Aşağı yukarı değil, tamamen senin gibi, bu dili konuşuyorlardı.

- Dil yaşayan bir varlık. Zamanla kelimeler, cümleler hiç mi değişmez?

Kullandıkları kelimeler bugünkünden çok daha Türkçeydi.

- Biz çok daha farklı biliyoruz bu durumu. Dilde sadeleştirmeyle, Türkçenin Arapça ve Farsça etkisinden kurtarıldığı şeklinde.

Yunus Emre’nin 14’üncü yüzyıldaki şiirlerinde ‘Sayrı’ ile ‘Hasta’, ‘Sin’ ile ‘Mezar’ dediğini anlayabilir misiniz, anlayamazsınız. Ama bu kelimeler Anadolu Türkçesi. Mesela ‘S’ ve ‘Ş’ seslerinde değişim olmuş.’Uşak’ derken ‘Ş’ sesi gitmiş, Batı Türkçesinde kelime ‘ufak’ olmuş. ‘Bizim uşaklar’ dendiğinde uşağı değil ufak çocukları kasteder, değil mi? Her dönemin kendine göre böyle kelime haznesi var. Ama halk dili aynı. 15’inci yüzyılda yazılmış bir Osmanlı mektubunu okuyun, bugünkü Türkçeden farkı yok. İçinden bilmediğiniz Arapça ve Farsça bazı kelimeler çıkar sadece. Yeni kelimeler uydurulmuş, onlar kaybolmuş gitmiş.

- Uydurma deyince... Mehmet Genç, Redhouse sözlüğünde İngilizcede ve Osmanlıca 120 bin kelime bulunurken günümüz Türkçesindeki 80 bin kelimeye karşılık İngilizcenin bir milyon kelimeye ulaştığına dikkat çekiyor. Sadeleştirme sırasında dilin fakirleştiği açık ama olumlu şeyler de yaşanmamış mı? Örneğin, TDK ‘uçmak’ fiilinden ‘uçak’ kelimesini üretmiş. Bugün ‘tayyare’ demektense ‘uçak’ demek daha kolay değil mi? Gayet güzel örnek. Şimdi ‘Tayyare’ diyen gördünüz mü? Hiçbir şey yüzde yüz iyi veya kötü değildir. 

Röportaj: Selim Efe Erdem
Star

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
İlgili Haberler