1. YAZARLAR

  2. Nurettin HUYUT

  3. Ordu da bir cemaat mıdır?
Nurettin HUYUT

Nurettin HUYUT

Yazarın Tüm Yazıları >

Ordu da bir cemaat mıdır?

A+A-

Cemaat artık Türkiye’nin bir gerçeği. Kimse bu gerçeği es geçemez. Türkiye’de artık cemaat deyince Said Nursi’nin öncülüğünde kurulmuş topluluklar akla geliyor. Yani, cemaat kelimesi artık farklı bir mana ile ifade edilir olmaya başladı.

 

Oysa cemaat deyince eskiden cami cemaati akla gelirdi.

 

Cemaat kelimesi cem olmak toplanmak veya topluluk anlamına geliyor. O nedenle henüz cemaatler oluşmadan Risale-i Nurları yazmış olan Üstad Hazretlerinin de her topluluk için bu kelimeyi kullandığını görüyoruz.

 

Birkaç örnek vermek gerekirse:

 

“Bütün mahlûkat nâmına, kâinatın cemaat-i kübrâsı ve cemiyet-i uzmâsındaki ibâdât ve istiânâtı Ona takdim etmek” (Sözler 9. Söz sh. 50)

 

“Şimdi gel, bu dairelerin ve cemaatlerin (geçmiş asırlardaki İslam taifelerin) bâzı rüesâlarına ki” (Sözler 10. Söz Sh.57)

 

Şu bahtiyar cemaat, o Resûlü dinleyip, Kur'ân'a kulak verdiler. (Sözler 11. Söz Sh. 114)

 

“Cemaatlerin râbıtalarında unsuriyet, milliyet yerine "râbıta-i dinî ve sınıfî ve vatanî" kabul eder.” (Sözler 12. Söz Sh.122)

 

“Müteaddit eşya bir cemaat şekline girse, bir şahs-ı mânevîsi olacaktır.” (Sözler 14. Söz Sh.152)

 

“Şu mânâ-i ulvî ve küllî, muhtelif derecelerde, bayram namazında, yağmur namazında, husûf küsûf namazında, cemaatle kılınan namazda bulunur.” (Sözler 16. Söz Sh.183)

 

“Hem, bilirsin, küçük bir adam, küçük bir haysiyetle, küçük bir cemaatte, küçük bir meselede, münâzaralı bir dâvâda hicabsız, pervâsız, küçük fakat hacâletâver bir yalanı, düşmanları yanında, hilesini hissettirmeyecek derecede teessür ve telâş göstermeden söyleyemez.” (Sözler 19. Söz Sh.216)

 

“Kur'ân-ı Hakîm, enbiyâları, insanın cemaatlerine terakkiyât-ı mâneviye cihetinde birer pîşdar ve imam gönderdiği gibi” (Sözler 20. Söz Sh.231)

 

“Ammâ mezheb-i hak olan Ehl-i Sünnet ve Cemaat derler ki:” (Sözler 21. Söz Sh.250)

 

“İşte, hem şu sırdandır ki, bâtın-ı umûra gidip, Sünnet-i Seniyyeye ittibâ etmeyerek, meşhudâtına itimad ederek yarı yoldan dönen ve bir cemaatin riyâsetine geçip bir fırka teşkil eden fırâk-ı dâllenin bütün imamları hakâikın tenâsübünü, muvâzenesini muhâfaza edemediğindendir ki, böyle, bid'aya, dalâlete düşüp, bir cemaat-i beşeriyeyi yanlış yola sevk etmişler. İşte bunların bütün aczleri, âyât-ı Kur'âniyenin i'câzını gösterir.” (Sözler 25. Söz Sh.407)

 

“Cemaat ferde karşı rüçhanı olamaz” (Sözler 29. Söz Sh.486)

 

“İşte, bütün mevcudât gibi, her bir zerre ve zerrâtın her bir tâifesi ve mahsus her bir cemaati, lisân-ı hal ile, "Bismillâh" der, hareket eder. (Sözler 30. Söz Sh.513)

 

“Ve o tabur ise şu asrın cemaat-i İslâmiyesidir.” (Sözler 5. söz sh.29)

Görüldüğü gibi her kesim için kullanmıştır. Hatta, ordunun taburlarını, bölüklerini ve kıtalarını da cemaat kelimesi ile tavsif ediyor. Demek ki, “cemaat” kelimesi bir çok değişik anlamda kullanılabiliyor. Ama genel olarak aynı amaç etrafında toplanmış toplulukların bu sıfatla tavsif edildiği bir gerçektir.

 

Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, Bediüzzzaman Hazretleri yetiştirdiği talebelerine Cemaat denmesini planlamış değildir. Peki nasıl olduda Nur talebelerinin oluşturduğu guruplara cemaat denir oldu? İşte burada bu soruya şu şekilde cevap vermek mümkün; Şartlar bu kelimenin bu şekilde kullanılmasını doğurdu diyebiliriz.

 

Bazen tarikat guruplarına da cemaat dendiği de oluyor. Ama, gerçekte onlar için cemaat demek bu kelimeye yüklenen misyona ters düşer.

 

Bediüzzaman Hazretleri “bu zaman tarikat zamanı değil, cemaat zamanıdır” derken bu farklı durumu vurgulayarak ortaya koymuş oluyor. Madem Nur Talebelerinin oluşturduğu topluluğa cemaat deniyor. Ve bu isim onları tarif ediyor ve onlarla özdeşleşmiş. O halde tarikat guruplarına cemaat denmesi doğru olmaz. Çünkü, onların yapısal durumu Nur Talebelerinin yapısal durumuna benzemez, farklı bir yapıya sahipler.

 

Bu kelimenin gerçek anlamını elbette uzmanı olanlar daha iyi açıklayacaklardır. Ama bir gerçek var ki, hiç kimse o gerçeği değiştiremez. O da; bu kelimenin bundan sonra ülke gündeminden hiç düşmeyeceğidir. O nedenle herkes bu kelimeyi doğru telaffuz etmeye alışsa iyi olur.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
3 Yorum