Ömer’ini Arayan Yüzyıl

İnsan küçük bir kainat, kainat büyük bir insan. Kainatta var olan her şey ya nispi olarak veya ayni olarak insanın varlığında da derc edilmiş.

On sekiz bin alemden müteşekkil kainatın her alemine esma-i hüsnanın nurları hakim kılınmış.

 

Bu nurlar vesilesiyle oluşan varlıklar arasındaki aşk, şefkat, merhamet, adalet gibi değerler ile kainat sonsuz bir ahenk ve denge içinde varlığını binlerce yıldır sürdüre gelmiş. Üstadın ifadesi ile ne zaman beşerin kirli eli kainata müdahale etmiş, ne zaman insan kendi aklını kainata mühendis kılmaya kalkmış, o zaman kainattaki denge ve ahenk sarsılmaya başlamış.

 

Her insan kutsalını içinde taşır, gittiği yere onu da götürür. Her insan kutsalından bir dünya kurar. Kutsalından bir imparatorluk inşa eder. İnsan “insan” olabildiği ve “insan” kalabildiği müddetçe bu böyledir. İnsan kendini mana aleminde gücü sonsuz olan alemlerin Rabbine teslim edip, fıtratullah, adetullah, sünnetullah kanunlarına tabi olarak yaşadığı müddetçe bu böyledir.

 

21. yüzyıl insanın “insanlığını” yitirdiği bir çağ.

İnsanın imparatorluğunun yıkıldığı bir çağ. 

Yıkımların, helaketlerin, felaketlerin, savaşların yaşandığı bir çağ.

Dünya manevi bir buhran geçiriyor. Bu çağ “manevi temelleri sarsılan batı” medeniyetinin çağı.

 

Bu çağ aşkın (!) şefkate, kuvvetin hakka, güçlünün zayıfa, nihayet zulmün adalete galip geldiği çağ.

 

Bu çağ “karşı”  veya “taraf” olanların çağı.

Bu çağ kendine “ayar” çekmeden dünyaya “ayar” çekmeye kalkışan tarih ve toplum mühendislerinin çağı.

 

Bu çağ “çalınan rüyaların”, “çalınan zaferlerin” , nihayet “çalınan rollerin” çağı.

 

Asr-ı saadet bir rüya çağıydı. Bu çağda o rüyayı çaldılar. Saadet asrı yerine sefahat asrını ikame ettiler.

 

1839 yılına kadar ki dönem asr-ı saadeti tesis eden en önemli üçüncü insan olan Hz. Ömer’in adaleti ile hikmetle hükmeden iktidarların çağıydı. Bu çağ özelde Müslümanlar için, genelde insanlık için “zaferler” çağıydı. Bundan sonra zaferler çalınmaya başlandı. Bazıları küçük hesaplar peşinde koştular.

 

Kendilerine “küçük dünyalar” kurdular. Önce içlerindeki imparatorlukları yıktılar. Sonra üç kıtada asırlarca hikmetle ve adaletle hükmeden kocaman bir imparatorluğu yıktılar. Kendilerini küçük bir coğrafyaya mahkum ettiler.

 

Bazıları büyüklendiler, kibirlendiler; kendilerine “küçük dünyalar” kurdular.  Halbuki “Mesleğimiz Ömeriyyedir” diyen “Hazreti Pirin” yolunu kendine rehber edinen “atlastan cepkenli yiğit akıncı”  Hz. Ömer’in adaletini, Hz. Pirin tevazusunu arkasına alarak “Küçük Dünyam”ı yazdı. O ruh ile Hz. Ömer ve Osmanlı İmparatorluğu gibi sadece üç kıtada değil, yedi kıtada fetihlerden fetihlere koştu. Asr-ı saadet kadar kısa bir zamanda asr-ı saadete ve onun bir şerhi olan Osmanlı İmparatorluğuna benzer, ondan çok daha geniş bir coğrafyaya hitap eden kocaman bir imparatorluk kurdu.

 

Bu çağ adalet-i mahzanın da, adalet-i izafiyenin de olmadığı bir çağdı. Onun için rol çalmak çok kolaydı bu çağda. Bu çağ “rol çalma” çağıydı. Güya adaleti savunan “Adalet”li partiler, adaleti temsil ettiğini iddia eden Ömerler ortalıkta kol geziyordu.

 

Dünya gerçekten “insan”ı arıyor. Dünya gerçekten Hz. Ömer gibi birini  arıyor. Hz Ömer’e olan ihtiyaç her geçen gün artıyor. Siyasi, iktisadi, sosyal ve insani anlamda savrulmalar yaşayan bu çağ her zamankinden daha çok Hz. İnsanı, Hz. Ömer’i arıyor.

 

Halit Çil bu arayışı dillendiren yazarlardan birisi. İslam Tarihi doktoru olan yazar “Yirmi Birinci Yüzyıl İnsanı İçin Hz. Ömer’den Liderlik Dersleri” alt başlığı ile çıkan kitabında “Ömer’ini Arayan Yüzyıl”ı (Nesil Yayınları. Ocak. 2011) anlatıyor.

 

Hz. Muhammed’in (aleyhüsselatü vesselam) liderlik vasıflarından örnekler vererek söze başlayan yazar Hz. Peygamberin aklı mesabesindeki Hz. Ömer’e sözü getiriyor.

 

Yazar Hz. Ömer’in bireysel liderlik özelliklerini anlattığı birinci bölümde onun beşeri ve ahlaki değerlerine vurgu yapıyor. Hz. Ömer’in siyasi ve idari özelliklerini anlattığı ikinci bölümde onun iletişim başarısı, takım liderliği, motivasyon ve performans yönetimi, çatışma yönetimi, siyasi ve idari sistemin teşekkülü, siyaset ve güç anlayışı gibi özellikleri üzerinde duruyor.

Üçüncü bölümde klasik ve modern liderlik yaklaşımları üzerinde duran yazar liderlik kuramlarına göre Hz. Ömer’in öne çıkan özelliklerini tespit ediyor.

 

Zeyl: Her insan fethedilmeyi bekleyen kale gibidir. Bir insanı en güzel şekilde ancak insanın kendisi fethedebilir. Zira insanın kendisi kadar kendini tanıyan başka varlık yoktur. Gerçekte her insan içinde bir Ömer taşır. Fıtratına uygun bir cereyan ile hareket eden insan hikmetle kendisi tanıyacak, böylece varlığa adaletle hükmedecektir. Hal böyle olunca da kainatın süregelen hikmet ve adalet dolu ahengine kendini eklemleyecektir. Ömer Çil’in bu kitabı Ömer gibi olmak ve Ömer gibi çağa nizam vermek isteyenler için başucu niteliği taşıyor.

İletişim:e-mail: [email protected]

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
YORUM KURALLARI: Risale Haber yayın politikasına uymayan;
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve BÜYÜK HARFLERLE yazılmış yorumlar
Adınız kısmına uygun olmayan ve saçma rumuzlar onaylanmamaktadır.
Anlayışınız için teşekkür ederiz.
1 Yorum