1. YAZARLAR

  2. Ahmet AKCAN

  3. O’na iman son(suz)a ikan
Ahmet AKCAN

Ahmet AKCAN

Yazarın Tüm Yazıları >

O’na iman son(suz)a ikan

A+A-

İnsan, ipi boğazında istediği yerde otlansın diye, şu dünya misafirhanesine gönderilmiş başıboş bir varlık değildir. Sergüzeşt-i hayatiyesine ait en safi, hatırat-ı kalbiyesine ait en hafi halleri Evvel, Ahir, Zahir ve Batın isimleri ile ihata edilen, Hafîz ismi ile her hali kaydedilen, hülasa-i kâinat ve halife-i mevcudat keyfiyetinde yaratılmış bir abd-i mükellef ve müşerreftir.

Vücudunun ecza-i asliyesiyle Halık’ın vahdetine delalet, azalarının hüsn-ü san’atıyla esmasına şehadet, istidatlarının vüs’ati, ebede uzanan müyulatı, der’akab firak ile acılaşan mülakatı ile daimi bir hayatın varlığına işaret eden bu aciz insanın, ebedi bir saadete yahut daimi bir şekavete, namzet olarak halk edildiği şüphe götürmez bir hakikattir.

Ebedi bir hayatı kabul cihetiyle bir kısım insanların “ya yoksa” vesvesesi içinde bocaladıkları, diğer bir kısmının ise “ya varsa” şüphesi ile gelgitler yaşadıkları, vakitlerini ve hayatlarını zayi ettikleri görülmektedir.

İmanı ağzına almış, boğazın altına indirip gönlüne sindirememiş, “ya yoksa” fikriyatından arınamamış müslümanların mesuliyetlerini ihmal etmeleri ile ikinci bir hayatı kabul noktasından “ya varsa” hissiyatı ile Bayramdan Bayrama, Cuma’dan Cuma’ya mükellefiyetlerini ifa eden modern müminlerin(!) yaşantılarında, inkâr edenlere benzer özellikler sergilenmektedir.

Nur-u Kur’an’ın küfr-ü mutlakı, meşkûk bir küfre tahvil etmesi gibi, maddiyunluk taunu da müminlerin, dünya ile eğleşme/dünyevileşme illetine müptela olmalarına sebebiyet vermektedir. Bu yüzden bir kısım müminlerde, inandıkları değerler açısından şüpheler içerisinde karmaşık kişilikler müşahede edilmektedir.

Var sayılan, ancak varlığından bir türlü emin olunamayan ahiret adına duyulan vesveseler, örtünmek için değil, görünmek için giyilen dar-açık/daracık elbiseler, hangi niyetle kurulduğu kime hizmet ettiği bilinmeyen müesseseler, bu duygunun dışa yansıyan misallerinden birkaçıdır sadece... Hepsinin altında “emin olamama” hissiyatı yatmaktadır.

Binaenaleyh gayba iman, ahirete yakin[1] isteyen Kur’an; iman ile ikanın dakik bir farkını ehl-i tahkikin nazarlarına takdim ederek, şek ve şüphelere medar haşir meselesinde, tasdikten ziyade, “emin olma” hissiyatının ifadesi olan yakin’in ehemmiyetine dikkat çekmektedir.

Bununla, ehl-i kitabın/mektebin iddia ettikleri, ancak yaşantıları ile ispat edemedikleri imanın, mecazi/sanal bir iman olduğu bildirilmektedir.[2] Yani, ahireti tasdik noktasında yakin nurundan uzak bir imanın, kesin/sağlam bir iman olmadığını söylemektedir.

Evet, Allah’ı ve ahireti inkâr ikidir. Biri lisan ile malum inkârdır; diğeri fiiliyat ve fikriyat ile zahir olan inkârdır. Yani, Allah yokmuş gibi konuşma, ahiret yokmuş, hesap kitap yokmuş gibi yaşama, bir nevi Allah’ı ve ahireti inkâr etmek demektir.

“Onlar ahireti (dirilişi) değil, (asıl) Rabb’lerini inkâr ediyorlardı”[3] ayeti; son(suz)a iman yoksa, hakikatte O’na imanın da olmadığını ifade etmektedir. Bu itibarla Allah’a iman keskinleşmeden, ahirete iman kesinleşmeyecek demektir.

Eveet! Haşre iman, hayatın devamına iman; hayatın devamına iman, hayatı daimi olana imandır. Tabir-i diğer ile haşri kabul, hakikati kabul; hakikati kabul, Hakk’ı kabuldür. Haşri inkâr, hesabı inkâr; hesabı inkâr, “Seri’ul Hisab” olanı inkâr demektir.

Elhasıl; her işin ön ucu son-ucuna, sonucu ön-ucuna bağlıdır. Hiçbir işin mebdesi müntehasından, mülkü melekûtundan, sureti siretinden, niyeti akıbetinden müstakil değildir. Niyetin yönü ya hayrın önü, ya şerrin öncesidir. Bu itibarla Allah’a iman hayrın önü, ahirete ikan hayrın yönüdür.

İman/ikan yürekte yaşayan bir candır; sırtta taşınan bir canan değil… Dünyayı aşan ve gittikçe yaklaşan bir geleceğe (cennete), sırtta taşınan ve günahlarla aşınan geleneksel bir iman ile ulaşılamaz. Nefsin arzularına kul köle olan, Allah’a hakkıyla kul olamaz!

[1] Bakara; 2:4.

[2] İ. İ’caz; 59.

[3] Ra’d; 13:5.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
7 Yorum